BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Küçük olsun, benim olsun!

Küçük olsun, benim olsun!

Başlıktaki ifade için neler yazılmaz ki... Bu ifade içten içe “büyüklükten korkanlar” içindir; çünkü “büyük” olana tahakküm etmek, “büyük” olanı yönetememek gibi bir endişeleri vardır.



Başlıktaki ifade için neler yazılmaz ki... Bu ifade içten içe “büyüklükten korkanlar” içindir; çünkü “büyük” olana tahakküm etmek, “büyük” olanı yönetememek gibi bir endişeleri vardır. Şirketler için de geçerlidir... Kulüpler için de... Devletler için de... Bu korkuya sahip olanlar, “dava adamı” değillerdir. Dava adamı kendini düşünmez çünkü. Dava adamı, davasının yolunda “yok” olmaktan korkmaz... Çünkü zaten kendini “yok” bilir... Şimdi bütün bunları bir şablon haline getirip, devletin tepesindekilerden, her kademede etrafınızda lider veya kanaat önderi olarak bildiğiniz ve hissettiklerinize kadar uygulayın. Ve bir de şuna bakın. Bakalım... Onlar kendilerini neye “adamışlar”? Ve adadıklarını ifade ettikleri değer için en önde savaşıyorlar mı? Fatih gibi... Yavuz gibi... Yoksa hep geri planda bir koruma kalkanının arkasından mı çıkıyor sesleri... Liderlik, adanmışlıkla başlar... Lideri kendisi değil, etrafındakiler belirler... Demek bizim de sorumluluğumuz var. Ve lider “yeter ki davam kazansın, ben en önde ayaklar altında çiğnensem bile” korkusuzluğu ve gözükaralığı içinde olandır. Doğru davaların yanlış liderleri de olabilir... Yanlış davaların doğru liderleri de... Tarihe sadece onlar geçer. Hükmü tarih verir. Altını elli bin kez çizsek yeridir. Bu tekrar değildir. Dava aşkı gerektirir. Aşk ise “itaat”ten ibarettir. Ama ile başlayan cümleleri “aşk” kabul etmez... Bakın etrafınıza... Bir büyük devlet olma yolunda ilerlerken, büyüklüğümüzü hatırlarken, “dava”mızı hatırlarken, kendini “lider” zannedenleri temizlemek, onlara “aşk”ı ve “itaat”i hatırlatmak en önemli vazifemizdir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT