BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sermuharrir

Sermuharrir

Kadim gazetecilik dönemindeki başyazarlık müessesinin son temsilcilerindendi. Gazete makalesinin sadece yorum değil bilgi de ihtiva edebileceğini gösteren muharrirlerdendi.



Kadim gazetecilik dönemindeki başyazarlık müessesinin son temsilcilerindendi. Gazete makalesinin sadece yorum değil bilgi de ihtiva edebileceğini gösteren muharrirlerdendi. Tarihi mufassal, gazete makalesini muhtasar yazabilen, iyi bir entelektüeldi. Gazetemizin başyazarı Yılmaz Öztuna vefat etti. Yazılarındaki bilgi ve tarih analizlerinden istifade ettiğim kıymetli yazarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Sath-ı müdafaa İfadeye çağrılan MİT yöneticileri, görevden alınan polis müdürleri... MİT tarafından izlendiği söylenen -ve polisçe yakalanan- istihbarat görevlileri... 12 Haziran seçiminden bu yana 8 ay geçti. Sırf şu 8 ayda bu ülkede olan bitenleri, başka bir ülkenin insanları bir ömür boyu yaşamazlar. Ankara’da olağanüstü şeyler oluyor. Ülkenin yaşadığı büyük değişim süreci müesses nizamı sarstıkça, belli ki direncin şekli, boyutu ve mecrası da değişiyor, çeşitleniyor. Kurulu düzenin yargı sistemi içinde oluşturduğu savunma hattı çökünce, hat askerî bürokrasinin ardına çekilmişti. O hattın da yeterli olmayacağı görülünce, anlaşılan o ki, yeni savunma hatları oluşturuluyor. Esasen sistem, ideolojik referanslarını aldığı kaynaktan mülhem ‘sath-ı müdafaa’ yapıyor. Hiç şaşırtıcı değil... Manivelanın el değiştirmesi tabii ki kolay olmayacaktı. 80 yıllık bir statükonun sona ermesi öyle ‘bir lahzada’ olmuyor. Türkiye’de değişimin taşıyıcısı AK Parti olduğu için, bu ‘müdafaa hatları’ da ona karşı kuruluyor. Ülkedeki değişimin sonucunu uzlaşma filan değil, ‘bir tarafın mutlak galibiyeti’ belirleyecek. Sivil siyasete mutlak galibiyeti getirecek olan da yeni Türkiye’nin kurumsal altyapısının oluşturulmasıdır. Yani askerî ve ideolojik vesayetin gerilemesini konjonktürel değil sürekli kılacak yasal ve idari değişiklikler yapılmasıdır. İtalya’daki gladio’yu soruşturan Felice Casson’un 2007’de Türkiye’ye geldiğinde söylediğini bir kez daha hatırlamakta fayda var: ‘Leoparın kuyruğunu tutmak tehlikelidir, tutarken iyi düşünmek lazım ama bir kez tutunca da öldürünceye kadar bırakmamak lazım.. Bıraktığınız anda o sizi öldürür.’ Son aylarda yaşanan birçok hadiseye bir de bu ‘metaforik tavsiye’nin zaviyesinden bakın isterseniz... Dekoder Ne zaman kafa karıştırıcı ve çok boyutlu olduğu hissedilen bir hadise olsa, ortalığı ‘dekoder yorumcular’ kaplıyor. Perde arkası analizleri, Le Carré veya Trevanian’vari kurgusal yorumlar... İz’anlı ve tutarlı yorumlara itirazım yok. Lakin TV’den TV’ye, websitesinden websitesine koşturan, aynı dakikada iki mecrada birden yorum yapabilmeyi başaran bu ‘dekoder’lerden ikrah etmiş durumdayım. Kullandıkları polis-istihbarat jargonu veya ‘gazeteci şüpheciliğinin yanından bile geçmeyen’ kesinlikteki ‘kanaatleri’ ayrı bir mevzu... Dekoder, bildiğiniz gibi şifreli yayınları çözen bir alet... Ama bizim yorum yapan dekoderler korsan olduklarından olsa gerek, ‘çözdük’ dedikleri görüntüyü daha bulanık hale getiriyorlar. Ve çok sıkıcı oluyorlar.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT