BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bin tane ahmak dostun olacağına...

Bin tane ahmak dostun olacağına...

Yaşanan son gelişmeleri, yüzeysel analizlerle, ucuz komplo teorileriyle izah etmek mümkün değil. Bazıları serapa mugalata yapıyor!.. Kendilerinden ciddi tezler beklenen kimi siyasi liderlerin, problemi teşhis noktasında ortaya attıkları iddialar, ne yazık ki, baştan ayağa çelişki dolu. Öyle basit ve gülünç mantık hataları yapılıyor ki... Hayret!



Yaşanan son gelişmeleri, yüzeysel analizlerle, ucuz komplo teorileriyle izah etmek mümkün değil. Bazıları serapa mugalata yapıyor!.. Kendilerinden ciddi tezler beklenen kimi siyasi liderlerin, problemi teşhis noktasında ortaya attıkları iddialar, ne yazık ki, baştan ayağa çelişki dolu. Öyle basit ve gülünç mantık hataları yapılıyor ki... Hayret! Bu kalibre ve ciddiyetsizlikle, memleket meselelerine yaklaşma ısrarı sürdürülürse, vay halimize... Hani derler ya, “Bin tane ahmak dostun olacağına, bir tane akıllı düşmanın olsun.” Akıllı düşman tam yerinde ve zamanında, derin hamleler yapıyor. İstediği neticeyi de, maalesef alabiliyor. Kabul edelim veya etmeyelim, Uludere faciası; terörle mücadelenin güvenlik boyutuna ağır darbe vurdu. Terör örgütüne en sıkıntılı zamanında, nefes aldırdı. Bu olayın sebebi, kaynağı, bahanesi ne olursa olsun, sonuç değişmiyor. Aynı şekilde, bölücü örgütün şehir yapılanması olan, KCK içine sızmış istihbarat elemanlarının; savcılık iddianamesinin kasten basına sızdırılması yoluyla deşifre edilmiş olması, terörle mücadelenin siyasi ve stratejik boyutuna büyük ölçüde ket vurmuştur... Bölücü terör meselesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine, kalkınma ve ilerlemesine koyduğu ipoteğin maliyetini yıllardır konuşuyoruz. Bu ipoteği tepe tepe kullanan, bölgesel ve küresel güçlerin, bize çıkardığı siyasi ve ekonomik faturaların haddi hesabı yok. Ne zaman Türkiye, muktedir ülke hüviyetiyle bir hamle yapmaya kalkışsa, bu yolla kalesinde gol görüyor. Bakar mısınız, bütün imkan ve kabiliyetleriyle Suriye meselesine kilitlenmesi gerektiği bir sırada, Türkiye hangi konularla uğraşıyor!.. Bu gelişmeleri, Emniyet-MİT veya Savcılık-Hükümet çekişmesi, çatışması şeklinde dar kalıplarda ele almak çok yanıltıcı olur. Olaylar bu görüntüyü verse dahi, mesele bu kadar basit değil. Unutmayalım, terörle mücadelede, nihai karar mercii hükümettir. Şu halde, bu mücadelenin hem güvenlik, hem de siyasi boyutunun arkasındaki irade aynı değil midir? ‘Açılım süreci’ için siyasi karar alan, bu yönde MİT’e görev veren hükümet, asayiş operasyonları için güvenlik kuvvetlerine talimat veren, aynı hükümet değil midir? Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, devlet ve hükümet yetkilileri, strateji ve istihbarat uzmanları; olup bitenleri doğru tanımlayabilmek için, “BÜYÜK RESMİ GÖRMEK LAZIM” diye, ısrarla ikazlarda bulunuyorlarsa, bunun mutlaka bir sebebi var. Lakin muhalefet liderlerinin konuşmalarına bakıldığında, insanın morali bozuluyor. Güya muhalefet yapma ve iktidarı denetim adına, bu derece tuhaf yaklaşımlar sergilenmesi, zinhar memleketin hayrına olamaz... Kesinlikle daha ciddi ve rasyonel politikalara ihtiyacımız var. Sürekli kendi ayağımıza ateş etmemiz, hangi aklın eseri! Siyasi hesaplar millî menfaatlerin önüne konduğunda, netice hep bugünkü gibi olur... Ülkenin belini büken en yakıcı meselede, değerleri; ilkeleri, bir tarafa itip; işi sen-ben kavgasına dökerseniz, daha önce örneğini gördüğümüz beceriksiz siyasetçiler gibi, siz de çook bocalarsınız! Türkiye, basiretsiz politikalar sebebiyle, on yıllardır iç meseleleriyle boğuşuyor. Peki, netice? ‘Akıllı düşman’, “ahmak dostlara” bakıp kıs kıs gülüyor...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT