BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mavi yarınlar

Mavi yarınlar

Nihayet seçim gürültüsü sona erdi. Bugüne kadar seçimlerle ilgili yazılara ara verişimin sebebi, herkesin bu işten nasibini yeterince aldığını ve sıkıldığını düşünmemdi.



Nihayet seçim gürültüsü sona erdi. Bugüne kadar seçimlerle ilgili yazılara ara verişimin sebebi, herkesin bu işten nasibini yeterince aldığını ve sıkıldığını düşünmemdi. Ve işte herkes söyleyeceğini söyledi, herkes son kozlarını oynadı ve sonunda halk konuştu. İtiraf edeyim şimdiye kadar şahit olduğum en sakin, en istikrarlı ve en şaşırtıcı seçim oldu. Sonuçlardan çıkarttığım fikir şu. İnsanlarımız artık çeşme başı kavgalarından bıktı. “Sen bana onu dedin, çekil kenara, ben yapayım” gibi seviyesi son derecede düşük politikacı üslupları halkı bezdirdi. Söyleyenlerin güvenilir olmayan geçmişleri ve daha önce yalan konusunda sabıka kayıtlarının oluşu seçmenin işini kolaylaştırdı. Bülent Ecevit’in basın mensuplarıyla konuşurken takındığı saygılı tavır, oy kullanmaya gittiğinde sıra bekleyecek kadar mütevazı oluşu ve siyaset arenasında artık çok tecrübeli bir usta kıvamına gelmesi, halkı DSP’ye doğru itti. Artık hepimiz biraz sükûnet ve saygı arıyoruz. Birbirine bağırıp çağıran parti genel başkanlarını izlemek yerine dünya standartlarına yaklaşmaya çalışan bir Türkiye oluşturmak istiyoruz. Sanatta, bilimde, politikada ve insan haklarının uygulanışında çağdaş seviyeyi rahatlıkla tutturabilen bir ülkenin vatandaşları olmakla gururlanmak istiyoruz. Ben açıkçası bu sonuçlardan memnunum. Birbirini yemek yerine işine bakan insanlar tarafından yönetilmek hiç de fena bir fikir değil. Büyük söz söylemenin nasıl bir felaket olduğunu da bu seçimler sebebiyle bir kez daha hatırladık. Sayın Deniz Baykal’ın seçim kampanyası sırasında takındığı agresif tutumun oy oranlarına yansımadığı ortada. Ya da Sayın Tansu Çiller’in Mesut Yılmaz’ın barajı bile geçemeyeceğini iddia etmesinin, yakınında bulunanların fazlasıyla iyi niyetli hayalleri olduğu anlaşılıyor. Zaten bu siyasetçilerin en büyük handikapı etraflarında bulunan dalkavuklar. Liderlerine gerçekleri söyleyip tedbir almasını sağlamak yerine “başkanım doğru buyurdunuz, en iyi siz bilirsiniz; ayağınızın altını öpeyim” tipi saptırmaları tercih ettikleri için günü kurtarıp yarışı kaybettiler. Böyle bir değişikliğin vakti gelmişti. Seçimlerin diğer galibi MHP ise benim için bir başka sevinç kaynağı oldu. Sayın Devlet Bahçeli yönetimdeki daha ılıman bir Milliyetçi akımın, sayın Bülent Ecevit’in sol fikirleriyle koalisyon oluşturmasını Türkiye için en sağlıklı yönetim biçimi olarak algılıyorum. Demokrasinin en keyifli tarafı bu işte. Günü geldiğinde halk oyunu kullanıyor ve yöneticilerini kendisi belirliyor. Türk seçmeni çok ilginç bir yapıya sahip. Çok sayıda kararsız oy, son anda renk değiştirebiliyor. Ve bu değişiklikler sonuçları tepetaklak edebiliyor. Daha önce Refah Partisine giden uç noktadaki sağ oyların bu sefer tam tersine sol bir partiye doğru yön değiştirmiş olması, bunun en açık kanıtı. Demek ki halkımız sağduyulu. Sağ ya da sol saplantısı olmadan kendisini en iyi idare edeceğine inandığı partileri seçebiliyor. Bu, tarih boyunca Türk halkını üstün kılan özelliklerden birisi zaten. Şimdi camdan baktığımda huzurlu bir atmosfer görüyorum. Halk sakin, liderler mutlu. Yarışı kaybedenler elbette üzgün. Ama ben onların yerinde olsam artık kavgacı tutumu bir kenara bırakır, efendi gibi yeni yönetimin başarısı için çalışırım. Artık daha terbiyeli bir üslubu tercih ederim. Meclisin başarısı koskoca Türkiye’nin başarısı olacaktır. Geçen seçimlerde yaşanmış olan kaostan uzak, hedefine daha yakın bir Türkiye fikri hepimize hayırlı olsun. Sözün özü Başkalarının gururuna dayanamayışımız, kendi gururumuzu incittiği içindir. LEVHA Güneşe bakan gölgeleri seçemez.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT