BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üç kişilik bir aileydiler...

Üç kişilik bir aileydiler...

Serdar bir güneş gibi doğmuştu Başar ailesinin evine... Hem dedelerin, ninelerin biricik varlığı olmuştu hem de anne ve babasının en kıymetli şeyi. Fakat kader çok geçmeden birbiri ardına aile büyüklerini aralarından çekip aldı.



Serdar bir güneş gibi doğmuştu Başar ailesinin evine... Hem dedelerin, ninelerin biricik varlığı olmuştu hem de anne ve babasının en kıymetli şeyi. Fakat kader çok geçmeden birbiri ardına aile büyüklerini aralarından çekip aldı. Önce Fehmi’nin anne ve babası, ardından da Mukadder’in ailesi kısa aralıklarla vefat ettiler. Karı koca hayatta kimsesiz kalmanın verdiği tedirginlikle birbirlerine daha sıkı kenetlendiler. Artık üç kişilik bir aileydiler ve birbirlerinden başka kimseleri yoktu. Ufak tefek çocuk hastalıkları dışında rahat bir bebeklik dönemi geçirdi Serdar. Okula başlama zamanı gelince anne ve babası birlikte götürdüler onu ilk gün. Mukadder küçük oğlunu diğer talebelerin arasında sıraya girmiş, ürkek bir halde beklerken görünce gözyaşlarını tutamayıp ağlamıştı sevincinden. Fehmi ise gururla gülümsüyordu. Küçük Serdar ilk seneyi takdirle bitirmiş, ikinci sınıfa geçmişti. ne oduysa o zaman oldu işte. Ailenin üzerine çöken kara bulutlar bir anda fırtınaya dönüştü ve allak bullak etti bu üç kişinin hayatını. Fehmi bir fabrikada muhasebeci olarak görev yapıyordu. Dürüstlüğü, çalışkanlığı ile patronlarının güvenini kazanmış, kendisine en kıymetli şeyler ve kasanın anahtarı emanet edilir olmuştu. O da sorumluluğunu biliyor, inançlarına bağlılığı ve Allah korkusuyla kendisinin ve ailesinin gırtlağından bir zerre bile haram lokma geçirmemek için sadakat ve dürüstlükle görevini yapıyordu. Fabrika sahibinin Çetin isimli haylaz bir kardeşi vardı. Yaşı Fehmi’den büyük olmasına rağmen bir baltaya sap olamamış, ağabeyinin varlığına güvenerek sırtını ona dayamış, sefahat ve zevk aleminde gününü gün ediyordu. Patron Feyyaz bey ise oldukça şikayetçiydi bu durumdan. Hep gelip Fehmi’yle dertleşirdi. Yine Çetin’in gemi azıya aldığı günlerden birinde yakındı adam üzgün üzgün: - Bu adamın hali beni düşündürüyor Fehmi. Baksana şuna, çektiği para milyonları buldu. Bana kalırsa artık buna bir dur demek gerekir. Daha geçen gün yüz milyona yakın borç ödedim. Bundan sonra sana para istemek için geldiği zaman vermeyeceksin. Sakın ha. İzin yok artık. Boyun büktü Fehmi, mırıldandı usulca: - Siz bilirsiniz efendim, nasıl emrederseniz öyle yaparım. Bu konuşmanın hemen ardından Çetin damlamıştı muhasebe ofisine. Yılışık bir gülümsemeyle Fehmi’ye baktı: - Merhaba Fehmi efendi... Çıkart bakalım bana biraz yolluk. Fehmi ürkek bir tavırla kaçırdı gözlerini: - Özür dilerim Çetin bey, Feyyaz beyin emri var, artık size ödeme yapamayacağım. Sanki bir bomba düşmüş gibi sarsıldı adam. Vahşi bir kaplan gibi kükredi: - Ne dedin, ne dedin? Bana bak, burayı geçiririm başına bilmiş ol! İki elini çaresizce yana açtı Fehmi. Kaşlarını kaldırmış, küçük gözleri ortaya çıkmıştı. Korku dolu bir bulut geçti gözbebeklerinden: - Benim yapacak bir şeyim yok Çetin bey, ağabeyinizle görüşün, emir versin hemen takdim edeyim. Ama beni uyardı kendileri. Kesinlikle izin vermiyor. Küfürler savurdu Çetin. Kapıyı var gücüyle çarparak çıktı dışarıya. Dişlerinin arasından: - Ben sana gösteririm sümsük herif. Dedi. Fehmi’nin konuşmasını taklit ederek: - Size ödeme yapamayacağım Çetin bey... diye söylendi alayla: - Görürüz bakalım, buranın efendisi sen misin, ben miyim! Sinirli bir tavırla çıktı dışarıya. Son model arabasına binip hızla uzaklaştı. Fehmi ter içinde kalmıştı. İri yarı bir adamdı Çetin ve sağı solu belli olmayan, hırçın bir karaktere sahipti. Düşüncesiz ve kaba karakteri dolayısıyla bir tatsızlık çıkabilirdi. Fehmi son derece korkardı böyle sansasyon oluşturan olayların içinde olmaktan. Tedirginliğini akşam eve de taşımıştı. Mukadder hanım onun düşünceli olduğunu görünce ısrar etmiş ve meseleyi öğrenmişti. Teselli etmeye çalıştı kocasını: - Senin ne suçun var ki... Sana öyle emir vermiş Feyyaz bey, sen de yapmaya mecbursun, kendi düşünsün kardeşini. Başını salladı Fehmi. Sesi ürkekti: - O da seyahate çıkıyor yarın. On gün Fransa’da kalacak... Yalnızız yani... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT