BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > MİT, efsane değildir

MİT, efsane değildir

Ermeni Taşnakçılarla iş birliğine girerek 1908’de II. Meşrutiyeti ilan ettiren İttihad-u Terakki Partisi, bir yıl sonra tertiplettiği 31 Mart Vak’ası bahanesiyle Padişahı alaşağı ettikten sonra ‘jurnalci’, ‘hafiye teşkilatı’ diye yerdikleri devletin istihbarat unsurunu dağıttılar.



Ermeni Taşnakçılarla iş birliğine girerek 1908’de II. Meşrutiyeti ilan ettiren İttihad-u Terakki Partisi, bir yıl sonra tertiplettiği 31 Mart Vak’ası bahanesiyle Padişahı alaşağı ettikten sonra ‘jurnalci’, ‘hafiye teşkilatı’ diye yerdikleri devletin istihbarat unsurunu dağıttılar. İttihadçılar, sonraki nice seneler boyu ‘devrin en siyasi padişahına’ hakaret etmiş, fakat bu kadirbilmezlik, kaderin onları ‘bir âsi zabitin pis külahına’ secde etmeye mahkumiyetiyle hitam bulmuştur. Nitekim, ‘hafiye teşkilatı’ diye kötüledikleri devletin olmazsa olmaz bir varlığını bertaraf eden bu havai adamlar, iktidar olduktan sonra kendilerini dünyadan tecrid olmuş göreceklerdir. Bunun üzerine Teşkilat-ı Mahsusa’yı kurmuşlardır. Bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın böyle bir yakın tarih ve uzak tarih mazisi vardır. Abdülhamid dönemi, aynı zamanda casuslar savaşı dönemidir. Ermeniler, Siyonistler, Yahudiler, Papalık, Rusya, İngiltere, Fransa vs. casusları Osmanlının bir ân evvel inkıraz bulması için iş birliği halinde çalışmaktadırlar. Doğu’da Ermenilere, güneyde Yahudilere devlet kurdurmayan Ulu Hakan, bir de Avrupa’daki teknolojik yenilikleri, Türkiye’ye taşımaktadır. Bu sebeple Abdülhamid Hanı, yollarını kesen en büyük düşman olarak görürler. Şer güçler ittifakı, 21 Temmuz 1905 Cuma günü Hamidiye Camiî önünde 120 kilogram patlayıcıyı infilak ettirmeye muvaffak olurlar. 26 kişi ölür, 58 kişi yaralanır, atlar telef olur. Suikast başarısızdır. Önceden haber alınmış, fakat zamanlama tam tesbit edilememiştir. Sultan, Hünkâr Mahfilinden merdiven başına çıkışında Şeyh’ül İslâm’la aralarında bir konuşma olur. Halbuki suikastçiler günler süren incelemeler yapmışlardır. Konuşma üzerine 45 saniyelik zaman sarkması oyunlarını bozar. Korkunç infilak işte o sırada meydana gelir. Ayrıca yaver Miralay Sadık Bey de kılıcını yere düşürmüştür. Padişah, böyle bir zamanda kılıcına hakim olamayan bir yaverin yanımda yeri olamaz diyerek O’nu gönderir. Kendisi de bir faytonu bizzat kullanıp makamına geçer. Tahkikat neticesi hadiseye değişik memleketlerden 40 kişinin dahil olduğu anlaşılır. Elebaşı Belçikalı terörist Edward Joris’tir. Bu şahıs, iki sene hapis yattıktan sonra Padişah, O’nu ihsânı şâhâne ile Fransa’ya casus olarak yollar. Devletin âli menfaati için canına kasdedeni affetmiştir. Bu arada Ermeni teröristler boş durmazlar. 1906’da Yeni Cami, Ayasofya ve Fatih Camilerini bombalanma hazırlığı yaparlarken istihbarat onları derdest eder. Maksatları şudur, cemaatte meydana gelen yüksek sayıdaki ölümlerle Müslüman ahaliyi galeyana getirip, gayrı Müslimlere taarruz ettirmek. Hıristiyanların katledilmesi Avrupa’yı harekete geçirecek, böylece Sultan tahtını kaybedecektir. Bu sırada ‘ayışığı’ mı vardır, yoksa ellerde masonların üstadı Hiram Usta’nın ‘çekiç’i mi bulunmaktadır bilinmez.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT