BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya fani, ölüm âni!..

Dünya fani, ölüm âni!..

Saâdet sâhibi şu kimsedir ki, Azrâil aleyhisselâm gelip, (Korkma, Erhamürrâhimîne gidiyorsun) der. Böyle kimseye, bundan daha şerefli bir gün yoktur...



Bütün işlerin sonunun ölüm, duracağı yerin mezar, kendisine gelenlerin Münker ve Nekir, gideceği yerin kıyâmet, ebedî kalacağı yerin, Cennet veya Cehennemden biri olduğunu bilen bir kimse için ölümü düşünmekten daha önemli, ölüm için azık toplama çâresinden daha yüksek bir tedbir olabilir mi?.. İşte bunu yapanlar ancak akıllı olanlardır. Nitekim Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Akıllı şu kimsedir ki, nefsine hâkim olur ve ölümden sonrası için güzel amel işler, hazırlık yapar.) Ölüme hazırlanan kimsenin kabri Cennet bahçelerinden bir bahçe olur. Ölümü unutup, bütün maksadı zevk ve sefâ olan, âhiret azığını hâtırına bile getirmeyenin mezarı, Cehennem çukurlarından bir çukur olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (İnsanlara nasîhat için ölüm kâfidir.) BİR EVDEN BİR EVE... Ölmek, yok olmak değildir. Varlığı bozmayan bir iştir. Ölüm, rûhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, rûhun, bedenden ayrılması, insanın bir halden, başka bir hâle dönmesidir. Bir evden, bir eve göç etmektir. Ömer bin Abdülaziz hazretleri “Sizler, ancak ebediyet, sonsuzluk için yaratıldınız! Lâkin bir evden, bir eve göç edersiniz!” buyurdu. Ölüm, mü’mine hediyedir, ni’mettir. Günâhı olanlara musîbettir. Sâlih olan mü’min, ölüm ile dünyanın, eziyet ve yorgunluğundan kurtulur. Mü’minin rûhunun bedenden ayrılması, esirin hapisten kurtulması gibidir. Mü’min öldükten sonra, bu dünyaya geri gelmek istemez. Yalnız şehitler, dünyaya geri gelip bir daha şehit olmak ister. Ölüm, her Müslüman için hediyedir. Mü’minlere yapılacak ikrâmlardan birincisi, ölümdeki sevinçtir. Mü’mini rahatlandıran, ancak Allahü teâlâya kavuşmaktır. Allahü teâlâya kavuşturduğu için ölüm sevilir. Cenneti isteyen ve ona hazırlanan insan ölümü sever. Çünkü ölüm olmayınca Cennete girilmez. Kur’ân-ı kerîmde buyuruldu ki: (Habîbim de ki: Eğer ölmekten veya öldürülmekten kaçıyorsanız, bu kaçmanızın size hiçbir faydası olmayacaktır.) Bir kimsenin îmânı son nefeste belli olur. Bir insan bu devlete kavuşunca, Allahü teâlânın ihsânları başlar. Bu anda elbette sevinir. Saâdet sâhibi şu kimsedir ki, Azrâil aleyhisselâm gelip, (Korkma, Erhamürrâhimîne gidiyorsun. Asıl vatanına kavuşuyorsun. Büyük devlete erişiyorsun!) der. Böyle kimseye, bundan daha şerefli bir gün yoktur... “Sen nasıl istersen!” Bir memleketin hükümdarı bir gün atına binmiş adamlarıyla beraber şehirde halkın arasında dolaşıyorlar. Hükümdarın başı yukarıda, kibrinden insanlara dahi bakmıyor. Bu arada Azrail aleyhisselam nurani yüzlü bir ihtiyar şeklinde atın önüne geçiyor. Korumalar hemen araya giriyorlar. “Çok gizli bir sırrım var bunu kendisinden başkasına söyleyemem” diyor. Hükümdar durumu öğrenince “gelsin” diyor. İhtiyar yaklaşınca “Bu sırrı sadece sizin duymanız lazım, eğilin kulağınıza söyleyeceğim! Bu söyleyeceğim sizin için çok mühimdir” diyor. “Peki” diyor ve eğiliyor. “Ben Azrail’im ruhunuzu almaya geldim” demesiyle hükümdarın attan aşağı yuvarlanması bir oluyor. Ani ölümle gidiyor... Hazreti Azrail, oradan çıkıp bir köye varıyor. Bir kapıyı çalıyor. Bir delikanlı çıkıyor. “Buyurun efendim” diyor. “Uzaktan geldim, babanızı biraz ziyaret edeceğim” diyor. Babası içeride Kur’an-ı kerim okuyor. “Baba kapıda birisi var sizinle görüşmek istiyor” diyor. “Oğlum sen bu işi anlamazsın onu hemen içeri al” diyor. İhtiyar kılığındaki Azrail aleyhisselam “Rabbim seni çok seviyor, senin izninle, sen nasıl istersen ruhunu öyle almamı emretti” diyor. Mübarek zat “Abdestim var. Namaza durayım son rekat son secdedeyken ruhumu al. Rabbimin huzuruna secdedeyken gitmek istiyorum” diyor. Bu arada adamın oğlu bunların arasındaki konuşmaları anlayamıyor tabii. Babası kalkıyor namaza duruyor ve secdedeyken vefat ediyor... İşte iki insan ve iki farklı son!.. Hangisinin yerinde olmak istiyorsanız karar verin? Çünkü: “Dünya fani, ölüm âni!..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT