BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mehmed Nûri Efendi

Mehmed Nûri Efendi

“Kabir üzerine, süs için, övünmek için türbe yapmak harâmdır. Unutulmamak için olursa mekrûhtur. Meyyiti korumak için ise, mekrûh olmaz...”



Seyyid Mehmed Nûri Efendi, İstanbul velîlerindendir. Babası, Ebû Eyyûb-el-Ensârî Câmi-i şerîfi kürsî şeyhi Seyyid Osman Efendi’dir. İstanbul’un Üsküdar semtinde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Bir sohbetinde buyurdu ki: “Velî, diri iken de, ölü iken de bir şey yaratmaz. Allahü teâlânın yaratmasına sebeb olur. Evliyânın rûhları, kabirdeki bedenleri ile alâkalıdır. Deylemî’nin bildirdiği hadîs-i şerîfte, (Öldükten sonra da, hayâtta olduğum gibi bilirim), anlarım buyuruldu. Müslümânlar hiçbir velîde ülûhiyyet sıfatı bulunduğuna inanmaz. Peygamberlerin, velîlerin, Allahın sevgili kulları olduklarını bilirler. Ziyâret edenleri, duâ isteyenleri, Allahü teâlânın, kendilerine haber verdiğine inanırlar. Şefâ’at etmeleri için, bunlara yalvarırlar... Diri veyâ ölü olan bir velîden feyiz almak, fâidelenmek için, onu sevmek ve hürmet etmek lâzımdır. Âlimlerin, velîlerin kabirleri üzerine türbe yapmak, onları câhillerin hakâretlerinden korumak içindir. Câhil halk, ölüyü toprak altında, hareketsiz görünce, onu kendinden aşağı sanır. Türbeyi, sandukayı da herkesin saygı ile ziyâret ettiğini görünce, o da saygılı olur. Ya’nî türbe ölü için değil, dirilerin, saygılı olup, velîden istifâde edebilmeleri için yapılmaktadır. TÜRBE?YAPMAK... Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki: Kabir üzerine, süs için, övünmek için türbe yapmak harâmdır. Unutulmamak için olursa mekrûhtur. Meyyiti hırsızdan, hayvandan korumak için ise, mekrûh olmaz. Önceden yapılmış türbeye defnetmek câizdir... EN?ÜSTÜN?İLİMLER... Seyyid Mehmed Nûri Efendi, 1855 (H.1272) senesinde vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: “Tefsîr ve fıkıh ilmi, en üstün ilimlerdir. Bunlardan sonra tasavvuf ilmi gelir. Tasavvuf, nefsi ve kalbi temizlemek demektir. Cenâb-ı Hakk’ı, bütün hakîkatiyle bilmek kâbil değildir. Peygamber efendimiz; (Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerini tefekkür ediniz. Zât-ı ilâhiyyeyi tefekkür etmeyiniz. Çünkü zât-ı ilâhiyyenin kadrini takdir edemezsiniz) buyurmuştur. Tasavvuf talebesi, sâdece; Allah, Allah! demekle ilâhî feyze kavuşamaz. Ancak nefs-i emmâresini yakıp, temizleyerek feyze kavuşur.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT