BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öztuna bir ekoldür

Öztuna bir ekoldür

-Yılmaz Öztuna‘yı kaybettik. -Eserleri kaldı yadigâr. -Öztuna mektep adamdı, ekoldü. -Türk tarihçiliğinde çığır açan müstesna bir ilim adamıydı.



-Yılmaz Öztuna‘yı kaybettik. -Eserleri kaldı yadigâr. -Öztuna mektep adamdı, ekoldü. -Türk tarihçiliğinde çığır açan müstesna bir ilim adamıydı. Cumhuriyet dönemi resmî tarihçilerinin, milletimizi yalan yanlış bilgilerle şaşırtmaya çalıştığı bir dönemde ortaya çıkıp yılmadan, yorulmadan doğruları cesâretle yazdı. Sultan Abdülaziz Han, İkinci Abdülhamid Han ve Vahdeddin Han aleyhinde yazılanların iftira olduğunu belirterek, Osmanlı‘yı kötüleyenlerin karşısına belgelerle dikildi. -14 ciltlik Türkiye Tarihi bir şaheserdir. *** -Yılmaz Öztuna adı ilk defa Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye‘de dikkatimi çekti. Yüzyılımızın bu en muhteşem eserinde bilhassa Osmanlı tarihinin kritik konuları anlatılırken, Öztuna‘nın Türkiye Tarihi adlı kitabına atıf yapılıyordu. Dünyadaki her insan için biricik kurtuluş rehberi niteliğindeki Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye‘nin en önemli özelliklerinden biri ise ancak doğruluğundan kesin olarak emin olunan eserlerin kaynak olarak gösterilmesidir. -Öztuna‘nın Türkiye Tarihi de bu değerli kaynaklardan biridir. LİSELERDE OKUTULDU Öztuna, daha sonra lisede karşıma çıktı. Lise üçüncü sınıflar için yazdığı Tarih‘i (1976), ders kitabı olarak okuma şansına nâil oldum. Bu eseri zamanla, başucu kitaplarımdan biri oldu. -Nasıl olmasın ki? Bakın, 271. sahifesinde ne diyor: “Milletlerarası sol, bütün dünyada klasik değerleri gözden düşürmek için büyük çaba harcamış, bu uğurda milyarlarca dolarlık dış yatırımlar yapmış, işine yarar her mihrâka para dağıtmıştır. Klasik resim yerine dejenere resim, klasik musiki yerine dejenere musiki, klasik şiir yerine vezinsiz, kafiyesiz laf yığınları ortaya çıkarmıştır. Kan, şiddet ve şehvet edebiyatını işlemiş ve teşvik etmiştir. Dinî ve ahlakî değerleri küçük düşürmeye çalışmıştır. Millî kahramanları aşağılamak, millî tarihi küçümsemek ve tahrif ederek yeni nesillere öğretmek için bütün kalemşorlarını seferber etmiştir.” -İyi ki liseyi, böyle muazzam bir eserin ders kitabı olarak okutulduğu dönemde bitirmişim! *** Sonraki yıllarda Öztuna‘yla Türkiye gazetesinde buluştuk. Takıldığım bâzı konuları kendisine (telefonla) sorduğumda, gâyet sabırlı ve nâzik bir üslupla aydınlattı. Prof. Dr. İlber Ortaylı‘nın dediği gibi, “Bütün bir nesil bilmediklerini, Yılmaz Hoca’mızdan öğrendi ama daha önemlisi, yanlış bildiklerini onun sayesinde düzeltti. Bugün çok muhterem bir üstadımızı ve muhterem bir meslektaşımızı ebediyete uğurluyoruz.” 20 YIL, DİLE KOLAY... Ortaylı, Öztuna‘nın cenâze töreninde yaptığı konuşmada, önemli bir şey daha söyledi: “Tabiî ki, ilim adamlarına çalışma imkânı sağlayanlara da teşekkür etmemiz lâzım.” Bu çerçevede; merhum Yılmaz Öztuna‘yı rahmetle yâd ederken, teşekkür etmemiz gereken çok önemli bir şahsiyet daha var. O da; Öztuna‘ya, Türkiye gazetesinin kapılarını açıp, başyazarlık pâyesi veren sevgili Enver Abi’miz. Gerçekten de dehâ olsanız bile; mekân ve imkânınız yoksa zâyi olursunuz. -Esâminiz okunmaz! Enver Abi, Öztuna‘ya 20 yıl işte bu mekân ve imkânı verdi. Öztuna‘ya sâhip çıkarak; bizlere, bu çok değerli tarihçi, yazar ve stratejistin yazılarından istifâde etme fırsatı verdiği için Enver Abi‘ye müteşekkiriz. *** Ve, Öztuna‘yı, “Fethi mümkün kılan dehâsının tahlili”ni yazdığı Fâtih’in camisinden dualarla uğurladık. Son söz: -Gözün arkada kalmasın Üstâd. -Eserini yaşatacağız!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT