BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nizâmeddîn Ebü’l-Müeyyed

Nizâmeddîn Ebü’l-Müeyyed

“Pişmânlık, tevbenin bir parçasıdır. Küçük günâha ısrar etmek, büyük günâh olur. Büyük günâha ısrâr etmek, insanı küfre götürür. Sizin bu hâliniz, büyük ni’mettir.”



Nizâmeddîn Ebü’l-Müeyyed, Hindistan evliyâsının büyüklerindendir. Kuzey Hindistan Türk sultanlarından Şemseddîn İltutmuş (vefâtı 1236 [H.633]) zamânında çok meşhûr oldu. Nizâmeddîn Evliyâ, çocukluğunda onun sohbetine kavuştu. Kabri, Nevşehir’in Gülşehir ilçesinde olan Cemâl Gülevî, bu mübârek zâtın evlâdındandır. Vefatından kısa bir zaman önce, kendisine sual soran bir talebesine buyurdu ki: “Soruyorsunuz ki, riyâzet yapınca, ibâdet yapınca, nefsim kabarıyor. Benim gibi sâlih, iyi kimse yoktur sanıyor. İslâmiyyete ters düşen bir şey yapınca da kendimi muhtaç, âciz sanıyorum. Bunun ilâcı nedir, diyorsunuz. Allahü teâlânın lütfuna, ihsânına kavuşmuş olan kardeşim! İkinci olarak bildirdiğiniz ihtiyâç ve âciz olmak, pişmânlıktan ileri gelir ki, çok büyük ni’mettir. Allah korusun, eğer günâh işledikten sonra, pişmân olunmazsa ve hele günâh işlemek tatlı gelirse, günâha ısrâr etmek, dadanmak olur. Pişmânlık, tevbenin bir parçasıdır. Küçük günâha ısrar etmek ise, büyük günâh olur. Büyük günâha ısrâr etmek, insanı küfre götürür. Sizin bu ikinci hâliniz, büyük ni’mettir. Buna şükrediniz ki, pişmânlığınız çoğalsın ve İslâmiyyete uymayan işlerden sizi korusun... Nefsinizin birinci hâli, ucb, ya’nî ibâdet yaptığı için kendini beğenmektir. Ucb, korkunç bir zehirdir. Öldürücü bir hastalık olup, ibâdetleri ve iyilikleri yok eder. Ateşin odunu yakması gibidir. Bunun ilâcı, iyi işlerini kusûrlu görmeli, bunlardaki gizli çirkinlikleri düşünmeli, böylece, kendinin ve ibâdetlerinin kusûrlu, bozuk olduğunu anlamalıdır... İBÂDETİNİ KUSURLU GÖRMEK! Bir kimse, amellerini, ibâdetlerini kusûrlu görünce, bunların kıymeti artar. Kabûl edilmeğe lâyık olurlar. İyiliklerinizi böyle görmeğe ve ucb hâsıl olmamasına çalışınız. Yoksa sonu çok kötü olur. Bu felâketten yalnız Allahü teâlânın diledikleri kurtulabilir. İbâdetlerini, iyiliklerini kusûrlu, bozuk görmeğe kavuşan bir kimse, öyle bir hâle gelir ki, sağ omuzundaki, iyilikleri yazan meleğin hiçbir şey yazmadığını sanır. Çünkü, yazacağı bir iyilik yaptığını görememektedir. Sol omuzundaki, kötülükleri yazan meleğin durmadan yazdığını sanır. Çünkü, yaptıklarının hepsinin çirkin ve kötü olduklarını görmektedir. Bu hâle kavuşan ârife, herkesin anlayamayacağı ve anlatamayacağı iyilikler ihsân olunur...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT