BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Okuyun okuyun!

Okuyun okuyun!

Kütüphaneler ve Dünya Tiyatrolar Haftası sebebiyle herkes işitebilecek olanlara birşeyler söyledi; televizyonlardan ve radyolardan bu minval üzere dilekler, itirazlar, değerlendirmeler kulağımıza geldi.



Kütüphaneler ve Dünya Tiyatrolar Haftası sebebiyle herkes işitebilecek olanlara birşeyler söyledi; televizyonlardan ve radyolardan bu minval üzere dilekler, itirazlar, değerlendirmeler kulağımıza geldi. Bu arada Milli Eğitim Bakanı’nın kitap okuma geriliğimiz konusunda söyledikleri, uyarıcı ve yürek yakıcıydı. Bakan, insanlarımızın kitap okumadığından, okumayan bir toplum oluşumuzdan yakındı ve internetle kitabı karşılaştırdı: “İnternetin içersinden saç tellerimiz çıkmaz” diyerek kitapla okuyucu arasındaki ilişkinin içtenliğini ortaya koydu. Şurası açıkça anlaşılıyor ki kitabı, kültürü iyice boşladık. Bırakın adı az duyulmuşları, ünlü şairleri bile unutmaya koyulduk. Bakın Cumhurbaşkanımız da “Yazarlarımıza şairlerimize değer verin, onlara sahip çıkın!” diye sesleniyor. Çünkü giderek toplumdan önemi inkâr edilmeyecek cinsten birşeyler ufalanıp yok oluyor... Bakın bir şairimizin nisyana terkedilmiş olan mezarı bu sayfadan arkadaşımız Mehmet Nuri Yardım’ın çabasıyla meydana çıktı. Kimdir o? Ahmet Haşim... Akşamların, gün batımlarının, hüznün, yalnızlığın, Dicle kıyılarının, aylı gecelerin, güllerin, karanfillerin, bülbüllerin şairi... Neredeyse silinmeye başlamış olan taşındaki eski yazı okunamamış olsa, okuyanlar çıkmasa Haşim’in mezarı bulunamayacaktı demek ki... Onun gibi nicesinin mezarı ya kayıp ya da semtlerine uğranılmıyor. Ya yaşayanların semtlerine uğrayanlar? Bir şarkıcının dedikodu haberine koşanlardan elbette çok daha az bir kitle... Ben şahsen görüntüsüyle trilyonlar kazanan sanatçıların her kanalda karşıma çıkmasından usandım ama halk usanmadı. Okumaz öğrenmez bir büyük kitle hâlâ merakını yenemedi, hâlâ bedenlerle uğraşıyor, hâlâ bunların dedikodularıyla haşır neşir: Neymiş, filanca sanatçı havaalanında yeni sevgilisiyle beklerken eski kocası gelivermiş de sanatçı, sevgilisinin yanından uzaklaşıp kıkır kıkır gülmeye koyulmuş. Bir başka zaman da gazeteciler karşısına çıkınca, tuvalete saklanmış. Afferin ona; böyle saklanarak, kaçarak iyicene kıymete bindiriyor kendisini. Yani toplumun nabzını tutmasını iyi biliyor. Ayşen Gruda Dünya Tiyatrolar Günü televizyondaki konuşmasında Necdet Mahfi Ayral gibi yıllarını tiyatroya vermiş değerli bir sanatçının seksenbeş milyon lira emekli aylığı aldığını belirtti. Buna karşılık iki günde tek bir şarkıyla meşhur oluverenlerin inanılmaz boyutta kazanç sağladıklarını söyledi. Programın sunucusu “Onların da aldıkları helâl ü hoş olsun, Necdet Mahfi Ayral’a da hakkı verilsin!” deyince, Gruda “Neden helâl ü hoş olacakmış? Hiç de olmasın!” dedi haklı bir öfkeyle. Bakıyorum herkes dertli, herkes yakınma halinde. Ama böyle gidersek ne Avrupa Birliği’ne gireriz, ne de sanatımızı, fikirlerimizi ileriye götürebiliriz... Şu çalkalamayı da bırakalım artık! Yoksa Afrika ülkeleri bile bu ülkeyi sollayıp geçer sonunda. Neden Afrika dedim? Çünkü onlar da asırlardır oynuyorlar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT