BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KRAMPON...

KRAMPON...

RIDVAN Dilmen: “Valla açık söyleyeyim benim TFF başkan adayım Monica Belluci. Tamam Mehmet Ali Aydınlar gibi hastanesi yok ama onun da hastası çok...” “gorkemwade”



RIDVAN Dilmen: “Valla açık söyleyeyim benim TFF başkan adayım Monica Belluci. Tamam Mehmet Ali Aydınlar gibi hastanesi yok ama onun da hastası çok...” “gorkemwade” ... BU HAFTA lig tarihinde Şifo Mehmet’i geçerek en çok gol atan orta saha oyuncusu unvanını alan Alex: “Arkadaş ne ligmiş yahu her hafta unvanlar, rekorlar... Yoruldum artık..” “civanem” ... PAUL Auster: “Üzgünüm ama Yıldırım Demirören’in Federasyon başkanı olduğu bir ülkeye gelemem...” “nistelrooy” ... KAYSERİ yönetimi Gökhan Ünal’ın sözleşmesini feshettikten sonra yine ağır konuştu; “Sat-ma-ya-ca-ğız!” “zauri” ... METE Düren’in “Yıldırım Demirören gibisi gelmez” açıklamasına Çarşı’dan jet cevap; “İnşallah...” “nistelrooy” itiraf reyonu... (...m. yavuz ...şehir: istanbul ...yaş: bilinmiyor) Bizim çocukluğumuzda bazı şenliklerde, geceleri, elimize birer değnek alıp, komşuların ziline basmak suretiyle kapı kapı gezer, elimizdeki değneklerin ucuna poşet geçirir, kapı açılınca kendimizi saklayarak değnekleri içeri uzatırdık... Ev sahipleri de, kuruyemiş, meyve kaabilinden gözümüzü ve gönlümüzü hoş edecek nevaleler dolduruverirdi poşetlere... Yine böyle bir gecede bendeniz, bir gece önce bu mevzunun muhabbetini ettiğim arkadaşın ziline bastım... Elimdeki değneği fırt diye kapıdan içeri soktum... Ev sahibesi aceleyle geri gitti ve elinde poşetle geri döndü... Poşeti değneğin ucuna taktı. Ama bendeniz, değnek seçimini yanlış yapmışım... Bir ucu incecik diğer ucu kalın olan değneğimin ince ucunu uzatmışım... Abla poşeti asıyor, poşet geri düşüyor. Hayal edin artık. Sonuç, kahkahalarla geçen bir debelenme ve sonrasında benim değneği oracığa fırlatıp kaçmam. Budur yani. (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) Tuzaktan kumanda... (...ATV - Evlen Benimle) ESRA EROL: Amca siz de bir yuva kurmak, evi çekip çevirecek, yemek yapacak, üstünüzü başınızı yıkayacak birini aramak için buradasınız?... EVLENECEK AMCA: Yok kızım, çocuklar ‘Git bize ana bul’ deyince koşarak geldim... HAYATA DAİR... Kim olacağımı bilememekten ötürü tasalanıyorum... Kim olmak istediğimi de bilmiyorum... Ama seçmek gerektiğini pek iyi biliyorum. Nereye gitmeye karar verirsem beni yalnız oraya ulaştıracak olan güvenli yollarda yürümek istiyorum... Fakat bilmiyorum, ne istemek gerektiğini bilmiyorum. Kendimde binbir mümkünün var olduğunu hissediyorum. Fakat bunlardan yalnız bir tanesi olmaya rıza gösteremiyorum... ...Ve her an yazdığım her sözün, her yaptığım hareketin, çehremin silinemeyecek yeni bir çizgisini meydana getirdiğini düşündükçe ürküyorum. Öyle bir çehre ki, bir seçime varamadığından, onu cesaretle sınırlayamadığından kararsız, şahsiyetsiz, korkak olarak tespit edilecek... Allahım; yalnız tek bir şey istemeyi ve durmadan onu istemeyi bana ilham et... (...Andre Gide) söz der ki; “-Istırap; kendisini tecrübeye dönüştüren için tatlıların en güzelidir...” (...Güneşi gördüğü anda ettiği müthiş S.Ö.Z.leri) TEMEL’iN YERi Temel, Dursun’u da almış yanına, atlamış arabasına, para kazanmaya İstanbul’a gelmişler... İstanbul’da avare avare dolaşırken bir dükkan görmüşler: Pantolon: 5 TL... Gömlek: 2.5 TL... Palto: 10 TL... Temel’de şimşek çakmış; “-Ula Dursun, bu fiyatlar harika, biz şimdi burdan 100 tane pantolon, 100 tane gömlek, 10 tane palto alsak, Trabzon’a dönsek, bunları en az 3 katı fiyatına satar zengin oluruz...” Dalmışlar dükkana... Temel hemen atılmış: “-Bana 100 tane pantolon, 500 lira eder, 100 tane gömlek, 250 lira eder, 10 tane de palto, 100 lira eder... Alın şu 850 lirayı yükleyin arabaya...” Dükkan sahibi, “Gidin işinize kardeşim” demiş; “-Burası kuru temizleme dükkanı!..” BİZİMKİLER... Halı saha maçı için soyunma odasında formaları giyerken, Fatih’in göğsündeki yanığı soruyoruz, “Ne oldu len oraya?...” “Abi sorma yaa” diye anlatmaya başlıyor; “-Sigarayı yaktıktan sonra arabanın çakmağını gömleğin cebine koydum...” Xxx Serdar hastane kapısında sepetteki galoşu kafasına geçirip içeri girer... Görevlinin kendisine uyarısı şöyle olacaktır; “-Beyefendi onlardan iki tane de ayaklarınıza takın bi zahmet...” BİR FİLM DİYALOĞU “-Bu dünyada bir mutluluk parıltısı buluyorsun ve her zaman birileri çıkıp bunu mahvediyor...” (...Finding Neverland filminden)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT