BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sarı Yâkub hazretleri

Sarı Yâkub hazretleri

Buyurdu ki: “İşlerin meydâna gelmesinde, sebebleri arada görmeyen kimse, Allahü teâlâdan başka kimseden bir şey beklemez, tevekkül etmiş olur.”



Sarı Yâkub hazretleri, Konya velîlerindendir. Aslen Karamanlı olup ilk tahsilinden sonra Molla Fenârî hazretlerine talebe olmuş, Çelebi Sultan Mehmed Han devrinin tanınmış ilim adamları arasına girmiştir. Konya’da kendi adıyla anılan mahalle ve câmii vardır. Kabri de kendi adını taşıyan mezarlıktadır. Sarı Yâkub hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: Tevekkül sahibi bir Müslüman, ticâret, çiftçilik yapar. Bir san’at öğrenir. Allahü teâlânın âdeti olan sebeblere yapışır. Fakat, tevekkülü bırakmaz, çalışmasına güvenmeyip, Allahü teâlânın fadlına, keremine, ihsânına güvenir. Kendisini, başvurduğu sebeblerle, maksada eriştirmesini, Ondan bekler. Nitekim, ticâreti, çiftçilik sebeblerini de, O gönderdi der. Sebeblere yapışıp eline geçeni Allahü teâlâdan bilir. İşte, sûre-i Kehfteki âyet-i kerîmede meâlen, (Her şeye kuvvet veren, ancak Allahü teâlâdır) buyuruldu. Çünkü havl, hareket demektir. Kuvvet de, kudret [enerji] demektir. Bir insan, kuvvetinin, kendinden olmayıp, Allahü teâlânın yarattığını bilirse, her şeyi Ondan bekler. Hülâsa, işlerin meydâna gelmesinde, sebebleri arada görmeyen kimse, Allahü teâlâdan başka kimseden bir şey beklemez, tevekkül etmiş olur. Tevekkülün en yüksek derecesini, âriflerin sultânı, Bâyezîd-i Bistâmî haber veriyor. Şöyle ki: Ebû Mûsâ Dîneverî “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki: Tevekkülün ne olduğunu Bâyezîd’e sordum. Sen, ne dersin? dedi. Âlimler buyuruyor ki, (Sağın, solun, her tarafın yılan, akreb dolu olsa, kalbine bir şey gelmemesi tevekküldür) dedim. Buyurdu ki: Bunu yapmak kolaydır. Benim yanımda tevekkül (Kâfirlerin hepsini Cehennemde azâb içinde, mü’minlerin hepsini Cennette ni’metler içinde görüp de, ikisi arasında hiç ayrılık bulmamaktır) buyurdu. Ebû Mûsânın dediği, tevekkülün yüksek derecesidir. Fakat bu, zarardan sakınmamak demek değildir. HER ŞEYİN KUVVETİ.... Ebû Bekr “radıyallahü anh” mağarada, yılanın deliğine mübârek ayağını dayayarak, ondan korundu. Hâlbuki, onun tevekkülü dahâ üstündü. Fakat o, yılandan korkmuyordu. Yılanı yaratandan, Onun yılana kuvvet ve hareket vermesinden korkuyordu. Her şeyin kuvveti ve hareketi, ancak Allahü teâlâdan olduğunu görüyordu...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT