BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sağ-sol, penaltı, gol...

Sağ-sol, penaltı, gol...

Muhalif kanadın önde gelenlerinden Mersin milletvekili İsa Gök, “Parti tamamen sağa kaydırılıyor. Bunun adı da ‘solculaşma’ olarak anlatılıyor” diye genel merkezcilere ağır suçlamada bulunuyor.



Muhalif kanadın önde gelenlerinden Mersin milletvekili İsa Gök, “Parti tamamen sağa kaydırılıyor. Bunun adı da ‘solculaşma’ olarak anlatılıyor” diye genel merkezcilere ağır suçlamada bulunuyor. A&G Araştırma şirketinin sahibi Adil Gür de, “CHP’nin tabanı solcu değil. CHP seçmeninin yüzde 35’i merkezde, yüzde 8’i ise sağda olduğunu söylüyor” tespiti yapıyor. Davetlilerin alınmadığı 17. Olağanüstü kurultayda ise Sayın Kılıçdaroğlu ekranlardan, halkın gözünün içine baka baka teminat veriyor: “Hiç kimsenin endişesi olmasın CHP, halkın partisi olacaktır. CHP, çağdaş bir sosyal demokrat parti olacaktır” diye. Anlaşılan o ki hesaplaşma devam edecek; en azından Haziran ayındaki olağan kurultaya kadar. Bakalım kim galip gelecek; sağcılar mı, solcular mı? Yoksa partiyi parçalamak için harekete geçen futbolcular mı?!. (Bu futbolcular, Kılıçdaroğlu’nun bir türlü telaffuz edemediği ‘analarından emdiği süt burunlarından getirilen’ emperyalistler olmasın sakın!..) Güneş balçıkla sıvanmaz Dünya, Türkiye’ye gıpta ile bakıyor. 1982 Anayasasının darbe ürünü olduğunu hatırlatan Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Başkanı Gianni Buquicchio, “Ama bugünün Türkiye’si bambaşka bir ruha sahip” diyerek övüyor, ülkemizin geldiği noktayı. Libya Geçiş Hükümeti Başbakanı El Keyb de demokrasi konusunda Türkiye’yi model ülke gördüklerini söylüyor. En önemlisi de Rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in oğlu Bosna Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi üyesi Bekir İzzetbegoviç’in dile getirdikleri. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, görünüşte birleşmez olan ‘Batı ile Doğu’yu, ‘İslamiyet ile laikliği’, ‘geleneksellikle modernizmi’ birleştiren formülü buldu. Ama Türkiye’de iç politikada aynı karşılığı görmek mümkün değil, İşte buna da bir örnek: CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce’den. İnce, özel mahkemelerin aldığı kararları eleştirirken, hemencecik teşhisini koyuyor: “Türkiye’de darbe dönemini arar olduk.” Acaba kimin değerlendirmesi doğru? Kılıçdaroğlu’nun her fırsatta hükümeti şikayet ettiği Batılıların mı, yoksa yardımcısı Muharrem İnce’ninki mi? Takdir sizin... “Ben iyiyim ya siz?” Geçen hafta bahsetmiştik, ‘Uluslararası Öğrenci Buluşması’ndan. Bu hafta da bir anı aktaralım Kazak öğrenci temsilcisinin ağzından; “Ankara’ya geldiğimizde ilk olarak bize TÖMER’de Türkçe öğretildi. İlk derslerde, ‘Merhaba, nasılsın, iyiyim, sen nasılsın, ben de iyiyim, teşekkür ederim’ gibi nezaket kuralları ezberletiliyordu. O günlerden birinde caddeden karşıya geçerken bir arkadaşımıza otomobil çarpıyor. Kaza anında orada bulunan insanlar hemen müdahale ediyor. Yerde yatan arkadaşımıza, bir şey olup olmadığın anlamak için ‘Nasılsın?’ diye soruyorlar. Arkadaşımız da karşılık veriyor: Teşekkür ederim. Ben iyiyim. Siz nasılsınız?..”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT