BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hocalı mitinginde bir yanlışımız

Hocalı mitinginde bir yanlışımız

İstanbul’da, geçen hafta yapılan Hocalı Mitingine katıldım. Hasta olmama ve kalabalıklardan çok korkmama rağmen yola çıktım.



İstanbul’da, geçen hafta yapılan Hocalı Mitingine katıldım. Hasta olmama ve kalabalıklardan çok korkmama rağmen yola çıktım. Ankara Hukuk Fakültesi’nin 2. sınıfında okurken Ceza Hukuku Profesörümüz Faruk Erem’in sözleri aklımdaydı: “Bütün iktidarlar, kalabalıklardan çok korkarlar. Çünkü kalabalıkların aklı yoktur. Kalabalıklar en cahil insanın emriyle hareket ederler. Mesela bin kişilik bir kalabalıkta konuşan bir kişiyi, adamın biri alkışlar. Birdenbire o bin kişi de alkışa katılır. Bin kişilik bir kalabalıkta, birisi kaçın diye bağırarak kaçar, kalabalık o kişinin arkasına katılır. Veya birisi vurun! vurun! vurun! diye haykırır, etrafındakiler “niçin” diye düşünmeden vururlar. Kalabalıklar çok tehlikelidirler. Kalabalıklara katılınca, aman çok dikkatli olun!..” İstiklâl Caddesinden Taksim Meydanına doğru yürürken Faruk Erem’in ikazını düşünüyordum. Çünkü tam bir insan mahşeri içindeydim. Zaman, zaman, nefes almakta bile zorlanıyordum: Genç kızlar, kadınlar, delikanlıklar, yaşlı-başlı erkekler, çeşitli sloganlarla haykırıyor, İstiklâl Caddesini fokurdatıyorlardı. Öfkeli bileklerin kavradığı bayraklarımız havalardaydı. Birdenbire, çiğ, çirkin, aptal bir pankart dikkatimi çekti. Yüzüme, şiddetli bir yumruk yemiş gibi oldum. Çünkü o pankart üzerinde, kırmızı harflerle şunlar yazılıydı: “Hepiniz Ermenisiniz! Hepiniz Piçsiniz!” Bu basit, bu kaba, bu çirkin pankartın indirilmesini çok istedim. Doğrusu Prof. Dr. Faruk Erem’in anlattıklarını hatırlayarak cesaret edemedim. Bir cahil adamın öfkesi, birdenbire büyüyebilirdi. Biraz kenara çekilince gördüm ki; o çirkin pankartın yüzlercesi yırtılarak yerlere atılmıştı. Ama tek-tük dahi olsa, bize katiyyen yakışmayan, yakışmayacak olan o küfürlü kartonlar, nümayişe katılan bazı gençlerin ellerinde havalanıp durmaktadırlar. Yine bu sütunda, daha geçen hafta, devletimizin, tamamen resmî belgelerine, Başbakanlık Arşivlerine dayanarak yazmıştım. Demiştim ki: 1915 yılında Rusya’nın İngiltere’nin Fransa’nın kışkırttıkları, silahlandırdıkları bazı Ermeni toplulukları, halkımızı ve ordularımızı arkadan vurdular. Bin yıl beraberce ve dostça yaşamamıza rağmen bazı Ermeniler bize ihanet ettiler. Bölge valilerinin, devrin İçişleri Bakanı Talat Paşa’ya gönderdikleri resmî belgelerden anlaşıldığı gibi Ermeniler, en vahşiyane duygularla üzerimize saldırdılar. Doğu Anadolumuzdaki Kürt ve Türk halkımızı sadece öldürmekle kalmadılar. Öldürdükleri kişilerin önce gözlerini oydular. Derilerini soydular. Kapılara ve direklere çivilediler. Erkeklerin baldırlarına derin cepler açarak ellerini o ceplere soktular. Cinsiyet uzuvlarını keserek ağızlarına koydular. İnsanlarımızı camilere doldurarak diri diri yaktılar. Canlı canlı kuyulara gömdüler. Hamile annelerin karınlarını deşerek çocuklarını çekip aldılar. O çocukların etlerini tandırlarda kızartarak annelere yedirmek istediler. Ve daha neler, neler, neler... Bütün bu canavarca hislerle işlenen cinayetler, bizim Başbakanlık Arşivlerimizde bulunmaktadır. Bütünüyle doğrudur. Doğrudur ama en az yüz bin kişinin katıldığı bir büyük nümayişte, bir kişinin bile olsa “Hepiniz Ermenisiniz! Hepiniz Piçsiniz!” cümleleriyle yüklü bir pankart taşıması da yanlıştır. Bin kere, milyon kere yanlıştır. Çünkü bize yakışmaz. Biz düşmanlarımızla, bize ihanet edenlerle meydanlarda erkekçe savaşırız. Ama bir milleti topyekûn piçlikle suçlamayız. Suçlayamayız. Böyle bir tavır, milletimizin asâletine yakışmaz. Dikkatli olmalıyız. Milletimizin büyüklüğüne katiyyen gölge düşürmemeliyiz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT