BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ahlaki otorite ve liderlik

Ahlaki otorite ve liderlik

ABD’de gençliğini geçiren bir öğrenci için 80’lerin Hindistan’ı kolay yaşanacak bir yer değildi. Fakat burada geçirdiğim süre hayatımı birçok yönden değiştirdi. Ayrıca zihnimi varlığından habersiz olduğum birçok farklı düşünce şekline açtı.



Hindistan’da Mahatma Gandhi hakkında bilgi edindim. Silah kullanmayan bir insanın Hindistan’ı İngiliz boyunduruğundan kurtarabiliyor olması akıllara durgunluk vericiydi. Geçen sabah koşu bandında koşarken bir yandan da PBS kanalında “Hindistan’ın Hikâyesi” adlı filmi izliyordum. Filmin büyük çoğunluğu Hindistan tarihi üzerine. Hızla büyüyen ve gittikçe önem kazanan bir ülkenin tarihi oldukça merak uyandırıyor. Sokak ve köy sahneleri bana doktoram için Hindistan’da bulunduğum 1.5 seneyi hatırlattı. Hayatımı şekillendiren en önemli dönem burada geçti. Fiziksel, duygusal ve ruhsal mücadele içinde olduğum bir dönemdi. Yale Üniversitesi ve New England bölgesinde gençliğini geçiren bir öğrenci için 80’lerin Hindistan’ı kolay yaşanacak bir yer değildi. Fakat burada geçirdiğim süre hayatımı birçok yönden değiştirdi. Ayrıca zihnimi varlığından habersiz olduğum birçok farklı düşünce şekline açtı. Bu sürede en bilge düşünürlerden biri olarak görülen Mahatma Gandhi hakkında bilgi edindim. Fiziken küçük fakat düşüncesi büyük ve güçlü olan bu adam Boston’lu saf bir gencin bile hayranlık duyabileceği bir yapıya sahipti. Silah kullanmayan bir insanın Hindistan’ı İngiliz boyunduruğundan kurtarabiliyor olması akıllara durgunluk vericiydi. “İhtilalde” şiddet vardı, fakat değişimin kökünde onun ve daha birçoğunun irade kuvveti ve barışçıl ihtilal idealinin gücü mevcuttu. İskoç-İrlanda kökenli Amerikalı bir çocuğun dünyanın futbol topu etrafında değil, kelimeler ve düşünürlerine duyulan büyük güven etrafında döndüğünü keşfetmesi ne kadar tuhaf. Filme dönelim. Filmin bir bölümü bana, Kalküta, Delhi ve Bombay’da vasat otellerde kalırken, bugünkünden çok daha fakir ve hastalık kaynayan sokaklarda yürüdüğümde düşündüklerimi hatırlattı. Milattan önce 4. ve 2. yüzyıllarda Hindistan’da Aşoka adında bir lider vardı. Gençliğinde büyük bir fatih, vahşi, katil ve gaddar bir adamdı. Günümüz siyasi haritasında Pakistan, Hindistan, Afganistan ve Bangladeş olarak bilinen bölgenin çoğunu kontrol ediyordu. Çok kanlı bir savaşın ardından Aşoka’nın vahşeti, liderliğin bir gereği olarak gören inancı birden sarsıldı. Bir süre inzivaya çekilen Aşoka, bu ilham üzerine düşündü. Bir süre düşündükten sonra tüm kuvvetini, hazinelerini ve imparatorluğunu barışçıl yollara adadı. Diğer din ve düşünceden olanlara müsamaha etmeye başladı ve tüm canlıların değerli olduğuna ve kıymetlerinin bilinmesi gerektiğine kanaat etti. Tarihin belki de ilk hayvan hastanelerini açtı ve büyük bir kahraman oldu. Eskisine nazaran halkıyla çok daha fazla ilgilendi. İmparatorluğu yüzlerce dil, yüzlerce inanç ve daha birçok farklılık barındıran devasa bir toprak parçası haline geldi. Hatırlatmakta fayda var, toprakları Hindistan’ın güney ucundan Afganistan, Bangladeş ve daha birçok yere uzanıyordu. Doğru şeyleri yapmanın meşakkati de büyük olsa gerek. Fakat fikirlerinin kuvveti, hocaları ve yardımcılarının da bu yolda yardımı dokunmuştur. Burada liderlik üzerine alınacak birkaç ders var. Birinci ders, halkınızla iyi ilgilenirseniz, birçok şey ardından gelir. Fakat halkınızla iyi ilgilenmezseniz, onlar sizinle “ilgilenirler”. Şu an gördüğümüz ihtilal rüzgârlarından bunu çıkarabiliriz. Tahminim önümüzdeki yıllarda bu tür durumları daha sık göreceğimiz yönünde. Liderler öncelikle halklarıyla ilgilenmeye başlamazlarsa, 21. yüzyılın ikinci yarısında daha çok ihtilalle karşı karşıya kalabiliriz. Bu kaide ailelerden büyük ülkelere ve imparatorluklara kadar geçerli. Bu örneği günümüze uyarlamamız gerekirse şartların bir hayli değişik olduğunu görürüz. Bilgi çağında, facebook, twitter, akıllı telefon dünyasının hızlı ve karmaşık yapısında en iyi çözümün ne olduğunu anlamak kolay değil. Liderler günümüzde korkunç derecede duygusal ve zor problemlerle karşılaşıyor. Ne yazık ki halklar dünyadaki birçok liderin bu vazifeyi ifa edemeyeceğinin bilincinde. Bu yüzden birçok ülkede sokaklarda protestolarla, ihtilallerle ve artan muhalefetle karşılaşıyoruz. Yakın zamandaki finansal krizin ekonomik, sosyal, politik ve diğer etkileri bugünün ve yarının liderlerine bir ikaz olmalı. Ya halkınızla daha iyi ilgileneceksiniz ya da kenara çekileceksiniz. Kesinlikle bugünün kısıtlı liderlerinden, Gandhi ve Aşoka gibi büyük meseleler karşısında inzivaya çekilmelerini beklemem. Fakat farklı düşünmek ve halklarına daha iyi bir hayat sağlamak, entelektüel ve manevi kapasitesi olan liderler için kötü bir fikir olmayabilir. Hazreti Ömer’in ifadesiyle “Halkıyla ilgilenmeyen, onlarla birlikte cennete giremeyecektir...” Hazreti Ömer’den hepimiz çok şey öğrenebiliriz. Halkının açlık, veba, savaşlar gibi birçok sıkıntıyı atlatmasına yardımcı oldu. Gençlik yıllarındaki sert mizacından sonra büyük bir lider olmayı öğrendi. İslam tarihinin en büyük liderlerinden biri. O da halkıyla iyi ilgilenmeye özen gösterdi. Adaleti gözetti, halkının karnını tok tuttu ve nice önemli vazifeler üstlendi. Bütün bunlar kolay olmadı, fakat kendisi bu görevinin ne derece mühim olduğunun farkındaydı. Eserleri ve fikirleriyle dünyanın seyrini değiştiren liderlerden örnek aradığımızda hep tarihe dönüyoruz. Günümüzden kimse örnek verebilir mi?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT