BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Tatlı dil, güler yüz

Tatlı dil, güler yüz

Keyfim yerinde... Nasıl olmasın ki? Bir defa hava çok güzel. Güneş pırıl pırıl parlıyor, kuşlar cıvıldıyor ve insanlar bana her zaman olduğundan çok daha mutlu görünüyorlar. Atrium’da hep alışveriş yaptığım şarküterinin sahibini görüp sohbet etmekten zevk alıyorum.



Keyfim yerinde... Nasıl olmasın ki? Bir defa hava çok güzel. Güneş pırıl pırıl parlıyor, kuşlar cıvıldıyor ve insanlar bana her zaman olduğundan çok daha mutlu görünüyorlar. Atrium’da hep alışveriş yaptığım şarküterinin sahibini görüp sohbet etmekten zevk alıyorum. Tam biz konuşurken içeri giren usta yazar Doğan Hızlan’la tanışmaktan gurur duyuyorum. Bana televizyondan uzaklaştığım için üzülmememi söylüyor. “çünkü” diyor “televizyon işi uçar gider ama yazı baki kalır.” Gazetedeki köşesinde her gün yayınlanan fotoğrafındaki gibi giyinmiş. Beni tanıması müthiş bir duygu. Demek ki bunca yıldır boşuna didinip durmamışım. Yeşilköy’ün yerlilerini seviyorum. Her zaman uğradığım balıkçımı, köşedeki bakkal Ali abiyi, Yeşilköy Spor Kulübü’nü çalıştıran Ömer Abi ve Nilgün abla ikilisini, bir Yeşilköy klasiği olan Bulgar’ı ve çalışanlarını, bugün seksen yaşında olan en yaşlı balıkçımızı ve Yervant abiyi... Kısacası herkesi seviyorum. Neden sevmeyeyim ki? Hayat zaten çok kısa. Düşmanlıklar ve çekişmelerle tüketilmeyecek kadar değerli. Hem zaten bunlara değmez. Sonuç olarak herkesin tüketeceği bir tabak yemekse neyi paylaşamayacağız? Bir yerlere ait olmak, sokağa çıkınca tanıdık tanımadık bütün insanlarla selamlaşmak, esnafı tanımak ve olabildiğince mutlu hissetmek dururken ne diye birbirimizi üzeceğiz? Okurlarımı seviyorum. Nasıl sevmem ki? Mesela bu sabah çalışma odama girdiğimde en üstte duran faksa takıldı gözüm. Çankırı’dan gelmiş. Yazı biçiminden anladığım kadarıyla sevgi dolu bir kalp kaleme almış metni. Okurumun adı kendisiyle uyumlu. Melek. Öyle hoş satırlar yazmış ki sevinmemek mümkün değil. Beni hiç tanımadığı halde iyi niyetli tahminlerde bulunmuş. Birçok insanın aksine. Ama Melek beni öylesine sevindirdi ki her zaman çirkin mektuplar yollayan Y.K isimli okurum bile adeta şirin göründü gözüme. Rahmetli anneannem sık sık “tatlı dil, güler yüz yılanı deliğinden çıkartır” derdi. Ömrü boyunca olduğu gibi bu konuda da haklıydı. Bu formül hep işe yarar. En basit örneği, bu sabah Melek’le kurduğum beklenmedik dostluk. Sizin de kendinizi iyi hissetmenizi istiyorum. Biliyorum çok sorununuz var. Ama kimin yok? Parasının sayısını bilmeyen o en güçlü işadamlarının bile kimselere anlatamayacağı problemleri var. Bu doğal çünkü hepimiz insanız. Ama diğer yandan bahar geldi işte. Doğa uyanıyor. Kuşlar daha neşeli şakıyor. Ve doğan her yeni gün yeni bir umut demek. Bir zamanlar beni sevdiğine inandığım ve sözlerine çok güvendiğim bir büyüğüm “gece kararıp kalmaz” derdi. O beni hâlâ seviyor mu bilmem ama ben ona hâlâ güveniyorum. Haydi hatırım için kendinize bir iyilik yapın ve hemen pozitif şeyler düşünmeye başlayın. Sevdiğiniz birisini arayın, birilerine iltifatta bulunun, pencereden dışarı bakın ve baharı kucaklayın. Bırakın mutluluk sizi sarıp sarmalasın. Sözün Özü Sebep gizlidir fakat sonuç tamamiyle ortadadır. Levha Dostun evine giden yol asla uzun gelmez.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT