BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Daum ve Terim

Daum ve Terim

F.Bahçe’nin daha önce anlaştığını açıkladığı Leverkusen’in ünlü antrenörü Daum’un, şimdi de Beşiktaş için adı geçiyor.



F.Bahçe’nin daha önce anlaştığını açıkladığı Leverkusen’in ünlü antrenörü Daum’un, şimdi de Beşiktaş için adı geçiyor. Beşiktaş’tan olaylı bir şekilde ayrılan, Seba’dan çok, Seba devrinde kulübün sekreterliğini yapan şimdiki başkan Serdar Bilgili ile arası iyi olan Daum’un, F.Bahçe’ye “Kesin gelirim” sözünü, Beşiktaş kongresini beklediği için vermediği ortaya çıktı. Daum, F.Bahçe’nin futbol şubesi sorumlu yardımcısı Selim Soydan’la görüşmeden önce, Serdar Bilgili ile gizli bir görüşme yaptı. Bilgili’nin, Daum’a, kongreyi kazanması halinde kendisini mutlak surette Beşiktaş’ın başına getireceğini söylemesi üzerine, Daum, şimdilik F.Bahçe’yle işi kıvırdı! Bilgili’nin kongreyi kazanmasından sonra Daum’la yaptığı son görüşmede iş bitme noktasına geldi. Tek pürüz, Leverkusen’in Daum’la olan mukavelesindeki tazminat. Bakalım Daum için iki büyük kulübün kıyasıya giriştiği bu açık artırmayı kim kazanacak? Diğer taraftan, F.Bahçe, sağ gösterirken solu vurmak üzere!... Kalkavan ve Soydan, F.Bahçeli taraftarların muhalefetine rağmen (!) başkan Yıldırım’ın doğrultusunda Fatih Terim’le görüşmelerini sürdürmeye devam ediyor. Yine kulağımıza geldiği kadarıyla bu transferde Kalkavan ve Soydan’a, Terimin transferi konusunda iki tarafı uzlaştıracak isimler aracılık yapıyor. Bu transferde, taraftarların dışında, F.Bahçe Divanı’ndan da, Terim’e karşı bazı çatlak sesler yükseldi. Şimdi, F.Bahçe yönetimi bu çatlak sesleri ortadan kaldıracak, Terim’i camiaya sevdirecek girişimlerde, ısındırma turlarında bulunuyor! BEŞİKTAŞ’TA BİLGİ DEVRİ! Beşiktaş’ta Devri Süleyman’dan sonra şimdi de Bilgi’li devri!... Yılların çınarı Seba gtti, yerine başkanlık konumunda henüz daha tomurcuk (!) Serdar Bilgili geldi. Beşiktaş’ta başkan olmak çok onurlu bir olay. Ancak en büyük dezavantajı, Süleyman Seba gibi büyük bir başkan, daha doğrusu lider konumunda olan birinden görevi devralmak... Bu, çok büyük sorumlulukları beraberinde getirir. 16 yıl boyunca Beşiktaş’ta hem maddi hem manevi olarak çok büyük işler yapan Seba, bu görevini taraflı tarafsız herkese göre doruk noktasında bırakmıştır. Bunun içinde kendisinden sonra gelecek olan başkanların yapacakları işlerle övünmeleri için, Seba’nın yaptıklarıyla değil, bu efsane başkanın yaptıklarının fazlasını ortaya koymalarıyla mümkündür. Serdar Bilgili’nin en büyük avantajı, Süleyman Seba ile beş yıla yakın birlikte çalışması ve Seba sayesinde yöneticilikte ‘Bilgi’ birikimi kazanmasıdır. Bilgili’nin bu durumu göz önüne alınırsa, işi hayli kolay gibi görünüyor. Çünkü takım rayına oturmuş durumda. Böyle bir takımın, silbaştan yerine iki-üç transfer takviyesiyle gelecek yıl ligde başarılı olma yüzdesi çok yüksek olacaktır. Serdar Bilgili’nin yapacağı en büyük şey, kendini kanıtlayan ve başarılı olan Briegel’e güvenoyu vermesi ve Alman hocayla yola devam etmesidir. Genç başkanın yapacağı, bu teknik heyete, kadroya güven duyduğunu inanılır ve güvenilir bir sözle ortaya koymasıdır. ARSIZLIK! Milli Takım için verilecek prim ve araba markası konusunda yapılan pazarlığı, ben arsızlığa benzetiyorum! Ancak yine de yapılan bu çirkin pazarlığı bütün futbolculara mâletmek istemiyorum. Çünkü çoğunluk bu işi görev aşkıyla yapıyor. Zaten bunu yapanları kamuoyu çok iyi tanıdı ve mimledi! Milli Takım futbolcularının önce prim, daha sonra araba markası konusunda kazan kaldırmaları, cezaevi isyanına benziyor! Milli Takım’da görev alan futbolcular, bir işçi ve memurun, hayatı boyunca yapamadığını, bırakın yapamadığını, rüyasında göremediğini dört beraberlikle gerçekleştirdi! Ben, bu işlerin bu denli boyutlara ulaşmasında Futbol Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy’u hatalı buluyorum. Ulusoy, bakana karşı çıktı (!) ama maaş verdiği işçisine boyun eğdi; eğmekle kalmadı kelleyi bile kaptırdı! Milli Takım’da gelişen bu olaylar, doğrudan doğruya, bu formanın maddiyata karşı peşkeş çekilmesidir! Yaptıkları da bir şey olsa; Almanya’yı Almanlar’ın kendi kalesine attığı golle, Hollanda’yı da F.Bahçe’nin, G.Saray’ı yendiği gibi yenmeleri! Daha sonra ise arka arkaya dört beraberlik ve galibiyetsiz bir Avrupa Şampiyonası finalleri... Bunları küçümsemiyorum; ancak bir işin de sabrı vardır. Hepsi değil ama, bazıları bu sabrı çoktan taşırmıştır!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT