BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Lâvlar fışkırdı!

Lâvlar fışkırdı!

Final Four kaç kez elimizin ucuna, hatta avucuna geldi de; bir selam vermeden kaçtı gitti. 4 yıldır... Evet, tam 4 yıldır...



Final Four kaç kez elimizin ucuna, hatta avucuna geldi de; bir selam vermeden kaçtı gitti. 4 yıldır... Evet, tam 4 yıldır... Toprağı tırnaklarımızla oya oya, eşe eşe, kemire kemire gelip gelip de; son anda eli böğründe kala kalmak var ya... Adama koyar hemşerim! Lök gibi kaldık orta yerlerde... Umutlarımızın başını, tırpanla uçurdular hep... Bugday başkasına gitti, samanı bize kaldı. Yeni baştan... Sil baştan...En baştan başlıyorduk. Olmadı, bir daha.... Gene bir daha... Bir daha! Eeee, yetti be! Yüreğimize ateş bastık kaç kere. Yalım yalım alevler içinde kavrulduk. Ama gene de kaybetmedik umudumuzu... Yolumuzu... İnancımızı... Sevgimizi... Hedefimizi... Göz koyup gönül verdiğimiz Final Four; nihayet oh nihayet; Efes’in başına taç oldu. Krallar önde gider, buyrun çocuklar... * * * Çok güzel oldu da; ama inanın, çok da zor oldu. Asvel’in son saniyede can havliyle attığı o tehlikeli üçlüğü potaya girse, biz hangi deliğe girecektik? Üstelik maçta sürekli biz öndeydik. Hep bizim borumuz öttü. Bizimkilere kalk, onlara yat borusu... Bereket versin, geçmiş iki maçın en skoreri Maxey; bitime daha 7 dakika kaladan 5 faulle şutlanmıştı... Bu arada Hidayet’in oyunu önce barutlayan, sonra ateşleyen hırsı; hem tribünleri hem takımı zafere odaklıyordu. Lâv gibi fışkırıyorduk. Seyirci; çılgın tezahüratıyla ses duvarını aşıyor... Asvel hem şaşıyor hem şaşırıyordu. Daha önce hep attıklarını, bu yüzden hep kaçırdılar. Maçın sonundaki Abdi İpekçi manzaraları; Final Four’a ve coşkunun doruğuna ulaşmış insanların faşingine dönüştü. Mutluluğun ne alt sınırı ne de üst limiti vardı. Delirmek işten değildi. Bakırköy Akıl ve Sinir Hstalıkları Hastanesi’ne ramak kaldık. Nöbetçi doktor yokmuş, gitmekten vazgeçtik. Onlar da hepsi burda... Beraber deliriyoruz. O ne sevinçti yarabbi? Basketbolcular ve seyirciler; kucak kucağa yerlerde yuvarlanıyor, masa üstlerinde birbirlerinin sırtlarına çıkıyorlardı... Aç kurtlar gibi; özlemle, hasretle Final Four’un tadını, lezzetini, doyumsuzluğunu paylaşıyorlardı. Sevgi herkesle beraberdi. Bir tek Fransızlar yalnızdı. * * * Efes Pilsen; Atatürk’ün doğduğu yerde, Selanik’te... Kupayı da aralarına almanın randevusunda, Türk halkına söz verdi. Yalnız söz değil, onur da verdi. Yaşasın sporda kabuğundan fışkıran, lâv gibi akan Türkiye ülküsü gerçeği... Yaşasın!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT