BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Fatih Projesi’ bilişim çağında fark katacak

‘Fatih Projesi’ bilişim çağında fark katacak

Sınıflara akıllı tahta koymak ve öğrencilere tablet bilgisayar dağıtmak, eğitimin mevcut problemlerine tek başına çare olamaz. Öğrencilerle birlikte öğretmenlere ve ailelere de eğitim verilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.



‘FATİH’ IN AĞIR ÇANTA OUT Okullarımızda ikinci dönemle Fatih Projesi pilot uygulama olarak başladı. Öğrencilere bu proje kapsamında tablet bilgisayarlar dağıtıldı. 17 yıllık öğretmenlik tecrübesi olan bir kişi olarak bu konuda karmaşık duygular içindeyim. Sizce, Fatih Projesi, eğitim sistemimizde istenilen hedeflere ulaşmamızı sağlayabilir mi? (İstanbul’dan bir okurumuz) “Fatih Projesi” yani “Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi” ile ülkemizde örgün eğitimde yeni bir dönem başladı. Bu projeyle ilgili olarak büyük heyecan duyduğumu ve çok ümitli olduğumu ifade etmek isterim. Öncelikle kabul etmemiz gereken bir gerçek var önümüzde. Bilgi çağı şekil değiştirdi, şu anda bilişim çağını yaşıyoruz. Bu çağda internet ortamında istediğimiz her türlü bilgiye ulaşmak mümkün. Eskiden bilgi bilenden bilmeyene transfer ediliyordu, şimdi ise bilgi üretilip paylaşım ve etkileşime açılarak sürekli güncelleniyor. Yani bilginin çok süratli yenilenmesi, kitap gibi basılı materyal ile ders yapmayı imkânsız hâle getirdi. Durum böyle olunca bu değişime, eğitim sisteminin kayıtsız kalması beklenemez. En önemlisi, bilişim çağına çocuklarımız ve gençlerimiz çoktan adapte olmuş durumda. Bunu, tablet bilgisayar dağıtılan öğrencilerin gözlerindeki parıltıdan net olarak görebiliyoruz. İSABETLİ BİR ADIM Buraya kadar ifade ettiğimiz bilgiler ışığında, Fatih Projesi’nin ülkemizin geleceği için atılmış çok isabetli bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Bu proje ile zaman ve mekâna bağlı kalmaksızın öğretim sağlanabilecek ve öğrenmenin kalıcılığı artacak. Böylece öğrenciler, bilişim teknolojileri araçlarıyla okul dışında da öğrenim etkinliklerine devam edebilecek. Böylelikle “kesintisiz öğrenme” hayata geçirilmiş olacak. Bu projenin beklenen bu olumlu etkilerini hep birlikte göreceğiz. Ancak olumlu etkilerinin yanında bazı risklerin de söz konusu olduğunu unutmamak gerek. Eğer öğrencilere, doğru bilgisayar kullanımı konusunda yeterli bilinç ve eğitim veremezsek maalesef istediğimiz sonuçlara ulaşamayız. Peki, nedir bu riskler? İsterseniz bunu basit bir örnekle açıklayalım. Bilgisayar ve internet imkânını bir bıçağa benzetebiliriz. Bıçağı faydalı işlerde kullanabileceğiniz gibi zararlı ve kötü işlerde de kullanabilirsiniz. Bir bıçağın kullanımı, belli bir beceri ve yeterli donanım gerektirir. El kaslarını dengeli ve kontrollü bir biçimde kullanamayan kişilerin, bıçağı eline alması muhtemel kazalara neden olabilir. Bununla birlikte bıçağı eline alanların niyeti ve maksadı da bıçağın ne şekilde kullanacağını belirleyici özelliğe sahiptir. ÖĞRETMENE DE DERS VERİLMELİ Dolayısıyla tablet bilgisayarların ve internetin öğrenciler tarafından doğru kullanılmasını sağlamak için profesyonel bir eğitim verilmesi şart. Bu maksatla MEB ve BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) işbirliği ile haftada bir saatlik “Bilişim Teknolojilerini Kullanım” dersi müfredata konulabilir. Bu ders ile öğrencilere internet ortamında doğru bilgilere en kısa yoldan nasıl ulaşılması gerektiği ve dijital dünyanın avantajlarını kullanma teknikleri öğretilebilir. Bunun yanında sadece öğrencilere eğitim vermekle bu iş çözülmez. Başka bir ifadeyle sınıflara akıllı tahta koymak ve öğrencilere tablet bilgisayar dağıtmak, eğitimin mevcut problemlerine tek başına çare olamaz. Öğrencilerle birlikte öğretmenlere ve ailelere de eğitim verilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Çünkü bilişim teknolojilerini kullanma konusunda öğrencileri nasıl motive edeceklerini ve yönlendireceklerini bilmeyen ebeveynlerle istenilen sonuçlara ulaşmak mümkün değildir. Özellikle okullarda, tablet bilgisayarların iyi, doğru ve yeni fikirler üretme çalışmalarında öğrencilere rehber olacak kişiler öğretmenlerdir. Öğretmenlere bu konuda periyodik olarak hizmet içi eğitim verilebilirse bu bilgisayarların amaç dışında kullanılması önlenebilir. Ayrıca Fatih Projesi, değerler eğitimi programıyla aynı doğrultuda yürütülmelidir. Değerler eğitimi, bizi biz yapan temel değerlerin öğrencilere aktarılmasıdır. Türk toplumu olarak bizi diğer milletlerden ayıran en önemli farklılığımız millî ve ma-nevi değerlere olan hassasiyetimizdir. Bu yüzden eğitimde bilişim teknolojilerinin aktif olarak kullanılmasında millî değerlerimizin ve kültürümüzün zarar görmemesine özen göstermeliyiz. Özetlemek gerekirse eğitim sistemimizde başlatılan Fatih Projesi, toplumumuzun girdiği önemli bir imtihandır. Bu imtihandan başarılı bir sonuç almak, öğrencilere bilişim teknolojilerini doğru kullanmayı öğretmekten ve değerler eğitimine gereken önemi vermekten geçer. Eğer bu imtihandan, geçer not alabilirsek kalkınma yolunda büyük bir ivme kazanan Türkiye’nin önünde hiçbir güç duramaz. Tüm dileğimiz, Fatih Projesi’nin ülkemizin gücüne güç katması. Fatih Projesi nedir? Fatih Projesi ile 2012 yılında ortaöğretim okulları, 2013’te ilköğretim ikinci kademe, üçüncü yıl ise birinci kademe ve okulöncesi bilişim teknolojileri donanım ve altyapı, e-içerik ihtiyacı, öğretmen kılavuz kitaplarının güncellenmesi hedefleniyor. Tablet bilgisayarların içinde özel olarak geliştirilen zenginleştirilmiş e-kitaplar yer alacak. Tablet bilgisayarlarla internete erişim mümkün olacak. Sınıflarda akıllı tahtalarla tablet bilgisayarlar etkileşimli olacağı için dersin işlenişi de etkileşimli yapılacak. DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@ ihlaskoleji.com 0 212 639 68 81 PENCERELER Emre erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: BAKTERİLER YÜZYILIN EN İYİ SPORCUSU Hastanede bir yakınına refakat eden bir kimse, tuvaletten çıkınca ellerini yıkar ve odaya gelir. Televizyonun uzaktan kumandasıyla hastanın izlemek istediği kanalı açar ve ellerini yıkamadan hastaya bir elma soyar. Fakat tam elmayı hastaya verecekken elma elinden yere düşer ve onu almak için sadece 5 saniyesi vardır. Lakin iş işten ta kumandada geçmiştir, çünkü 300 milyonluk nüfus da az değildir. Aşağıdaki 3 maddeye göz attığınızda girizgâh daha da anlam kazanacak. Hakkında Bilmediğiniz “3 Şey”de bu hafta “bakteriler” var. I. YAKINDAN BAKTERİ: Arizona Üniversitesi eğitimcileri, hastanelerde bir araştırma yaptılar. Bu araştırma sonucunda; hastane odalarındaki TV kumandalarının, hastanelerin tuvalet kapılarının kollarının yaydığından çok daha fazla bakteri yaydıklarını ispatladılar. II. 5 SANİYEN VAR: Avrupa ve Amerika’da oldukça yaygın bir inanış bu 5 saniye kuralı. Eğer yiyeceğiniz ve yiyeceğinizin düştüğü yer kuru ise, yiyeceği düşüren kişi eğer onu 5 saniye geçmeden yerden alırsa o temizdir ve yenebilir. Bakteriler her hâlükârda 5 saniyeden önce bulaşır fakat yiyecek kirlenmemiştir. III. TÜRKİYE’NİN 5 KATI: İnsan vücudu yaklaşık 1000 farklı bakteri türüne ev sahipliği yapıyor. Toplam bakteri sayısı olarak ise insan vücudunda Türkiye nüfusunun 4 katına yani 300 milyona yakın bakteri bulunuyor. KARMA SÖZLÜK Kredi kartı: Sosyetik bakkal defteri > İnternet bankacılığı ile kullanıldığında hayatı oldukça kolaylaştıran bankacılık ürünü. (darth raist) > Bu beladan kurtulduğum gün kurban kesmeyi -nakit parayla- düşünüyorum. (arnold şıvayzeneger) > Organize, teknolojik, modern tefeciliktir. (mra) > Kayıt dışı ekonominin büyümesini engeller. (awitscaw) > Kendine ait olmayan parayla mutluluk satın alma aparatı. (perliva) > Sosyetik bakkal defteri. (aliefendi) > Kapı açmakta da kullanılan karttır. “Paranın açamayacağı kapı yoktur.” ifadesinin kanıtıdır. (barışiron) > İyi yanları olsa da, kim bulduysa, bulup buluşturamayanlara çok şey kaybettirdi. (zuzumut) > Ünlü bir oyuncu olan Peter Ustinov’a, neden American Express Bankası’nın kredi kartı reklamında oynadığını sorarlar, Peter Ustinov cevap verir: “Biriken American Express borçlarımı ödeyebilmek için...” (kazimakos) > O mu beni kullanıyor, ben mi onu kullanıyorum belli değil. (babil balığı) LÜGATİ’T UYDURUKÇA Elbise mi giysi mi? > Üniversitenin ikinci günüydü. Dersler bittikten sonra, bir grup erkek öğrenci, okul ile arası yarım saat olan şehir merkezine gitmek üzere mavi otobüslere bindi. Şehir merkezinde Vazo’nun önünde inen öğrenciler, önce birer haşhaşlı gözleme yediler. Yemekten sonra içlerinden bir tanesi, “Buranın soğuğu da iyiymiş! Ben çarşıya doğru gidiyorum beyler, elbise alacağım.” deyince, arkadaşları başladılar gülmeye. “Ne elbisesi oğlum; elbiseyi kızlar giyer!” dediler dalga geçerek. Tabii genç vaziyeti anladı, hâlihazırda kasten kullanmıştı elbise kelimesini. Herkesin alışık olduğu üzere “giysi” sözcüğünü seçenek olarak görmeyip “elbise” kelimesini tercih etmişti. Onlara bu hâli güzelce açıkladı ve kendine birkaç boğazlı kazak satın almaya gitti. Ahmet Rasim Akdağ ahmetrasim.akdag@ihlaskoleji.com twitter.com/AhmedRAkdag TWEETÇİ Serhat Okan 1 Nisan’da yapılacak olan YGS’de, gözetmenlerin yapacağı şakaların farkında mısınız? centilmen gaga Kablosuz ilk iletişim aracı, sokaktan eve “Aaaaaaanneeeee!” diye bağırmaktı. Turgay Kalyon Sigara paketlerinin üstüne yıpranmış akciğer resmi koyanlar; kuruyemiş paketlerinin üstüne de sivilceli insan resmi istiyorum. Resul Ertaş Evlilik öncesinde karakter ayarlarını kişiselleştirip evlenir evlenmez fabrika ayarlarına geri dönen canlıya “Türk erkeği” denir. Linkoln Pinokyo Türk olsa, ikide bir etrafındakilerin çakmaklarıyla “Yakıyım mı ha, yakıyım mı? Hehehe!” şakalarına maruz kalır, yazık olurdu çocuğa. Gökçe B. Tabii ki kışın soğuk ve yağıştan, yazın da sıcaktan şikâyet edeceğiz. Tersini yapsak deli dersiniz. Siz de bi’ tuhafsınız. altan ‘Bir ortamda alkış başlatmaya çalışıp sadece kendisi alkışladıktan sonra yavaşça alkışı bırakan adamın hüznü’ adlı kitabım yakında çıkıyor. AbSurDMaN Bir üniversite öğrencisi 7’sinde neyse 70’inde de o değildir. Üniversite öğrencisi sadece ayın 7’sinde zengindir. Sinemayı severim İnsanlar, fotoğraf çekilen insanlarla kamera arasından bir şey yokmuşçasına, umarsızca geçenler ve çekimi bekleyenler olarak ikiye ayrılır. etkiliyorum Salih UYAN salih.uyan@ihlaskoleji.com twitter.com/etkiliyorum Kelimelere takılmayalım İki adam, yağmurlu bir günde Bakırköy sahilindeki çay bahçesinde oturuyordu. Yaşça biraz daha büyük olan bıyıklı adam gülerek bir şeyler anlatıyordu: - Seni aradım o gün ama ulaşamadım bir türlü. Cemil’i arayayım dedim. Ama o da böyle durumlarda kaos yaratmaktan başka bir işe yaramaz biliyorsun. Aradığıma arayacağıma pişman oldum. - Ya Sedat, daha önce de defalarca konuştuk seninle ama şu “yaratmak” kelimesini kullanmasan. - Ya sen ne takıntılı bir adamsın be kardeşim. Yaratmak diyorsak yoktan var etmeyi kastetmiyoruz herhâlde. Hayret bir şeysin ha! - Herhâlde onu kastetmiyorsun. Ama bu bir saygı meselesi. Allah insanı yarattı dedikten sonra, insan da şunu yarattı demek bana hiç hoş gelmiyor. Ne olur beni dinlesen de şu kelimeye saygı göstersen? - Sen kelimelere çok takılıyorsan aslanım. Dil iletişim kurmak içindir. Araçtır yani araç. Sen amaç hâline getirmişsin. Onu kullanma, bunu kullanma. Ooo, işimiz var yani! Garson gelip boş bardakları aldı. Yağmur iyice artmıştı. Bir süre sessiz kaldılar. Sonra Sedat devam etti: - Ben kelimelere takılmam kardeşim. Herkesin kullandığı bir kelimeyi niye kullanmayalım? Yoktan var edemeyeceğimizi zaten biliyoruz. Ama senin bu yaptığın dil yobazlığı. Neyse boş ver şimdi, baktım bu işi kimse halledemeyecek, atladım okula gittim. Hocayı buldum. Olanları aynen... Bir süre daha konuşmaya devam ettiler ve hesabı ödeyip kalktılar. Aradan iki ay geçti. Bir gün Sedat gece 1 civarında eve geldi. Oğlu bilgisayarın başındaydı. - Oğlum, senin ne işin var bu saatte ayakta? - Ne var baba ya, maillere bakıyorum. - Başlarım senin mailine ha! Sonra sabah seni okula kaldırmak için biz uğraşıyoruz. Kapat şu bilgisayarı hemen. - Baba, bir git işine ya! - Ne dedin sen? Bana bak, babanla ne biçim konuşuyorsun oğlum sen? Terbiyesiz... Kafanı patlatırım senin ha! - Ya baba, ne dedim ki? İşine git dedim. Yani işin varsa git yap dedim. - Sus cevap verme. Terbiyesiz... Eşek kadar adam oldun, babanla hâlâ nasıl konuşacağını öğrenemedin. İşine git ha, ben gösteririm sana işi gücü! - Baba, taktın bir kelimeye ha! Tamam, özür dilerim. Kapatıyorum bilgisayarı. Çocuk bilgisayarı kapatıp yattı. Şu anda sizin fark ettiğiniz ayrıntı Sedat’ın aklına bile gelmedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95717
    % 0.87
  • 6.2756
    % -1.16
  • 7.3282
    % -1.05
  • 8.2437
    % -1.81
  • 242.804
    % -1.3
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT