BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cezanın da usulü var!

Cezanın da usulü var!

Çocuğa yaptığı bir hareketten dolayı eğer ceza verilecekse bu cezanın çocuğun yaşına ve söz konusu duruma uygun olmasına dikkat etmeliyiz. Cezada amaç, çocuğun hatasını fark ettirmektir.



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... Biri 8 diğeri 5 yaşında olan iki erkek çocuğumuz var. Eşim ve ben çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Fakat çocuklara karşı ödül verme ve ceza uygulama konusunda tereddütler yaşadığımız durumlar oluyor. Pek çok defa ödül ve ceza dengesini nasıl ayarlayacağımızı bilemiyoruz. Bu konuda bize yardımcı olursanız çok memnun oluruz. (Emel Saruhan - Kastamonu) Saygıdeğer okuyucumuz, anne ve baba olarak her davranışımızın çocuk üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri olduğunu unutmamalıyız. Bu yüzden çocuklarımıza karşı sergilediğimiz ödül verme ve ceza uygulamalarında tutarlı ve adaletli olmak çok önemlidir. Bunun yanında çocuğa yaptığı bir hareketten dolayı eğer ceza verilecekse bu cezanın çocuğun yaşına ve söz konusu duruma uygun olmasına dikkat etmeliyiz. Örneğin bir çocuğun oyuncaklarını toplamaması sebebiyle uzun süredir beklediği müze gezisini iptal etmek doğru bir ceza olmayacaktır. Çünkü müzeye gitmekle çocuğun oyuncaklarını toplaması arasında bir ilişki yoktur. Aynı zamanda çocuğun bu davranışı, heyecanla beklediği önemli bir geziden mahrum bırakılmasına sebep olacak özellikte bir kabahat değildir. Böyle bir durumda; çocukla onun odasına gidip oyuncaklarını toplamasını sağlamak daha mantıklıdır. Buna karşın çocuklar yanlış bir şey yaptığında anne ve baba olarak bizim tepkisiz kalmamız, o yanlışın devam etmesine yol açar. Bazen de verilen aşırı tepki çocukta var olan ufak sıkıntıların büyümesine ve yeni davranış problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca gerek cezanın gerekse ödülün aşırı ve yanlış kullanımı, çocuğun duygusal ve sosyal gelişiminde kendi sınırlarını fark etmede güçlük çekme, güvensizlik, öfke ve doyumsuzluk gibi bazı olumsuz etkiler bırakabilir. Beklentilerinizi Açıklayın Ceza, kurallara uyulmadığında ödenen bedeldir ve cezada amaç, çocuğun yaptığı hatanın farkına varmasını sağlamaktır. Bununla birlikte ceza vermeden, anne ve baba olarak şu soruyu kendimize sormalıyız. Çocuğuma nasıl davranması gerektiği konusunda yeterli açıklama yaptım mı? Örneğin oyuncaklarını toplama davranışı kazandırılmak istenen bir çocuğa “Odandaki oyuncaklardan sen sorumlusun, oyunun bittiğinde oyuncaklarını toplamalısın!” şeklinde beklentilerimizi ortaya koymalıyız. Bazen de anne-babanın ceza tehditleri sadece sözde kalır. Bu durumda çocuk otoritenin zayıf olduğunu düşünebilir. Ödül ise istenilen davranışın ortaya çıkma ihtimalini arttıran bir yöntemdir. Ödülde amaç, çocukta kazandırılmak istenen davranışı pekiştirmek ve davranışın yerleşmesini sağlamak için motive etmektir. Ödül dendiğinde akla; oyuncaklar, yeni kıyafetler, şeker, çikolata gibi maddi ödüller gelir. Oysa çocuğun anne babadan alacağı övgü, anne babanın keyifle ve gururla ona gülümseyişi, onu öpmesi, ona sarılması gibi manevi ödüller çok daha etkilidir. Çünkü maddi ödüller kısa vadede etkili olurken manevi ödüller davranışın kalıcı olmasını sağlar. Bu yolla çocukların kendilerine olan güveni ve özsaygısı da gelişir. Özetleyecek olursak ödül ve ceza kullanımı, olumlu davranış geliştirmek için uygulayabileceğimiz yöntemlerden yalnızca biridir. Çünkü her şeyin başı anne-baba ve çocuk arasında etkili bir iletişim içinde olmaktan geçer. Çocuk eğitiminde ödülün ve cezanın etkili olabilmesi bu şartın sağlanmasına bağlıdır. Başarısı artsın diye vitamin verilmez İlköğretim 6. sınıfa giden bir kızım var. Çocuğumun derslerine olan dikkatinin artması ve daha başarılı olması için ona her gün okula gitmeden önce balık yağı hapı veriyorum. Yaklaşık iki ay oldu ancak çocuğumda gözle görünür bir farklılık göremedim. Bu tür vitamin ilaçlarının bir faydası var mı? Bu konuda beni bilgilendirmenizi rica ediyorum (Bursa’dan bir okurumuz) Her ne kadar bir tıp doktoru olmasam da bu konuda okuduğum yazılardan çıkardığım sonucu sizinle paylaşmak isterim. Eğer çocuğunuzun herhangi bir yeme problemi yoksa yeterli ve sağlıklı besleniyorsa vitamin hapı almasına gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü her vitaminin mevsimine uygun sebze ve meyveler aracılığıyla doğal yollardan alınması sağlığımız açısından daha faydalıdır. Özellikle vitamin ilaçlarında bulunan organik maddelerin birçoğu ihtiyaç fazlası olarak vücut tarafından idrar yoluyla atılıyor. Bunun yanında ilaçların içindeki bazı minerallerin, sindirim sistemimizin öğütememesi ve boşaltım sistemimiz aracılığıyla dışarı atılamaması sebebiyle vücudumuza bazı olumsuz etkileri olabildiğini biliyoruz. Eğer çocuğumuzun akademik anlamda daha başarılı olmasını istiyorsak onun programlı çalışmasını sağlamalıyız. Son söz olarak size tavsiyemiz, çocuğunuza bu tür vitamin ilaçları vermeden önce mutlaka doktorunuza danışmanız olacaktır. PENCERELER Emre erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: HİJYEN/TEMİZLİK Avrupa’da devrim! Güncel haberleri takip edenlerin bileceği üzere Belçika merkezli bir firma, otomatik taharet musluklu tuvaletleri Avrupa’da satışa sundu ve bu musluklar müthiş ilgi gördü. Bu firmanın satış menajeri Jose Wyns da bu ürünle ilgili açıklamalarda bulundu. Müslümanlar taharet musluğunu çok uzun zamandır kullanırken Avrupalıların gazete kâğıdından daha yumuşak bir kâğıda geçmeyi devrim olarak gördüklerini açık yüreklilikle dile getirdi. Bu güncel olaydan hareketle “Hijyen” hakkında bilmediğiniz, bilseniz de unutmuş olabileceğiniz, unutmasanız da okumaktan zevk alabileceğiniz 3 şey tam aşağıda... 1. İngiltere’de Ortaçağ zamanında 4. Kral Henry, şövalyelik unvanı dağıttığı törenlerde şövalyelerine, hayatlarında en az bir kere banyo yapmalarını zorunlu kıldığını da beyan ediyormuş. 2. Yine 18. yy İngiltere’sinde, insanlar pencerelerinden, dışkılarını torbalar içinde sokaklara attıkları için su kaynaklarına mikrop bulaşmış ve yerli halk çok uzun bir süre su sıkıntısı çekmiş. Şemsiye ve topuklu ayakkabının nasıl bulunduğunu bilirsiniz, bu da onlara vesika kıvamında... 3. Türk-İslam tarihinde bilinir ki diş fırçasının bulunmasından hayli önce misvak kullanılırdı ve buna çok önem verilirdi, hâlâ da veriliyor. Diğer kültürlerde ise daha önce dişlerini temizliyorlar mıydı ya da nasıl temizliyorlardı bilmiyoruz ama diş fırçası ilk defa 1498’de Çin’de bulundu. Amerika’da ise diş fırçalamak, II. Dünya Savaşı’nda askerlerin zorla dişlerini fırçalamaya başlamalarına kadar alışkanlık hâline gelmiş değildi. KARMA SÖZLÜK FETİH 1453 > Savaşı bi an kazanamıcaz sandım! (müStAKbER) > Önyargılarla izlemezseniz mutlu ayrılacağınız bir filmdir. (mackrulz) > Ciddi emek var filmde, olmuş/olmamış diyebilirsiniz ama emek harcanmamış diyemezsiniz.(barry white) > Imdb’de 2012 yılının en iyi filmi görünümünde. 2012 yılında en çok izlenen dördüncü film. Rating bakımından ise 8.5 ortalaması var. (pomegranatem) > Sözlük yazarlarının fikirlerine göre değerlendirilmesinin büyük yanlış olacağı film. Buradaki elitist arkadaşlar zaten Türk filmi izlemezler. Osmanlı’nın mirasını reddeder, Gülse Birsel dizileri ile coşarlar. Gidin izleyin, kendiniz karar verin... (berzah) LÜGATİ’T UYDURUKÇA DİNÎ İSİMLİ ÇOCUK Üniversitenin 5. günüydü. Neredeyse akşam olmuştu. Grafik-Tasavvur (tasarım) bölümünde okuyan Yasin, ders çıkışı koridorda hocasını gördü ve -normalde dikkat etmesine rağmen- “hayırlı akşamlar” dedi hocasına. Bunda bir şey yok diyeceksiniz ama olan oldu. Hocası herkesin içinde, “Hayırlı da ne öyle! İyi akşamlar diyeceksin!” diye payladı. “Sen şimdi günaydın da demezsin!” diyerek de hâli (durumu) iyice abarttı. Hâlbuki menfi (olumsuz) bir şey değildi yaptığı, bilakis müsbet (olumlu) idi. Bu olaydan sonra 4+1 yıl boyunca hocası derste, sınıf dışında hep “dinî isimli çocuk” olarak hitap etti Yasin’e... Hür (Özgür) bir ülkenin hür (özgür) bir üniversitesinde, 4+1’den anlayacağınız üzere, hitabet ile kalmayıp notlar da nasibini almıştı bu olaydan. Ahmet Rasim Akdağ ahmetrasim.akdag@ihlaskoleji.com TWEETÇİ ozguRugzo Sabah eksik poğaça verdikleri için Simit Sarayı’na gidip “Kralınızla görüşmek istiyorum.” dedim, dışarı attılar. centilmen gaga Babam bir gece üçlü koltukta uyuyakalmasa, üçlü koltuk gelip babamın yanına kıvrılır yatar herhalde. arda erdik Sahada gazla başarılar elde edilen, tribünde bol bol gaza gelinen Türk futbolunun başına da tüpçü bir başkan yakışırdı: Spor Toto Süper Lpg Gibicibicis Röntgenden sonra akciğer, karaciğer belli olacak. kagitbardak Kaybolan çorap teklerini kavuşturma programı yapsaydım, Müge Anlı falan elime su dökemezdi. PatronunYegeni Pazartesi diye evladım olsa sevmezdim galiba. Orhan Gunes Bugün golf izlemeye gittim hiç futbol gibi bir spor değil. Misal deliğe top girince “Goooooolllfff!” diye bağırdım dışarı çıkardılar beni. Neyzen Tevfik Savrın Annemin de üye olduğu bir örgüt var; hepsi bir şeye ihtiyacım olduğunu önceden hissedebiliyor ve telefonlarıma cevap vermiyorlar abi. etkiliyorum İbrahim CEBECİ icebeci@ihlaskoleji.com İçerideki dünya Bir sabah kalktığımda: “Ya Rabb’im sana şükürler olsun; şu an hastanede, hapishanede veya buna benzer başka sıkıntılı yerlerde olabilirdim. Fakat ben, şu an sapasağlamım, evimdeyim, biraz sonra evim gibi huzurlu olan diğer yuvama, yani okuluma gideceğim” diye şükrettim. Sonra da “Neden bu şükrü her zaman etmiyorum da binde bir ediyorum” diye kendime kızdım. Sağlıklı her insanın bir özürlü adayı, özgür her insanın da bir mahkûm adayı olduğunu öğrendiğim zaman her daim hâlime şükretmem gerektiğini bir kez daha idrak ettim. Geçtiğimiz haftalarda kendini insanlara adamış güzel bir insan olan Necdet Yüksel Bey’le tanıştım. Necdet Bey, “Kader Mahkûmları Derneği” adında bir dernek kurmuş. Bu derneğin kapsama alanına giren insanlar; belki de birçoğumuzun hiç düşünmediği, yine toplumun belli bir kesimi tarafından dışlanan, belli sınırların dışına belki de yıllarca çıkamayacak mahkûmlar... Necdet Bey: “Hocam bu insanlar yardıma muhtaç, eğer onlara iyi bir eğitim verilseydi onların büyük bir kısmı cezaevinde olmazdı. Selçuk Üniversitesinin yaptığı bir araştırmada cezaevine düşen insanların cezaevine düşme sebeplerinin %92.7’si eğitim eksikliği. Buradaki insanların suç işlemelerinin bir sebebi de manevi boşluk. Biz bu insanlara başta kitap olmak üzere imkânlar dâhilinde kıyafet de gönderiyoruz. Onlar bize mektupla ulaşıyorlar. Belki de günümüzde mektup sadece hapishanelerde kaldı. Çünkü onların başka şansı yok” diyerek bizim burada özetini naklettiğimiz çok tafsilatlı bilgiler verdi bize. Evet, haklısınız Necdet Bey. Kâğıt, cam, akü, pil, plastik, metal, yağ, elektronik atık... gibi şeyleri geri dönüşüm yoluyla kazanmaya çalışıyoruz. Sonra da ülke ekonomisine şu kadar kâr sağladık ve doğayı da bir nebze olsun kirlenmekten kurtardık diye seviniyoruz. Haksız da değiliz. Sevinilir bu tür çalışmalara. Fakat bundan daha kutsal, dolayısıyla çok daha fazla sevinilecek asıl geri dönüşüm de hapishanelerdeki insanlarımıza uygulanmalı. Necdet Bey’le tanıştıktan sonra onları çok fazla ihmal ettiğimizin farkına vardım. Onların da toplumun birer parçası olduğu, büyük bir kısmının pişman olduğu, ailelerinin olduğu unutulmamalı. Maksadımız çok insan kurtarmak fakat 1 insan bile kurtarsak kârdır. Yüreğine sağlık Necdet Bey... Çaresiz insanlar adına; size ve derneğe maddi manevi hizmetleri dokunan kurum ve dostlarımıza şükranlarımızı arz ediyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT