BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Teknoloji ve dünyaya hakimiyet

Teknoloji ve dünyaya hakimiyet

Ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel dinamiklerinden biri de kendi öz değerlerine önem veren, dünyaya açılmasını bilen, Araştırma Geliştirme (AR-GE) yeteneklerine sahip insan gücü yetiştirmektir.



Ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel dinamiklerinden biri de kendi öz değerlerine önem veren, dünyaya açılmasını bilen, Araştırma Geliştirme (AR-GE) yeteneklerine sahip insan gücü yetiştirmektir. Nitekim bu faktörün önemini anlayan gelişmiş ülkeler teknolojik gelişmelere, kaynak ayırımına yıllar öncesinden başlamış ve günümüzdeki inanılmaz rakamlara ulaşmışlardır. Yapılan tahminlere göre AR-GE’ye 1999’da Amerika 800 milyar, Avrupa Birliği’ndeki ülkeler 600 milyar ve Japonya ise tek başına 300 milyar dolar yatırmıştır. Buna karşılık ortaya çıkan veriler Türkiye’nin orta halli bir Avrupa ülkesinin dahi 100 kat gerisinde kaldığını göstermektedir. AR - GE’nin önemi AR-GE’ye ayrılan kaynaklar üretimde birim maliyetin düşmesine ve kalitenin yükselmesine neden olduğundan konu uluslararası ticari ilişkiler yönünden de fevkalade önemlidir. Teknolojik değişimler doğrultusunda işgücü ve sermaye birikimi birçok iş kolunda ön plana çıkmıştır. Şirketler, gerek ülke içinde gerekse ülke dışında rakipleriyle mücadele edebilmek, pazar paylarını artırabilmek için daima dinamik kalmaya ve yenilikler peşinde koşmaya mecburdur. Uluslararası ticarette en büyük paya sahip olan ülkeler teknolojikgelişmelere en fazla kaynak ayıran, en güçlü şirketleri ve en büyük bankaları ellerinde tutan toplumlardır. Örneğin sanayileşmiş ülkeler 1980 yılında dünyadaki toplam Milli Gelirin % 65’ini, ihracatın % 60’ını gerçekleştirirken, bu oranları 1999’da her iki alanda da % 80’e çıkarmıştır. Buna paralel olarak şirket ölçeğini büyütebilmek için rekor ödemeler yapılmıştır. Dünyada şirket birleşmeleri için ayrılan kaynaklar 1995’te 1 trilyona yaklaşırken, 1999’da bu rakam 6 trilyonu bulmuştur. Belirtilen rakamın 2.5 trilyon doları Amerika’da, 2 trilyon doları Avrupa’da 1 trilyon doları Japonya’da, 500 milyar doları ise diğer ülkelerde gerçekleşmiştir. Türkiye’de ise bu rakamın 200 milyon doları aşmadığı tahmin edilmektedir. Yeni yönetim teknikleri Sanayileşmiş ülkeler değişen pazar şartlarında başarılı olabilecek yönetici kadrolarını da hızla yetiştirmekte, şartlara uygun vizyonlar vermektedirler. Son 5 yılda hızla artan ve 2 trilyon doları bulan internet ticaretinden gerekli payı alabilmek, değişen piyasa şartlarını doğru analiz edebilmek, yeni teknolojileri makro düzeyde uygulayabilmek için kamu ve özel sektör kuruluşlarının yanısıra üniversiteler de önemli çalışmalar yapmaktadır. Sözü edilen kuruluşlar hedeflerine varabilmek, uluslararası ticari ilişkilerde devlet desteği almakta, teşviklerden yararlanmakta ve gençlere yönelik özel projeler geliştirmektedirler. Batıdaki tüm saygın üniversiteler enformasyon (Information) teknolojisine büyük önem vermekte, hangi fakültede olursa olsun öğrenciler bu dersi almaya özendirilmektedir. Böylece ilahiyattan uluslararası ilişkilere, pedagojik eğitimden mühendisliğe, sanat tarihinden göz cerrahisine kadar tüm branşlarda bilgisayar ve enformasyon teknolojisindeki son gelişmeleri öğrenmek adeta bir mecburiyet haline dönüşmüştür. Türkiye ne yapmalı? Türkiye şirket birleşmelerini teşvik edecek, onları büyük ölçek doğrultusunda çalışmaya yöneltecek uygulamada geç kaldığı gibi sahip olduğu insan gücünü de yeni teknolojiler doğrultusunda yetiştirmekte ve eğitim programları hazırlamakta da çok zaman kaybetmiştir. Her altı ayda bir değişen teknolojiler karşısında Türkiye’nin yeni gelişmelere ayak uydurabilmesi ve hızla yayılan internet ticaretinden yararlanabilmesi için bir an evvel geniş kapsamlı çalışmalara girmelidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT