BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Muhammed Mazhar

Muhammed Mazhar

Muhammed Mazhar, Hindistan’ın büyük velîlerinden Ahmed Saîd-i Fârûkî hazretlerinin en küçük oğludur. İmam-ı Rabbani hazretlerinin soyundandır. 1832 (H.1248) senesinde dünyâya geldi. 1883 (H.1301) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti.



Muhammed Mazhar, Hindistan’ın büyük velîlerinden Ahmed Saîd-i Fârûkî hazretlerinin en küçük oğludur. İmam-ı Rabbani hazretlerinin soyundandır. 1832 (H.1248) senesinde dünyâya geldi. 1883 (H.1301) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti. Muhammed Mazhar hazretleri vefatından kısa bir zaman önce talebelerine İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubatından şu mektubu okumuştu: Rü’yâların kıymeti olsaydı, rü’yâda görülenlere güvenilseydi, talebelerin hocaya hiç ihtiyaçları olmazdı. Sâdık olan bir talebe, hocası varken, binlerce rü’yâya on paralık değer vermez... Resûlullahın “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vesselâm” yüksek şânına yakışacak üzere, şeytanın hiçbir şekilde o Serverin ismi ile görünemeyeceğini söylersek, o şekilden emirler almak ve onun beğenip beğenmediğini anlamak kolay değildir. Mel’ûn şeytan düşmânlığını burada da gösterebilir. Araya karışarak, olmayan şeyi olmuş gibi gösterebilir. Rü’yâ göreni şaşırtır. Kendi sözlerini ve işaretlerini, o şeklin “alâ sahibihessalâtü vesselâm” sözleri ve işaretleri imiş gibi gösterir... Çoğumuzun bildiği gibi, bir gün Seyyid-ül-beşer Eshâbı ile oturuyordu. Kureyş’in ileri gelenleri ve kâfirlerin şefleri orada idiler. Seyyid-ül-beşer onlara (Vennecmi) sûresini okudu. Onların putlarını anlatan âyet-i kerimeye gelince, mel’ûn şeytan putları öven birkaç sözü, o Serverin sözüne ekledi. Dinleyenler, bunları da o Serverin sözü sandılar. Şeytanın sözlerini âyet-i kerimeden ayıramadılar. Orada bulunan kâfirler bağırmaya başlayarak, Muhammed bizimle sulh yaptı, putlarımızı övdü dediler. Orada bulunan Müslümanlar da, okunan sözlere şaşakaldılar. O Server şeytanın sözlerini anlamadı. (Ne oluyorsunuz?) diye sordu. Eshâb-ı kirâm, siz okurken bu sözler de araya karıştı dediler. O Server düşünceye daldı ve çok üzüldü. Hemen Cebrâîl-i emîn vahiy getirdi. O sözleri şeytanın karıştırdığı, bütün Peygamberlerin sözlerine de karıştırmış olduğunu bildirdi. Allahü teâlâ, o sözleri âyet-i kerime arasından çıkardı. Kendi kelâmını sapsağlam yaptı... UYANIK İKEN BİLE!.. Görülüyor ki, o Server hayatta iken ve uyanık iken ve Eshâb-ı kirâm arasında, şeytan-ı la’în o Serverin sözüne kendi bozuk şeylerini karıştırıyor ve hiç kimse bunu ayıramıyor. O Server vefât ettikten sonra bir kimse uykuda hisleri çalışmaz iken ve yalnız iken, nasıl olur da, rü’yânın şeytanın karışmasından korunduğunu ve onun değiştirmediğini anlıyabilir?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT