BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlet barış istedi Öcalan baltaladı!

Devlet barış istedi Öcalan baltaladı!

1998 yılında yakalandığında, “Devlet bana imkân verirse silahlı çatışmaları sona erdiririm, dağdaki elemanları yasal çizgiye çekerim” diyen Öcalan; 11 yıl sonra başlatılan “demokratik açılım” ve “barış müzakerelerini” baltalayan isim oldu.



> Salih Bilici ENGEL OLDULAR! 40 bin insanın ölümüne sebep olan PKK terörünü sona erdirmek için başlatılan “demokratik açılım” süreci, örgütün kanlı saldırı ve provokasyonlarıyla engellendi MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile MİT Mensupları Yaşar Yıldırım ve Hüseyin Kuzuoğlu’nun İstanbul Özel Yetkili Savcılık tarafından ifadeye çağrılmasına sebep olan “demok-ratik açılım” süreci, PKK terör örgütünün barış konusundaki samimiyetini ortaya koyma bakımından tarihî bir dönem oldu. 2009 Haziranında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün açıklamalarıyla başlayan ve daha sonra 34 PKK’lının Habur’da teslim olmasıyla devam eden süreç, 14 Temmuz 2011’de Silvan’da 13 askerin şehit olmasıyla rafa kaldırıldı. 19 Ekim 2011 tarihinde Hakkâri Çukurca’da 24 askerin şehit edilmesiyle kesin olarak sona erdirildi. İYİ NİYET, KARŞILIK BULMADI 30 yıl süren ve 40 bin insanın ölümüne sebep olan savaşı sona erdirmek için başlatılan “demokratik açılım” ve “barış müzakereleri” süreci, yine örgütün kanlı saldırı ve provokasyonlarıyla engellendi. Süreç içerisinde örgüt yöneticileri ile Oslo’da görüşmeler yapıldı. Bütün planlar örgütün silahsızlandırılması ve demokratik açılımın devam etmesi üzerineydi. Siyasi, kültürel, sosyal, ekonomik alanda çok önemli projeler hayata geçirildi. Bölge halkı nefes almaya başladı. Hiçbir kısıtlamaya gidilmeden Öcalan’ın İmralı’da avukatları ile görüşmesine izin verildi. Ancak devletin her defasında attığı “iyi niyet” adımları, örgüt tarafından aynı karşılığı bulmadı. Oysa Öcalan Kenya’da yakalandıktan sonra 1998 yılında getirildiği İmralı’da, “Devlet bana imkân verirse silahlı çatışmaları sona erdiririm, hatta dağdaki elemanları yasal çizgiye çekerim” demişti. O dönem emekli Albay Hasan Atilla Uğur’a ifade veren Öcalan, devletin barış için masaya oturması halinde yapacaklarını şöyle anlatmıştı: “Benim PKK üzerinde otoritem var. Ayrıca halk da beni çok tutmaktadır. Bana imkân verilirse PKK’yı demokratik sisteme uyarlamak için çabalarımı geliştiririm, PKK’yı yasal çerçeveye çekerim, devlet imkân verirse silahlı çatışmaları sona erdiririm hatta dağdaki elemanları yasal çizgiye çekerim. Bu da devletin yasal imkân tanınmasıyla olur. Dağdakiler zor koşullar altındadır. Cezaevlerinde 20 yıldır yatan 10 bine yakın PKK’lı insan vardır. Bütün bunlar iç barışı sağlarlar, yıllardır akan kan durur. Ben bunu kendim içim istemiyorum. Ben yakalandığımda kendini yakan insanlar oldu. Ben bu olayların gelişmesini önlemek istiyorum, bu konuda örgütümü ikna edecek güce sahibim. Özgürlük mü, derim, işte Türkiye demokratik sistemi içinde aranan her türlü özgürlük var; vatan mı, işte Türkiye vatanımız derim. Türkiye bizim tarihî ortak vatanımızdır. Bu ortak vatanın bölünmesini istemem. Milli iarede olarak da Kürtler Türk ulusal bütünlüğü içerisindedir, bunu herkes bilmelidir.” İMKÂN İÇİN YALVARMIŞTI Öcalan konuşmasının devamında, “Bütün Türk kamu yetkililerine açıkça söylüyorum: Benim de yanılmalarım, hatalarım, yanlışlarım olmuştur. Ancak imkân verilirse yeniden bir arada yaşama sürecini başlatacağım, bilmenizi istiyorum” demişti. “Bana imkân verin” diye devlete yalvaran Öcalan, barış fırsatını elinin tersiyle iten isim oldu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT