BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asıl erozyona dikkat!..

Asıl erozyona dikkat!..

Milletimizin büyük bir demokrasi sınavından geçerek, gerçekleştirdiği seçimleri, elbette enine boyuna incelemek ve bazı sonuçlar çıkarmak isterdik.



Milletimizin büyük bir demokrasi sınavından geçerek, gerçekleştirdiği seçimleri, elbette enine boyuna incelemek ve bazı sonuçlar çıkarmak isterdik. Her şeyden önce; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altına en az 23 hanım milletvekilinin girdiğini müjdeleriz. Daha sonra da; Milliyetçi Hareket Partisi’nin elde ettiği zaferi hem alkışlamak, hem de kutlamak gerekir. Zaten, öteden beri MHP’nin barajı rahatlıkla aşacağına inananlar arasında yer alıyor ve bunu sık sık yazılarımızda dile getiriyorduk. Son olarak; Doğru Yol Partisi, ANAP ve Fazilet’in uğradığı erozyona da değinmek istiyoruz. Gerçekten de, hem DYP hem ANAP’taki erozyon dikkat çekici. Özellikle DYP’de, lider değişiminden beri 20 civarında bir puan kaybı bahis konusu. Oysa, seçimlerde alınan en fazla puan yüzde 22’yi bile geçmemekte. Yani, erozyonun şiddeti karşısında dehşete düşmemek elde değil. Önümüzdeki haftalarda, MHP’nin yükselen değeri ve merkez sağda yaşanan erozyon üzerinde daha geniş bir şekilde duracağız. Bu çağrışımla, yine asıl erozyona değinmek istiyoruz. Ülkemiz; daha önceleri de sık sık belirttiğimiz gibi, “büyük bir erozyon tehlikesiyle karşı karşıya değil, ne yazık ki içinde yaşıyor. Her gün değil, her dakika topraklarımızdan bir bölüm adetâ uçup gidiyor.” Yılda 500 milyon ton toprak ve yaklaşık 9 milyon ton bitki besin maddesinin yitirildiği Türkiye hızla çölleşiyor. ABD Uzay Araştırma Merkezi NASA’nın, erozyon yüzünden Türkiye’nin her yıl en az Kıbrıs kadar toprak kaybettiğini açıklamasının dehşeti karşısında irkilmemek mümkün mü? Erozyonun hızlanmaya başladığı 1950’li yıllardan bugüne kadar, en az 57 milyon hektar alan erozyona maruz kalırken, sadece bu alanın yüzde 6’sı kontrol altına alınabilmiş. Yani bütün tahribatına rağmen, erozyonla mücadele henüz yetersiz. Oysa, Türkiye çölleşirken, erozyonla mücadelenin kesinlikle devlet politikası ve milli bir görev olması lazım. Fakat, çoğu siyasi partilerin çalışma programlarında bile yer almayan böylesine önemli sorunun tahribatı giderek büyümekte. Siyasi partilerden başlayan ve devlet politikasına kadar uzanan başı bozukluk, erozyonla mücadeleyi ister istemez gönüllü kuruluşlara yüklemekte. Çevre tahribatına, erozyona mücadele bayrağını açan yüzlerce kuruluşun çalışmaları ne yazık ki yetersiz kalıyor. Üstelik koordine edilmediği için, eriyip gidiyor. Yine de başta TEMA olmak üzere, gönüllü kuruluşların çalışmalarına, maddi ve manevi destek olma gereğini duymalıyız. Yeri gelmişken, erozyonun zararları ile ilgili olarak TEMA’nın derlediği bazı bilgileri yeniden tekrarlıyalım:-Toprak erozyonu tarımdaki verimsizliğin en önemli sebebidir. Toprakları, erozyon ve amaç dışı kullanım nedeniyle hızla verimsizleşen, giderek yok olan tarım arazileri, hızla artan nüfusu besleyemez olmuş ve kırdan kente göç hızlanmıştır. Göçler şüphesiz ekonomide çok ağır yükler ve sıkıntılar meydana getirmektedir. -Kaybettiğimiz toprakların barajlarımızı doldurması ve ömürlerini kısaltmasının milli ekonomimizde oluşturduğu zararların boyutları çok büyüktür. 2000’li yıllarda suyun petrol kadar, belki daha önemli bir meta olacağı kesinleşmiştir. Bitki örtüsü ve toprak olmadan kar ve yağmur sularımızın boşa akıp gitmesi önlenerek rezevrlere indirilmesi, depolanması ve su kaynaklarının düzenli ve sürekli beslenmesi mümkün değildir. -Bitki örtüsünün kalkması erozyona başlıca sebep teşkil ederken, toprak kaymaları, taşkınlar, sel ve çığ felaketlerine ve korkunç zararlara yol açmaktadır. -Toprağın kaybıyla bir daha yerine koyamadığımız orman varlığımızın milli ekonomideki yerini değerlendirmek için, bir ağacın ömrü boyunca ürettiği fonksiyonel değerler toplamının, odun değerinin 2000 katı olduğunu dikkate almak yeter. - Meraların kaybolması ise hayvancılıktan ülkemizin kazanabileceği büyük gelir ve istihdamdan mahrum olmamıza sebep olmaktadır. - Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile jeolojik dengeler ve iklimin bozulmasının, doğal varlıkların kaybolmasının yaptığı ekonomik zararların vahim neticeleri ortadadır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT