BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mustafa Mânevî Efendi

Mustafa Mânevî Efendi

“Muhammed aleyhisselâmın bin mu’cizesi göründü, dost düşman herkes de bunu söyledi. Bu mu’cizelerin en kıymetlisi, edebli olması ve güzel huyları idi.”



Mustafa Mânevî Efendi, büyük âlim ve velilerden Karabaşvelî’nin oğlu ve halîfesidir. Tasavvuf yolunda, babasının yanında kemâle geldi. 1690 (H.1102) senesinde Sokullu Mehmed Paşa dergâhında hocalık yaptı. Daha sonra da Ordu-yu Hümâyûn’a tâyin edildi. Orada da vaaz ve nasîhatlerine devâm etti. 1702 (H.1114) senesinde İstanbul’da vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: Muhammed aleyhisselâmın bin mu’cizesi göründü, dost düşman herkes de bunu söyledi. Bu kadar mu’cizelerin en kıymetlisi, edebli olması ve güzel huyları idi. (Kimyâ-i Se’âdet) kitâbında diyor ki: (Ebû Sa’îd-i Hudrî “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki: Resûlullah, hayvana ot verirdi. Deveyi bağlardı. Evini süpürürdü. Koyunun sütünü sağardı. Ayakkabısının söküğünü dikerdi. Çamaşırını yamardı. Hizmetçisi ile birlikte yerdi. Hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca, ona yardım ederdi. Pazardan öte beri alıp torba içinde eve getirirdi. Fakîrle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selâm verirdi. Bunlarla müsâfeha etmek için, mubârek elini önce uzatırdı. Köleyi, efendiyi, beyi, siyâhı ve beyâzı bir tutardı. Her kim olursa olsun, çağırılan yere giderdi. Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafîf, aşağı görmezdi. Akşamdan sabâha ve sabâhtan akşama yemek bırakmazdı. Güzel huylu idi. İyilik etmesini sever idi. Herkesle iyi geçinirdi. Güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Söylerken gülmezdi. Üzüntülü görünürdü. Fakat, çatık kaşlı değildi. Aşağı gönüllü idi. Fakat, alçak tabî’atlı değildi. Heybetli idi. Ya’nî saygı ve korku hâsıl ederdi. Fakat, kaba değildi. Nâzik idi. Cömerd idi. Fakat, isrâf etmez, fâidesiz yere bir şey vermezdi. Herkese acır idi. Mübârek başı hep önüne eğik idi. Kimseden bir şey beklemezdi. Se’âdet, huzûr isteyen, Onun gibi olmalıdır.) “LA’NET?İÇİN?GÖNDERİLMEDİM!” (Mesâbîh) kitâbında, Enes bin Mâlik “radıyallahü anh” buyuruyor ki: (Resûlullaha on sene hizmetçilik ettim. Bana bir kerre üf demedi. Şunu niçin böyle yaptın, bunu niçin yapmadın buyurmadı). Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” diyor ki: “Bir gazâda, kâfirlerin yok olması için duâ buyurmasını söyledik. (Ben, la’net etmek için, insanların azâb çekmesi için gönderilmedim. Ben, herkese iyilik etmek için, insanların huzûra kavuşması için gönderildim) buyurdu.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT