BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz saç

Beyaz saç

Marta kasabanın ucunda yalnız yaşardı. Çevresinde aksiliğiyle tanınırdı. Bir gece şerifin küçük kızı, verandada oturan Marta’ya seslendi “Bayan, siz neden hiç bahçeye çıkmıyorsunuz? Yanıma gelsenize” Marta, sevgi yumağı çocuğu tersleyerek ak saçlı bir ihtiyar olduğunu ve yürüyemediğini söyledi.



Marta kasabanın ucunda yalnız yaşardı. Çevresinde aksiliğiyle tanınırdı. Bir gece şerifin küçük kızı, verandada oturan Marta’ya seslendi “Bayan, siz neden hiç bahçeye çıkmıyorsunuz? Yanıma gelsenize” Marta, sevgi yumağı çocuğu tersleyerek ak saçlı bir ihtiyar olduğunu ve yürüyemediğini söyledi. “İçindeki sevgiye tutunarak in bahçeye” dedi küçük kız. Marta denileni yaptı, artık bahçedeydi! Küçük kız yaşlı kadının gri saçlarını okşadı, “Bakın gökteki yıldızlar saçınıza inmiş” dedi gülümseyerek. Marta o an sevgiyi ve hayata sarılmayı anladı! Birlikte gözyaşlarına boğuldular, kelebekler uçtu kondu falan... Bir bahaaaar akşamı rastladım sizeee. Neden başımı öne eğmiştim? Boya yaptırıyorum da şekerim. Kuaföre geldim, gencim güzelim, baharda yeşillenen fındık dalları gibi şenim maşallah. O da ne? Kuaför, boya fırçasını kaseye bırakırken: “On dakika bekleyip yıkamaya alacağız, beyazların kapanmasını beklemeyelim!” dedi. Etrafa baktım, benden başkası yoktu, resmen bana diyordu!. Beyaz! Ne beyazı? Saçlarım mı beyazlamış? Bu ne münasebetsiz bir lakırtıydı?.. Beynim ısındı! Hatta karıncalanıyor sol kolumdan aşağısı... “Kime bakmıştın aslanım?” ifadesi takındım suratıma. Kötü kuaför kabahatinde ısrarcıydı: “Aradaki beyazları diyorum hamfendii, kapanmasa da olur.” Çektim el frenini indim aşaaa! diyebilmeyi çok isterdim. Hatta bi baktım sağ elim aranıyor, koltuğun boy ayar kolunu çekmişim, gerisini hatırlamıyorum hakim bey!.. Kafada beyaz saç teliyle karşılaşmak, tsunami gibi, ağza sinek kaçması, salona kamyon girmesi gibi insanın duyup da başına gelmeyeceğini sandığı şeylerden! Ama oluyor mirim... Ayna önündeyim... Çöp torbası yapılmak için marketten aşırılmış poşet çaresizliğindeyim! Saçlarım, rockçı solistin konser sonu modeli. Biraz daha yaklaşınca aynaya, parmaklarla da iyice ayırınca telleri; al işte tüm hainliğiyle orda kır saç teli! İlk şokun ardından, serinkanlı tavrımı takındım. Su püskürtmek, cımbızla korkutmak, refleks olarak o teli yolmak çözüm değil tabii! Usulca diğer saç tellerinin arasına, altlara doğru şöyle karıştırıp sakladım. Bir süre sonra birbirimize alıştık zaten, adını Zarife koydum; ayrı yıkadım, ıslatıp yapıştırdım... Çoğaldılar!.. Hımm, demek renk pigmentlerim greve gitti, önlerdekiler de grev gözcüleri! Saç uçları da kırılarak alternatif protesto örgütlüyorlar. Bana ha? Toplu pigment ve saç kremi sözleşmesi ha? Bura sosyal bir kafa değil, hepinizi tek tek yolmaz mıyım ben?! Yoldum! Hepsini... Yoldum da ne oldu? Toplu greve yöneldiler; Kırkafa Kazım pek yakında sinemalarda!.. Gelelim Marta’ya. İşte azizim, mevzu burada. Hayat, bu “ay çok duygusaaal” denip ona buna gönderilen; aşklı, kuşlu böcekli sevgi pıtırcıklı ağlak hikayelerdeki gibi değil! Beyazlar profilden Georgey Clooney havası yapılarak, olmadı boyatıp km sıfırlayarak hallolur. Ya yüreğimizdeki kellik ne olacak?.. > Ninem diyor ki; Saçı uzunun ahı, tahttan indirir şahı...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT