BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hicaz Notları -I-

Hicaz Notları -I-

Soğuk ve karlı bir günde güneşten mahrum kalan İstanbul’u bırakıp bulutsuz bir akşamüstü Medine’ye vardığımızda sıcak bir rüzgâr bizi karşılıyordu...



Soğuk ve karlı bir günde güneşten mahrum kalan İstanbul’u bırakıp bulutsuz bir akşamüstü Medine’ye vardığımızda sıcak bir rüzgâr bizi karşılıyordu... Belki de dünyanın en sessiz şehriydi... Ve sükûnetin ilk adresi... Ülkenin o içine düştüğü günlük siyasi kavgaların uğultusundan kaçıp kurtulunca insan; sükûtun kıymetini daha iyi anlıyor... Bir arada yaşamanın sanatlaştırıldığı ilk yer... Huzuruna varabilmenin heyecanına ve bir daha selamlayabilmenin mutluluğuna denk düşen başka bir duygunun da olmadığı şuuruna varılıyor... Lakin, huzurda durabilmek ve dua edebilmek her zamanki gibi çok zor... Çünkü, Vehhabiler şirkten sayıyor! Âdeta sokaklardan toplanmış ve kara cahillerden oluşan, edebden yoksun Suudlu askerler; Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimize arkasını dönmüş, elinde uyduruk bir telsiz, saçı sakalına karışmış ve asker demeye bin şahidin gerektiği kifayetsizler ziyaretçilere hakaret ederek kıbleye dönülmesini emrediyor... Birileri de bizlere bağırarak, Peygamberimizin etten, kemikten ve ölümlü olduğundan bahsetmeye çalışıyor... Evet, etten ve kemiktendi ama etten ve kemikten yaratılan bütün insanlık O’nun hürmetine yaşıyordu... Yakut, altın, elmas ve zümrüt de taştandı... Kaldırımlara döşenen de taştı... İkisinin değeri aynı olabilir miydi Arafat’taki taşlar sadece taş mıdır? Tezata bakın, hem milyonlarca Müslüman umre ve hac için bu kutsal topraklara gelecek, hem milyarlarca dolar para kazandıracak hem de toprak ve taş denilecek... Şimdi, Kâbe ve cennetten gelen Hacerü’l-Esved sadece taştan mı ibaret! Mekke ve Medine’deki kutsaliyetten kazanılan trilyon dolarla Krallığın saltanatı sürülecek ve diğer yandan ‘taş ve toprak’ denilecek... Ne gariptir ki bu akıldan yoksun zihniyete kimse hesap soramıyor... * Arap baharı ne hikmetse buralara hiç gelmiyor... Acaba neden? Çünkü, patronu olan ülkelerin sözünden dışarı çıkmıyorlar... Ne acıdır ki dünya Müslümanları ve bu ülkelerin liderleri bir araya gelip bunlara haddini bildiremiyor! İngiliz askerleri dahi bu kadarını yapmaya cesaret edemezdi... Eğer onlar yapsaydı, Müslümanlar ayaklanırdı ama bunlar yapınca herkes boynunu büküyor... Osmanlı’yı devirtip yerine koydukları kuklaları en büyük ihaneti ve edebsizliği Ehl-i sünnete yapmaya devam ediyor... Hicaz kendi sessizliğini yaşıyor... * İslam âlemi iktidar ve saltanat sarhoşluğundan bir türlü uyanamamış... Saltanat ve yönetim kavgalarından başlarını kaldıramayan ama lafa gelince de cihad ve dine hizmet ettiklerini söyleyen kahramanlara biri çıkıp da şu soruyu soramıyor; - Kendi halkınızla kavgalısınız... Dine en büyük kötülüğü eden bu krallıklarla dostsunuz, kâfir dediğiniz devletlerle zaten dost ve müttefiksiniz, o hâlde cihad ve hizmet kime? Kahramanlık sadece içeridekilere mi? Ya dışarıdakiler? İşte konu buraya gelince herkes başını başka tarafa çeviriyor... Neden? Çünkü hepsinin efendileri aynı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT