BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bosna-Hersek’in Güney Kıbrıs’ı tanıma meselesi

Bosna-Hersek’in Güney Kıbrıs’ı tanıma meselesi

Bosna-Hersek’in Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile diplomatik münasebetler kurma kararı, Türkiye’de medya ve politikacılar tarafından sert tepki ve kınamalara sebep oldu.



Bosna-Hersek’in Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile diplomatik münasebetler kurma kararı, Türkiye’de medya ve politikacılar tarafından sert tepki ve kınamalara sebep oldu. Bu meselenin arkasında bulunan çeşitli sebepleri bilmeden Bosna Hükümetini kınamak haksızlık olur. Elbette Sırpların Bosna-Hersek’te uyguladıkları soykırım ve katliam karşısında dünya ülke ve milletleri arasında en büyük ilgiyi ve yardımı Türk Devletiyle birlikte halkı göstermiştir. O yıllarda Bosna, tıpkı KKTC gibi Türkiye’nin milli meselesi haline gelmiş idi. Ama unutmamak gerekir ki, Bosna bağımsız bir İslam ülkesi değildir. Türkiye ile Bosna-Hersek arasında yaşanan bu rahatsızlık da bir defa daha göstermiştir ki, birbiriyle savaşmış üç etnik toplumun yeniden birarada yaşamasının, onca kan aktıktan sonra, kalıcı bir çözüme kavuşmamış olmasıdır. “Dayton Antlaşması” Hıristiyan Batı’nın menfaatleri doğrultusunda Bosna-Hersek’i çok zor durumda bırakmaktadır. Evet Sırp zulmü ortadan kalkmıştır kalkmasına ama, bu anlaşma Boşnakları (Müslümanları) başka bir kıskaca almıştır. Dayton Antlaşması ile Bosna-Hersek Devletinin, bir tarafı Boşnak ve Hırvatların meydana getirdiği “Bosna-Hersek Federasyonu” diğeri Sırpların meydana getirdiği “Republika Sırpska” olmak üzere iki devleti kayıt altına almıştır. Dayton Barış Antlaşması’nın sivil yönlerinin icraatı ise, bir nevi atanmış vali olarak düşünebileceğimiz, Yüksek Temsilciliğe verilmiştir. Bu atamayı ise Batı tayin etmektedir. 21 Kasım 1995 tarihinde Ohio-Dayton’da parafe edilen 14 Aralık 1995 tarihinde Paris’te imzalanan Dayton Antlaşması’yla kabul edilen Yüksek Temsilcilik görevini halen Avusturyalı Wolfgang Petritsch yürütmektedir. Yüksek Temsilci, 56 ülkeden meydana gelen Barış Uygulama Konseyi üyelerinin her yıl dışişleri bakanlarının kararlarına göre yetkisini kullanır. Ayrıca, ortak kurumlar olarak ihdas edilen “Cumhurbaşkanlığı Konseyi” Bakanlar kurulu ve parlamentolarda da her üç etnik grubun belli oranlarda söz hakkı vardır. Bu durumda Sırp ve Hırvat tarafının Kıbrıs konusunda olduğu gibi her konuda Boşnakları Türkiye gibi bir dostun desteğinden dahi mahrum bırakarak yalnızlığa itme gayretleri kendi amaçları açısından fevkalade önemlidir. Çünkü Sırp ve Hırvatların esas gayesi bu devletin idame edemeyeceğini milletlerarası topluma ispat ederek, Sırpların Sırbistan ve Hırvatların Hırvatistan ile birleşmesi olacaktır. Kaldı ki, Boşnakların birleşecekleri tek bir devlet yoktur. Avrupa’nın tam ortasında Müslüman bir toplum olarak yaşayan Boşnakların, Bosna’dan başka gidecekleri hiçbir yer bulunmamaktadır. Balkanlar’daki, Türk ve Müslüman varlığının en önemli destekçisi olması gereken Türkiye, böylesine hassas bir konuda; çok akıllı, mantıklı ve dikkatli olmalıdır. Çünkü izlenecek strateji ve dışpolitika buradaki Müslümanların güvenliği açısından çok önemlidir. Fevri ve duygusal davranışlardan kaçınmalıdır. Bosna-Hersek’e yani buradaki Müslüman Boşnaklara çok yakın ilgi gösterilmelidir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT