BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şeffaf ve denetlenebilir

Şeffaf ve denetlenebilir

Türkiye’de devlet mekanizmasının ne kadar kirli ve karmaşık olduğunu bugün fark etmedik. Darbe günlükleriyle başlayıp Ergenekon’dan Balyoz’a uzanan 5 yıllık süreçte ortaya dökülen belgeler, bilgiler, ilişkilerle ifşa olmuştu bu kirli yapı...



Türkiye’de devlet mekanizmasının ne kadar kirli ve karmaşık olduğunu bugün fark etmedik. Darbe günlükleriyle başlayıp Ergenekon’dan Balyoz’a uzanan 5 yıllık süreçte ortaya dökülen belgeler, bilgiler, ilişkilerle ifşa olmuştu bu kirli yapı... Bürokratik vesayetin içine kapattığı, denetlenemez, hikmetinden sual olunmaz bir egemenler sultası idi devlet... İdeolojik surlarının ardında dokunulamayan ama dilediği herkese dokunan, korkulan, biat edilen bir devlet... Seçilmiş siyasetçinin ittiba etmek ve söylenenleri yapmak zorunda olduğu bir devlet... Devlet, bürokrasisiyle, askeriyle, polisiyle, istihbaratçısıyla kocaman bir organizma... Ergenekon ve Balyoz davaları ile onlara paralel açılan davalar, bu organizmanın kusur ve kabahatlerinin bir bölümünü ortaya çıkardı. Büyük kısmı henüz karanlıkta olsa bile, şunu gördük: Otoriter ve denetlenemeyen idari yapılar, o yapının içinde gücü elinde tutanların ‘o gücün şehvetine kapılmaları’ yüzünden fena halde yozlaşıyor, kirleniyor. Hükümranlık savaşları, menfaat kapışmaları alıp başını gidiyor. Bir haftadır MİT’le yatıyor, polisle kalkıyor ülke... Ne oluyor, kim kimin ayağına basıyor tarafında değilim. İşin içinde olanların dışında hiç kimsenin de ne olup bittiğini bildiğini de zannetmiyorum. Lakin şunu biliyorum. Bu ülkede devletin içinde ‘güç ve imtiyaz adaları’ oluşmuş on yıllar boyunca... Vesayetçi yapının sağladığı korunaklı duvarlar ardında dokunulamayan, erişilemeyen, layüs’el adalar... Gün gelip de bir siyasi iktidar ideolojik vesayetçi yapının kilit taşlarını oynatınca, bu adalar da tebarüz etmeye başladı. Sıkıntı burada... Şeffaf ve hesap verebilir bir devlet -tam da bu sebeple- elzem işte... Hangi uzlaşma? Kulağınıza hoş gelen bu kelime bende daima ürpertiye yol açıyor. Özellikle de siyasette... Uzlaşma, birbirinin varlığını ve yaşam hakkını kabul eden taraflar arasında olabilir. Lakin bir ülkede ideolojik olarak biat etmeyen hiç kimseye, zümreye hayat hakkı vermemek üzere yapılanmış bir vesayetçi düzen var ise... Bu düzen, kendi kurguladığı yapıya uymayan herkesi ezmekten, yok etmekten imtina etmemişse... Darbe yapmaktan, faili meçhul cinayet işlemekten, işkenceyle insanları sindirmekten kaçınmamışsa... Siz bu jakoben zihniyetin nesiyle uzlaşacaksınız? AK Parti iktidara bürokratik oligarşi ile uzlaşarak gelmedi; ‘Rağmen’ geldi iktidara... İlk yıllarda uzlaşma öneren filan da olmadı AK Parti’ye... Ta ki seçmenin yarısının oyunu alıp, vesayetçi yapının üzerine gitmeye başladı, ‘uzlaşma’ çağrıları ve telkinleri de o zaman başladı. Ve AK Parti ne zaman bu oligarşik zihniyet ile uzlaşmaya meyleder gibi olduysa, akabinde bir salvo geldi. Bunu ben hariçten görebiliyorsam, eminim onlar çok daha iyi görüyorlardır. Oligarşik ve jakoben zihniyetlerle uzlaşma olmaz. O zihniyetle mücadelenin galibi tektir. Ya biri, ya diğeri...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT