BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Erol bey şaşırttı

Erol bey şaşırttı

Yaklaşık 50 yıl Türk basını içinde önemli bir yere sahip olan Simavi ailesinin medyadan tamamiyle çekilmesi Doğan Grubu ile Uzanlar’ı bir kez daha karşı karşıya getirdi.



Geçtiğimiz hafta medya dünyası bir duayenini kaybetti. Bu kaybetti lafına biraz açıklık getirmekte yarar var. Maşallah kendileri sağlık ve afiyet içerisinde. Ama bizim dünyamızla ilişkisini kopardığı için kaybettik dedik. Yaklaşık 50 yıl Türk basını içinde önemli bir yere sahip olan Simavi ailesi, Erol Bey’in de eyvallah demesi ile medyadan tamamiyle çekildi. Bilindiği gibi daha önce Haldun Simavi, Günaydın gazetesini Asil Nadir’e terkederek medyadan çekilmiş ve İngiltere’deki birkaç yerel yayınla kalmıştı. Yine bilindiği gibi 1994 yılında da Erol Simavi Hürriyet’in Türkiye yayını ile tesislerini Aydın Doğan’a satmış, Almanya’daki gazete yayınını ise iki bin yılı başına kadar kendi üzerinde kalacak şekilde anlaşmıştı. Geçtiğimiz Ocak ayında, Hürriyet’in Avrupa yayın hakları da Doğan grubuna geçmiş ve Simavi, sadece Hürriyet’in basıldığı tesisleri kendisinde bırakmıştı. Ve bu tesislerde de Financial Times gibi Hürriyet de basılıyor ve Simavi’nin adı, Hürriyet yurt dışı baskılarında “matbaa sahibi” olarak yer alıyordu. Tabii bu arada Aydın bey tesisleri de satın almak için Erol beyle pazarlıklar yapmış ama anlaşamamışlardı. Ve Doğan Grubu da kendi tesislerini kurmak için imkan aramakta idi. Sürpriz gelişme İşte geçtiğimiz hafta yaşanan bir sürpriz gelişme, hem ortalığı hareketlendirdi hem de Aydın Doğan’ı zor durumda bıraktı. Avrupa’ya çıkmak için fırsat arayan Uzan Grubu, eski Hürriyetçi Özcan Ertuna vasıtasıyla Erol Simavi ile irtibat kurup 30 milyon mark bedel ve 14 milyon marklık da banka borcuna karşılık Simavi tesislerine talip oldular. Simavi ile tesisler konusunda anlaşmaya varan Uzanlar, bu arada Hürriyet’i engellemek için diğer baskı imkanlarını da kontrol altına alan anlaşmalar yapmışlar. Simavi tesislerini satın alan Uzanlar, ilk iş olarak Hürriyet’in aynı tesislerde basılan Almanya dışı baskılarını engellemişler. Daha sonra Almanya’ya gelen Aydın Bey’in Kızı Vuslat Doğan, Star’ın eline mahkum olmamak için hazır bir tesisi satın alarak, Hürriyet’in baskılarını burada başlatmış.. Doğan Grubu’nun aldığı matbaayı yeni makinelerle güçlendireceği de belirtiliyor. Bu arada star’cılar Hürriyet’in Almanya içi baskılarını hâlâ basmaya devam ettiklerini ve bu konuda Erol Simavi’yi kıramadıklarını ileri sürdüler.. Hasılı Almanya’da işler hayli karışık görünüyor. Aslında, Erol Simavi, Hürriyet gazetesini Aydın Bey’e satmadan önce Uzanlarla pazarlıktaydı ve bu defa tam tersi yaşandı. Tesisler de Doğan ile pazarlık yapılırken Uzanlara devredildi. Kimileri “Erol bey bir anlamda ilk hatasını telafi etti” diyorlar. Bu arada, dünkü Hürriyet’te konu ile ilgili şok bir iddia yer alıyordu. İddiaya göre, Erol Simavi’nin ricasıyla, Hürriyet’in Almanya içi nüshalarını basmaya devam eden Uzanlar, özellikle “bozuk baskı” yapmakla suçlandı. İddiaya göre, matbaanın yeni sahipleri “Hürriyet’in baskılarını bozuk yapın. Düzgün gazete görürsek işten atarız” diyerek matbaa çalışanlarını tehdit etmişler. Çalışanlar da ağlaya ağlaya bozuk gazete basıp piyasaya vermişler. Evet, iddia böyle. Büyük ihtimalle de Star’cılar bugün konu ile ilgili bir açıklama yaparlar her halde. Sonuçta, sevimsiz şeyler bunlar. Sadece logolar mı farklı artık? Milliyet yeni ikili yapısı ile nihayet piyasada. Gazete eskisine göre daha bir sevimli aslında. Her ne kadar magazinel ağırlık ikinci bölümde olacak denmişse de, artan bir oranda, ilk bölüm de oldukça yumuşatılmış. Yalnız korkarız, biraz peşin bir hükümle birbirine iyice benzeyen üç büyük gazetemiz için “logolarını değiştir aralarında bir fark olmaz” teşhisimiz de biraz haklı çıktı gibi. Ya da basındaki yeni habercilik ve yayıncılığa biz henüz alışamadık demek ki. Düşürülen fiyatlara rağmen, dünün 175’er bin liradan satılan iki önemli gazetesi, önemlice bir satış artışı gösteremediler. Bu açıdan ucuz satış konusunun yakında tekrar gözden geçirileceği belli oluyor. Hayatımız ekonomi Özellikle merhum Özal’la başlayan açılım döneminde ekonomi toplum yaşamına iyice girdi. Gerçi gazetecilik öğrencilerine haber ve habercilik anlatılırken sağlık, moda, mutfak gibi ekonomi ve para konularının da ana unsurlar olduğu öğretilse de, ekonomik konuların günlük hayatımızı ve dahi gazetelerimizin ilgisini çekmesi çok da eski sayılmaz. 1970’li yıllarda Hürriyet gazetesinin önce beşinci sayfasından çift sütunluk bir kutu içinde ekonomi haberlerini, gündem karışıklığından ayrı bir alan içinde sunmaya başlamasının ardından bu köşeler sütun sütun büyüyerek sayfa boyutlarına ulaşmıştı. Dediğimiz gibi Özal döneminiden itibaren, hele hele borsa ve doviz piyasalarına ilginin artması ile birlikte artık tek sayfa da yetmemeye başlamış ve büyük gazeteler ekonomi haberlerini iki, hatta üç sayfaya taşırmak zorunda kalmışlardı. Şimdi görünen artık üç, dört sayfanın da bu işe yetmediği. Milliyetçiler ekonomi haberlerini tam sekiz sayfaya yükselttiler yeni yapılanma içinde. Hürriyet de ekonomi sayfa sayısını önümüzdeki günlerde sekize çıkarmaya hazırlanıyor. Hafta sonları da bir ekonomi ilavesi gündemde imiş. Aynı hazırlıkların grubun Radikal gazetesinde de sürdüğü gelen haberler arasında. Hasılı en az veren dört sayfa ekonomi haberi veriyor. Eskiden aman reklam kokuyor denen haberler şimdi revaçta. Hasılı ekonomi ile yatıp ekonomi ile kalkmaya başlayınca, gazeteler de buna böyle ayak uyduruyorlar. Bir de Dünya gibi günlük özel ekonomi politika gazetelerini gözönüne alınca hayatımız ekonomiye endekslendi. Hele hele çevremizde çeşitli siyasi görüşteki kişilerin ortak bir temenni ile “Aman istikrar bozulmasın” derken bir yandan da televizyondan borsa hareketlerini takip ettiklerini görünce artık fazlaca şaşırmamaya başladık biz de... N’olacak bu Kanal 6’nın durumu böyle... Türkiye’nin ilk özel televizyonlarından Kanal 6, geçtiğimiz gün, RTÜK’ü beklemeden kendi ekranını kendisi kararttı. Pazartesi gecesi saat 01.30’da yayın kesilirken, aralarında Haber Müdürü Adnan Advan’ın da bulunduğu muhabir, kameraman ve teknik servis elemanlarından yaklaşık 200 kişi de işten atıldı. Kapatmanın gerekçesi, Telekom’a olan uydu borçlarıydı. Ve uydu yayını kesilmişti. Türkiye’nin ikinci özel televizyonu olarak, merhum cumhurbaşkanı Özal’ın mahdumu tarafından kurulan kanal, daha sonra işadamı Mehmet Kurt’a satılmış ve yaklaşık iki yıl önce de bir başka işadamı Korkmaz Yiğit kanalın sahibi olmuştu. Bir süre önce de Yiğit, kanalı 15 milyon dolar karşılığında tekrar Ahmet Özal’a devretmişti. İlginç olan, Özal’a bu satışta destek veren Hayyam Garipoğlu’nun bankasına el konulunca Yiğit parasını da alamamıştı. Gerçi Ahmet Özal da, önce bankayı aldığını ilan etmişse de, daha sonra kamusal kimliği nedeniyle kanalın sahipliğini resmen üstlenmekten kaçınmıştı. Bu anlatılanlar işin patronaj boyutu. Olaya çalışanlar açısından bakıldığında, gecikmeler, yönetim değişiklikleri yaşansa da maaşlar ödendiği sürece pek fazla sorun olmuyordu. Ama, Telekom’a birikmiş borçların yanısıra personele iki aydır maaş verilememesi, çalışanları oldukça etkilemişti. Ve derken “Yeni yapılanma” gerekçesi ile yaklaşık iki yüz kişinin işine son veriliverince ortalık karıştı. İşten çıkarılanlar hafta başında, kanalın önünde bir protesto gösterisi gerçekleştirdiler. Hatta Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli de devreye girdi ve yöneticilere, hem toptan personel çıkarmanın yanlışlığını anlattı hem de alacaklarının ödenmesi için pazarlık yaptı. Daha sonra yapılan ayrı bir toplantı ile varılan uzlaşma uyarınca, işten çıkarma işlemlerinin durdurulması, ücretsiz izinden vazgeçilmesi ve kendi istekleriyle ayrılacak olanlara bütün haklarının ödenmesi kabul edildi. Cemiyetin başvurusu üzerine Çalışma Bakanlığı da müfettişlerini kanala gönderdi. Umudumuz, kanalın içine düştüğü bu darboğazdan kurtulması ve çalışanların emeklerinin karşılığını alması. Bu arada benzer zorlukları yaşayan HBB’nin, kararan ekranının yeniden aydınlık hale gelmesinin devamlı olmasını dileriz. Köşelerden inciler: Aslında her sanatçının anlatmak istediği tek şey var sanıyorum: Ne olur beni bu kadar çabuk ve kolay anlamayın. Zülfü Livaneli/18 Mart /Sabah Gelirsin Turgut Özal gibi yüzde 45 oy’la... Tıpkı 141, 142 ve 163 misali, 312’ye de bir neşter atarsın. Kimse gık diyemez. Rauf Tamer/14 Mart /Sabah Alaturka ve alafranga gibi tanımlamalar, daha çok “tuvalet”, “banyo”, “hamam” gibi kelimelerin başına uygun düşer. Mehmet Barlas/20 Mart /Yeni Şafak İnsan neresinden değişir?.. Bu soruş biçiminde bana çekici gelen bir şey var. Neresinden değişir insan? Ahmet Altan/23 Mart /Aktüel Ben pornografi endüstrisini inceledim bir süre ve son derece enteresan şeyler öğrendim. Bu aşamada şunu belirtmeliyim ki her ne kadar bir aile gazetesinde yazıyorsam ve bunun bilinciyle istediğim kadar edepsiz olamıyorsam da bu yazı konu itibariyle 21 yaşından aşağı insanların okumasına uygun değil. Serdar Turgut/19 Mart /Hürriyet
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT