BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İstanbul hepimizin

İstanbul hepimizin

İstanbul gerçekten bir doğa harikası. Halen bütün olumsuzluklara rağmen çok güzel. Öyleyse bu güzel kentin güzelliğini korumak ve bozulmasına engel olmak konusunda hepimiz üzerimize düşen gayreti gösterelim.”



Mesleğim idealimdi Kader çizgisi diye bir çizgi vardır. Ben idealiyle mesleği aynı olan ender kimselerdenim diyebilirim. Babam Çankırı’nın bir ilçesinde Mal Müdürüydü. Ben de babamın yanına gider gelirdim. İlçede Mal Müdürü’nden üst makam olarak da kaymakamlık vardı. Kaymakam olmayı arzulamıştım. Zaman içerisinde Kaymakam da olduk. Çeşitli illerde valilik de yaptık. Ama neticede arzu ettiğim, olmak istediğim mesleğin içerisindeyim. Siyaseti hiç düşünmedim, düşünmüyorum da. Hani başta da dediğim gibi insanın bir kader çizgisi vardır. Hepimiz o çizgide yol alıyoruz. Kader karşımıza neyi çıkartır onu da bilemeyiz. Özel hayatımdan renkler Tiyatroya pek gidememekle birlikte sinemaya giderim. Ailemle birlikte giderim. En son yönetmenliğini Frank Darabont’un yapmış olduğu Yeşil Yol filmine gittim. Daha gösterime gireli üç hafta mı ne oluyor galiba. Sinemaya giderim. Spor yapmayı severim. Örneğin pinponda şimdiye kadar hiç yenilmedim. Gerçi şampiyonlar duymasın ama çok severek ve başarıyla oynuyorum. Satrancı da çok severim. Satranç, beyin olarak da ileriyi düşünebilme, ihtimalleri değerlendirme konusunda zihin jimnastiği yapmaya yarayan hoş bir oyundur. Çok severim. Tabii şu an GS’liyiz. UEFA kupası elemelerinde, finaline yükselen GS hepimizin takımı. Bir Türk takımının Avrupa’daki başarısı bize onur veriyor. Hepimizi sevindiriyor. Dolayısıyla şu an hepimiz Galatasaraylıyız. Ama ben takım olarak Beşiktaşlıyım. Bizim takım da fena durumda değil. Tebdili kıyafet Kot pantolonumu giyip halkın arasına karıştığım elbette oluyor. Ama bunu tebdil-i kıyafet olarak yapmıyorum. Onaltı yıllık bir görev süresi kolay değil. Gençlik dönemimdeki valiliklerimde yaptığım böylesi denetlemelerim çok meşhurdu. Vali bey geliyor diye anında duyulur ve çekinilirmiş. Ben de huzur ve sükunun tesisi anlamında çok sık denetlemeler yapardım. Tabii İstanbul büyük şehir. Böylesi tebdili kıyafet türünde denetlemelerin olması zor, hatta imkansız. Çalışmalarımızı resmi olarak yütürüyoruz. Ah şu sokak çocukları Özellikle sokak çocukları ve sokakta çalışan çocuklar, yöneticiler olarak bizleri derinden üzüyor. Bu çocuklar İstanbul için önemli bir sorun. Üstelik bu konuda kanuni altyapı yetersizliği var. Olayı yasal zeminde bir tabana oturtamıyorsunuz. Sokak çocuklarına bir ara para yardımında bulunmak istedik. Baktık, ters etki yaptı. Para için başkaları da çocuklarını sokağa gönderdi. Bu kez bu uygulamayı kaldırdık. Yaptığımız araştırmada ortaya çok vahim bir durum çıktı biliyor musunuz? Meğer koskoca İstanbul’da sokak çocuklarını korumak ve rehabilite etmek konusunda topu topu iki dernek varmış. Bu iki derken ne yapabilir ki? Öyleyse dernek kurmak isteyenler buyursun bu hayırlı iş için dernek kursunlar. Dernek adı altında devletle mücadele etmek yerine sokak çocuklarımıza sahip çıkalım. Sivil toplum anlayışı bu olmalı. Dünyanın incisi İstanbullulara bir çağrıda bulunmak istiyorum. İstanbul gerçekten bir doğa harikası. Halen bütün olumsuzluklara rağmen çok güzel. Öyleyse bu güzel kentin güzelliğini korumak ve bozulmasına engel olmak konusunda hepimiz üzerimize düşen gayreti gösterelim. Hani meşhur sözdür. Herkes kendi evinin önünü temiz tutsa bütün sokak temiz olur. Sokağımızda varsa bir boyasız ev onu boyamak, bir kaldırım taşı yerinden oynamışsa onu düzeltmek, çöpleri yere atmamak küçümsenmeyecek vatandaşlık görevidir. İstanbul’a birlikte sahip çıkacağız, çıkmalıyız. İhaleler resmi gazeteye 2886 nolu Devlet İhale Kanununa göre, valiliğin verdiği ihale ilanları, yerel gazetelerde de olabiliyordu. Fakat ihale için verilen tekliflere baktığımızda, diyelim ki yüz firma katılmış, ama yüzü de kıl payı aynı oranı vermiş. Örneğin hepsi % 20.10 veya % 20. 15 gibi. Şaşırdım. Dedim ki arkadaşlara: -Siz bu ihalelerden şüphe etmiyor musunuz? -Ediyoruz efendim. Ama hepsi böyle. Bir araştırdık, meğer ilan yayınlanan mahalli gazete bir veya birkaç firma tarafından toplanıyor ve kimsenin haberi olmuyormuş. Toplayanlar da kendi aralarında anlaşıp teklifi bu şekilde veriyorlarmış. -Peki neden % 20’nin altında indirim yapan hiç yok? -Çünkü sizin % 20’nin altında indirime onay vermediğinizi öğrenmişler. Bunun üzerine ihaleleri daha geniş kesimlere duyurabilmek için, bundan sonra resmi gazeteye ilan verme kararı aldık. Burada da amacımız, suiistimale meydan vermemek elbet. Ama çok zor ve hassas olunması gereken görevlerden biri. Büyük geçmiş olsun Bir iş kazası olarak daha geçende yaşadığım rahatsızlığı anlatayım. Birgün baktım boynumdan sol omuzuma doğru bir uyuşma var. Sonra sol ayağımı hareket ettiremiyorum. Doktor geldi baktı, muayene etti. Meğer beyin kanaması geçirmişim. Ufak bir damar çatlaması olmuş. Ama kendi kendine kanama durmuş. Şu an Allaha şükür iyiyim ama kontroldeyim. Bunu da ilk defa burada açıklamış oluyorum. Bir hatıra “Her ağacın bir ince dalı vardır” Samsun’un Alaçam ilçesinde bir köye resmi ziyarette bulunuyorduk. O sırada da köyde bir cenaze varmış. Dolayısıyla cenaze sahibini de teselli etmek gerekiyordu. Adam iki evliymiş. Hanımının biri vefat etmiş. Kendisini teselli etmek için taziyede bulunuyordum. İşte, “Allahtan gelene yapacak birşeyimiz yok. Başımız sağ olsun. Hiç olmazsa diğer hanımınız hayatta. En azından onunla teselli olursunuz.” Buna benzer sözlerle teselli etmek isterken o iri yarı köylüden, hiç beklemediğim çok anlamlı bir cevap aldım. Gözleri yaşlı halde bana dedi ki: -Efendim, her iri ağacın bir ince dalı vardır. Bu söz çok manidardı. Demek ki hiçbir insanın yerini bir başkası dolduramıyordu. Sevgi bambaşka bir şeydi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT