BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilmem anlatabildim mi?

Bilmem anlatabildim mi?

Atom altı parçacıkların yani ‘quantların’ keşfedilmesi bütün bilim dallarında büyük düşünce değişikliklerine sebep oldu. Bu köşenin kafa yormaya çalıştığı ‘Yönetim Bilimi’ de Quantum Fiziği’nin bakış açısından, daha doğrusu atom altı parçacıklar dünyasında olup bitenlerden etkilenmeye başladı.



Atom altı parçacıkların yani ‘quantların’ keşfedilmesi bütün bilim dallarında büyük düşünce değişikliklerine sebep oldu. Bu köşenin kafa yormaya çalıştığı ‘Yönetim Bilimi’ de Quantum Fiziği’nin bakış açısından, daha doğrusu atom altı parçacıklar dünyasında olup bitenlerden etkilenmeye başladı. Atomların en küçük parça olduğunu kabul eden Newton Fiziği’nin şekillendirdiği; her şeyin deneylerle ve kesine yakın hüküm çıkarmalarla açıklanmaya çalışıldığı düşünce dünyasının etkisiyle şekillenen sanayi çağının ‘her şeyi kontrol altında tutmak ve yukarıdan aşağıya emirler göndermek’ tarzındaki yönetim anlayışı da sorgulanmaya başlandı. Çünkü globalleşen ve dolayısıyla karmaşıklaşan ve belirsizleşen iş hayatında bu anlayışla başarılı olmanın mümkün olmadığı yetmişli yıllardan itibaren hissedilmeye başlandı. İşte bu dönemde atomaltı parçacıklarının (elektron, nötron, proton, mezon vs.) karmakarışık bir ortamda bazılarının birbirini itip çekerek, bazılarının diğerlerinin etrafında dönerek, birbirlerine zarar vermeden muazzam bir düzeni sürdürmeleri, yeni yönetim anlayışına da tesir etti. Daha doğrusu globalleşen iş hayatında başarılı olan liderlerin bu modele uygun bir yönetim tarzını benimsedikleri tespit edildi. İşte bu liderlerin en önemli özelliklerinin onların ‘âmir’ emreden değil; ‘hizmetkâr’ hizmet eden olduğu söylenmeye başlandı. Bu söylediklerimizi daha iyi anlatabilmek için dünyanın en başarılı havayolu şirketlerinden olan South-West Airlines’ın babacan lideri Herb Kelleher’in bir makalesinden kısa bir alıntı yapacağım müsaadenizle: (*) “Bir zamanlar bir finans uzmanı bana kuruluşumuz üzerindeki kontrolü kaybetmekten korkup korkmadığımı sormuştu. Hiçbir zaman kontrolü elimde tutmadığımı ve böyle bir şeyi hiç istemediğimi anlattım. İnsanların gerçekten katıldığı bir ortam oluşturursanız, kontrole gerek duymazsınız. Ne yapılması gerektiğini bilirler ve bunu da yaparlar. Ve insanlar sizin davanıza gönüllü bir temelde, içten bir temelde bağlanmaya ne kadar yatkın olurlarsa, o ölçüde daha az hiyerarşiye ve kontrol mekanizmasına gerek duyarsınız. Bizim aradığımız şey körü körüne itaat değil. Biz uğraşmaya değer bir amaç olarak gördükleri için yapmakta oldukları şeyleri kendi inisiyatifleriyle yapmak isteyen insanlar arıyoruz. En iyi liderin en iyi hizmetkâr olduğuna hep inanmışımdır. Eğer bir hizmetkârsanız, tanım gereği kontrolü elde tutamazsınız.” ..... (*) ‘Liderden Lidere’, MESS 40. Yıl Yayını, İstanbul 1999, sayfa 46-47
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT