BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bir “5” de Meclis’ten!

Bir “5” de Meclis’ten!

“5+5” formülüne, Meclis de “5 Nisan”ı ekleyince “5+5+5”e ulaşıldı. Şimdi herkes birbirini itham etmekle meşgul. Dün sesimize kulak vermeyerek elmalarla armutları aynı sepete tıkıştıranlar, bugün panik halinde.



“5+5” formülüne, Meclis de “5 Nisan”ı ekleyince “5+5+5”e ulaşıldı. Şimdi herkes birbirini itham etmekle meşgul. Dün sesimize kulak vermeyerek elmalarla armutları aynı sepete tıkıştıranlar, bugün panik halinde. Bugüne kadar verilen “söz”lerle, kullanılan “oy”lar farklı çıkmıştır. Bu farklılık daha işin başında belliydi. Buna rağmen liderler “ısrar”dan vazgeçmediler... 5 Nisan bir ölüm kalım savaşının tarihi değildir. Çünkü “5+5” formülü bir ihtiyaçtan kaynaklanmamıştı. “5+5” bir fantezi idi!. Öyle de kalacaktır. Partilerin cumhurbaşkanlığı hakkında görüş ve düşünceleri hâlen yeterli netliğe ulaşmamıştır. Üçlü paketin genel kurula sevkinde yaşanan zorlamalar hepimizce malumdur. Ne var ki açık oylama sebebiyle komisyon üyeleri gerçek niyetlerini gizlemek zorunda kalmışlardır. Anayasa’nın 101’inci maddesi tek başına da oylanmış olsaydı sonuç farklı olmayacaktı. “Gizli” oylama yapılmasının temelindeki düşünce; serbest ve hür iradenin tecellisine imkân vermektir. Gerçi bazı hesaplarla belli sonuçlara varılabilmektedir. Ancak yine de belli ölçülerde bir gizlilik söz konusudur. Şimdi ne olacaktır? Dört-beş ayda değişmeyen fikir ve inançların üç beş günde değişmesi zordur. Şayet 5 Nisan’daki oylamada farklı bir sonuç çıkarsa, o takdirde de aklımıza gizli pazarlıklar ve çok özel durumlar gelecektir. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile sadece iktidar partileri sorumlu ve yükümlü değillerdir. Bu seçim, bu oylama, bir yürütme görevi değil; bir yasama faaliyetidir. Ecevit’in gereksiz bir şekilde cumhurbaşkanlığı seçimlerini sahiplenip yönlendirmek istemesi, tartışmaların başlangıcı olmuştur. Fazilet Partisi’nin konuya çekilmek istenmesindeki sebep, iktidar partilerinin toplam oy eksikliğidir. Ne var ki bu hususta samimi politik yaklaşımlar ve görüşmeler yerine, “tavizler”den medet umulmuştur. Şimdi iş gelip “istikrar” ihtiyacına dayandırılacaktır. Nitekim oylama sırası ve sonrasında piyasalardaki sallanma bunun ilk habercisi olmuştur. Bizim kaygımız, zaten pamuk ipliğine bağlı ekonomik hayatın gerçek dışı manipülasyonlarla zedelenmesindedir. Çeşitli beklentiler içindeki siyasiler, işadamları ve hatta bürokratlar buna alet edilebilirler. Oylama sonrasındaki Başbakanlık açıklaması bizim bu endişelerimizi desteklemektedir. Başbakan’ın yapmış olduğu açıklamalar diken üstündeki piyasa dengelerini daha da hassas hale getirmiştir. Umarız bu yara daha fazla kaşınmaz. Kaşınırsa kangren olma ihtimali de hayli yüksektir. Partilerin ve parlamenterlerin hür iradelerini hedef alan her türlü baskı ve yönlendirmenin “milli irade”yi zora sokacağı bilinmelidir. En iyisi halkın vekillerini vicdanları, gönülleri, zihinleri ve akılları ile başbaşa bırakıp, hayırlı neticeler için dua etmektir!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT