BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Îmânın şubeleri”ne dâir hadîs üzerine -1-

“Îmânın şubeleri”ne dâir hadîs üzerine -1-

“Îmân, yetmiş küsûr veya altmış küsûr şubedir. O şubelerin en fazîletlisi, ‘Lâ ilâhe illallah’ demek, en aşağısı da, yoldan eziyet veren şeyi gidermektir...”



İmâm Mâlik’in “Muvatta”ı, İmâm Buhârî ile İmâm Müslim’in “Sahîh”leri, İmâm Ebû Dâvûd, İmâm Tirmizî ve İmâm Nesâî’nin “Sünen”lerinde, “îmânın şubeleri”nden bahseden bir hadîs-i şerîfe yer verilmiştir. [Adı geçen kitaplarda, bazı lafız farkları mevcûttur.] Sahîhu’l-Buhârî’nin başında, Resûlullah(aleyhis-salâtü ves-selâm)’a vahyin başlangıcının nasıl olduğuna dâir, 6 (veya mükerrer bir hadîsle 7) hadîs ihtiva eden 1. babdan sonra yer alan “Kitâbu’l-Îmân”da, İslâm’ın binâsını bildiren 1. hadîsten hemen sonra, 2. hadîs (baştan i’tibâren 9. hadîs) olarak Ebu Hüreyre’den (radıyallahü anh) rivâyet edilen lafız: “İmân altmış küsûr şubedir. Hayâ da îmânın bir şubesidir” şeklindedir. “Dâru’l-Fünûn” müderrislerinden [eski İstanbul Üniversitesi profesörlerinden] Babanzâde Ahmed Naîm Efendi, “et-Tecrîdü’s-Sarîh li Ehâdîsi’l-Câmiı’s-Sahîh”in tercümesinde, “Bâbu Bed’i’l-Ezân” başlıklı kısımda, 24. hadîs münâsebetiyle hadîsin diğer bir rivâyetini de ele almaktadır. Uzun olan 24. hadîsin baş tarafının meâli şöyledir: Ebû Hüreyre(radıyallahü anh)’den: Şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “(Vaktiyle) biri yolda giderken, güzergâhının üstünde bir diken dalı buldu. Onu alıp (yoldan dışarıya) attı. Allahü teâlâ, bu (ameli)ni hüsn-i kabûl buyurup günâhlarını mağfiret etti...” Bu hadîsin dipnotunda, “Bu hadîsten, yoldan imâta-i ezâ ya’nî yolculara zahmet verecek şeyi ortadan kaldırıp atmaktaki fazîlet anlaşılıyor. Memleket halkının râhat râhat seyâhat edebilmeleri için turuk-ı umûmiyye inşâsı ile hüsn-i muhâfazası da elbette imâta-i ezâ nev’inin a’lâlarından sayılmalıdır. [Ya’nî umûmî yollar yapılması ve güzelce muhâfaza edilmesi, eziyeti giderme nev’inin en yüksek kısımlarından sayılmalıdır.] Ebû Hüreyre’nin [dokuzuncu hadîs olarak] bu kitapta zikredilen: “Îmân, yetmiş küsûr şubedir. Hayâ da, îmândan bir şu’bedir” hadîsinde, bazı tarîklerden gelen rivâyette: “... Bu şubelerin efdali (en fazîletlisi), Lâ ilâhe illa’llah demek, ednâsı (en aşağısı) da yoldan zahmet verecek [taş, diken, necâset...gibi] şey[ler]i uzak tutmaktır” ziyâdesi vardır... Sahîhu Müslim’in “Kitâbu’l-Îmân” başlıklı bölümünde 12. bâb olan “Bâbu Şu’abi’l-Îmân”da, Ebû Hüreyre(radıyallahü anh)’den mervî olan birinci hadîs: “Îmân, yetmiş küsûr şubedir. Hayâ da îmândan bir şubedir” şeklindedir. Yine aynı râvîden rivâyet edilen 2. hadîs: “Îmân, yetmiş küsûr veya altmış küsûr şubedir. O şubelerin en fazîletlisi, ‘Lâ ilâhe illallah’ demek, en aşağısı da, yoldan eziyet veren şeyi gidermektir. Hayâ, îmândan bir şubedir” meâlindeki lafızlarla zikredilmiştir. İmâm Muhyiddîn en-Nevevî, bu hadîsin şerhinde, başlığa şu ma’nâda bir ibâre yazmıştır: “Îmânın şubelerinin adedini, en üstünü ve en aşağısını ve hayânın fazîletini ve îmândan oluşunu beyân bâbı.” İmâm Nevevî, Ebû Hüreyre’den (radıyallahü anh) mervî lafızları zikrederken, önce “Îmân, altmış küsûr şubedir” lafzını, sonra da şek ifâde eden “Yetmiş küsûr veya altmış küsûr” lafzını kaydetmiştir. Bundan sonra İmâm Nevevî şöyle demiştir: “Bunu el-Buhârî, Kitâbın başında, (Ebû Âmir) el-Akadî’nin rivâyeti olarak şeksiz bir şekilde “altmış küsûr”, Ebû Dâvûd, et-Tirmizî ve başkaları, Süheyl rivâyeti olarak yine şekk bulunmayan bir tarzda “yetmiş küsûr”, et-Tirmizî başka bir tarîkten “altmışdört bâb” lafızlarıyle zikretmişlerdir. Ulemâ, iki rivâyetten hangisinin tercîh edileceği hakkında ihtilâf etmişlerdir. el-Kâdî Iyâz demiştir ki: Doğru olan, diğer hadîslerde geçen ve diğer râvîlerden gelen “60 küsûr” rivâyetidir. Şeyh Ebû Âmir İbnü’s-Salâh (rahmetullahü aleyh) demektedir ki: “... Müslim’in Kitâbında bizim gördüğümüz “yetmiş küsûr”, el-Buhârî’nin Kitâbında gördüğümüz ise “altmış küsûr” lafızlarıdır. Her iki rivâyet de, iki Kitâbın her birinden nakledilmiştir. Bu hadîsin rivâyet tarîklerinde, o ikisinden her birinde bilinen bir rivâyetin bulunmasında herhângi bir işkâl (problem) olmayıp, tercîhte ihtilâf etmişlerdir. İhtiyâtlı olan, ekall olan rivâyeti almaktır. Ekser olan rivâyeti tercîh edenler de vardır. Ebû Abdillah el-Halîmî bunu ihtiyâr etmiştir.” [İnşâallah yarın da konumuza devâm edelim.]
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT