BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaz günü hamsi mi olur?

Yaz günü hamsi mi olur?

“Bir demir doğrama atölyesinin önünden geçtik. Elli metre kadar geçmiştik. Dedik ki: Gel şu demirciye de bir uğrayalım. Belki satış yapar öyle gideriz...”



İki arkadaş sokak sokak gezerek su arıtma cihazı satıyoruz. Temmuz ayı, havalar çok sıcak. Uzun süre dolaştık. İyice acıktık. Yemek yiyecek uygun bir yer arıyoruz. Fiyatların yüksek olduğu bir semtteyiz. O günkü kazancımız yemek parasına yetmeyecek derken bir camiye rastladık. “İkindi namazlarını kılalım” dedik. Cemaat kılmış, dağılmış. Caminin arkasında bahçede bir amca ızgarayı yakmış. Sesledi: “Çocuklar namazı kılın da gelin.” Kıldık yanına uğradık: “Gelin çocuklar, arkadaşlara hamsi ızgara yapacağım, diye söz verdim ama gelemediler.” Yaz günü hamsi mi olurdu? Nereden bulduysa gerçekten hamsileri dizmiş ızgaraya... Oturduk, bir güzel afiyetle yedik. O gün yemek parasından da kurtulmuştuk. Hem de âdeta bir ziyafet çekmiştik. Ertesi gün, başka bir semtte çalışıyorduk. Yine esnaf dükkan dolaştık semti... Öğleyi geçti vakit. Acıktık. Yine yemek yemeliyiz. Bir gün önceki ızgara ziyafeti de aklımızdan çıkmıyor. -Neydi kanka dünka balık. Ah olsa da yine şöyle yumulsak!.. Böyle konuşurken bir demir doğrama atölyesinin önünden geçtik. Elli metre kadar geçmiştik ki: “Gel şu demirciye de bir uğrayalım. Belki satış yaparız. Sonra da yemeğe gidelim.” Geri döndük. Selam verip içeri girdik. Karadenizli olduğu konuşmasından belli bir amca karşıladı bizi: -Uy hoş geldunuz uşaklar. Ha ne alıp ne sataysuz? Ağzı öyle diyordu ama beden dili öfkeliydi. Neyse bize “ne alıp ne satıyorsunuz?” diye sorduğuna göre tanıtıma geçebilirdik. -Amca bakın biz şöyle bir su arıtma cihazı getirdik. Karadenizli amca şöyle bize bir baktı. Ne dese beğenirsiniz? -Ha uşaklar, benim kafamın tası atık. Bırakın ha tanıtımı falan da gelin içeri. -Hayırdır amca? -Ha bizim çocuklar işe gittiyidi. Telefon açtılar ki yemek için keleceğuz. Ben de onlar gelecek diye bir tencere menemen yaptım. -Eee? -Ha şimdi aradılar, gelemeyeceklermiş. İşleri uzamış. Kanka ile göz göze baktık. Amca, işçilere kızgın söyleniyordu: -Ha bu kadar menemeni ben neydeceğum? Hadi buyurun bana arkadaş olun da beraber yiyelum da. Karnım zil çalayi? Onlar akşama kadar kelemeycekmiş. Bozulur bunlar... Bizim canımıza minnetti. Ama bu ne enteresan bir şeydi? Demirci amca hem menemeni bize ikram ediyor, “yiyin uşaklar sizler delikanlusunuz” diyordu hem de gelmeyen o personeline Karadeniz öfkesiyle verip veriştiriyordu. Acaba bizim rızkımızın orada olduğu aklına geliyor muydu? Hakikaten insanın rızkının nerede olduğu bilinmiyor. Ömer Uran-İstanbul > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT