BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Nihayet

Nihayet

Nihayet bir şahsiyetli çıkışa şahit olduk! Buna da şükür! Çeşitli Avrupa ülkeleri temsilcileri karşısında neredeyse şamar oğlanına döndük!



Nihayet bir şahsiyetli çıkışa şahit olduk! Buna da şükür! Çeşitli Avrupa ülkeleri temsilcileri karşısında neredeyse şamar oğlanına döndük! Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Bakanlarımız, parti liderlerimiz, belediye başkanlarımız, gelen her kademedeki temsilciden nasihat dinliyor. Onlar da meydan yerini boş bulmuşçasına her telden çalıyorlar, atıp tutuyorlar. Dayattıkça dayatıyorlar. Bir Allah’ın kulu çıkıp da bunlara, ne yapıyorsunuz, ne diyorsunuz demiyor, diyemiyor! Doğrusu bu hal milli onurumuzu zedeliyor. Nihayet, Fazilet Partisi Genel Başkan adayı, Kayseri Milletvekili sayın Abdullah Gül, şahsiyetli bir çıkış yaparak bunların ağzının payını verdi. (Siz, neden hep Leyla Zana’yı ziyaret etmek istiyorsunuz? Bakınız, sayın Necmettin Erbakan da 312’den mahkum oldu. Yine aynı maddeden eski bir bakanımız, sayın Hasan Celal Güzel hapiste; onları neden ziyaret etmiyorsunuz? Sizin gayeniz Türkiye’de insan hakları mı, Kürt hakları mı? Bu çifte standart davranışlarınızla, demokrasimizin gelişmesine de mani oluyorsunuz!..) Evet, aynen sayın Gül’ün ifade ettiği gibi, bizi ziyarete gelip ahkam kesen Avrupalı dostlarımız (!), bu davranışları ile ve verdikleri beyanatlarla Türk Demokrasisine darbe vuruyorlar. Ülkemizde yaşayan Kürtlerden (azınlık) diye bahsediyorlar! Ve bunlara, kendi dilleri ile televizyon ve hatta eğitim istiyorlar. Bunları vermeseymişiz Avrupa Birliği’nde işimiz yokmuş! Bu halimizle Avrupa’nın kapısında boşuna vakit öldürüyormuşuz! Tamamen Türk Devleti’nin üniter yapısını bozmaya ve yıkmaya yönelik bu herzeleri dillendirmekle, Türkiye’yi ister istemez savunma psikolojisine sevkediyorlar ve su kadar, hava kadar muhtaç olduğu insan hakları konusundaki kanunların bir an önce hayata geçmesine mani oluyorlar. Şu dönemde Türkiye’nin Avrupalıdan nasihat dinlemeye ihtiyacı yoktur. Yapmamız gerekenleri Avrupalı istiyor diye değil, bizim ihtiyacımız olduğu için yerine getirmeliyiz. Bunları yapmadığımız müddetçe daha çok nasihat dinleriz, üstelik AB yolunda bir arpa boyu yol alamayız! Artık, açık seçik belli olmuştur ki, Avrupalının niyeti, bizi Birliğe almak değildir. Kürt hakları teraneleri altında birliğimizi ve dirliğimizi bozmaktır. Kimbilir, belki de Türkiye’nin demokratikleşmesini istemeyen bazı güçler bu oyunları oynuyor! Dedik ya, kurt dumanlı havayı sever! Avrupalı’nın bizi oyalarken, kendince hedef seçtiği, Türkiye’nin yumuşak karnı olarak bellediği ve yine kendince bunları bir an evvel halletmek istediği üç husus vardır: Kürtlere azınlık statüsü kazandırmak, bunları, zamanla Kuzey Irak’ta yine kendi destekleriyle kurdurdukları Kürdistan’la entegrasyona tabi tutmak ve Kıbrıs’ın bütününü Rum’un hakimiyetine sokup, tek devlet olarak AB’ye dahil etmek. Dün, bunları kapalı kapılar ardında dillendiriyorlardı. Bugün ise aleni olarak, yüzümüze karşı söylüyorlar. Bütün bunları görmemek ve duymamak için ya kör ve sağır olmak ya da insanın millî hasletlerinin dumura uğramış olması gerekir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT