BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransa’da helal et seçimleri

Fransa’da helal et seçimleri

Fransa seçimi kıran kırana geçeceğe benziyor. Adayların Müslümanlar üzerinden yürüttüğü tartışmaların dozu arttıkça, İslam düşmanlığı yükselebilir.



Sarkozy, Le Pen ve Sosyalist Hollande’ın geçen haftaki en önemli tartışma konusunu yine Müslümanlar oluşturdu. Bu defa tartışılan “helal et”ti. Le Pen ve Hollande geçtiğimiz hafta çiftçilik fuarına katılmıştı. İSLAM DÜŞMANLIĞI KIŞKIRTILIYOR Fransa seçimi kıran kırana geçeceğe benziyor. Adayların Müslümanlar üzerinden yürüttüğü tartışmaların dozu arttıkça, Fransa toplumunda İslam düşmanlığının yükselişine sebep olabilecek büyük bir tehlikenin de tohumları atılıyor. OKULLARDA YASAKLANMASI İSTENDİ Seçimlerin son konusu ise “helal et” oldu. Adaylardan Le Pen, “çağ dışı yöntemlerle üretilen etlerin Fransızlara yedirildiğini” söylerken Sarkozy hükümeti mensupları ise “helal et”in okullarda yasaklanmasından söz etti. ALMANYA VE İNGİLTERE’DE YASAK YOK Başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinde İslami usullere göre kesilen etlerin satılmasına izin veriliyor. Ancak Fransa’da “helal et” üzerinden yürütülen siyasi kampanya diğer Avrupa ülkelerinde de benzeri tartışmaları tetikliyor. Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken, ülkede yaşayan yaklaşık 6 milyon Müslüman bir defa daha siyasi tartışmanın odağına oturtuldu. 22 Nisan ve 6 Mayıs’ta iki turda yapılacak seçimde ipi göğüsleyebilmek için her yola başvuran adayların bazıları Fransa halkının ayrılmaz bir parçası haline gelen Müslümanları rencide edecek söz ve eylemlerden çekinmiyorlar. Geçen yıl aşırı sağcı Marine Le Pen ve Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy tarafından başlatılan “peçe” ve “Cuma namazı” tartışmaları yeniden alevlendirilirken, Müslümanlar üzerinden yapılan oy avcılığının gündemine bugünlerde “helal et” konusu da sokuldu. ÖNCE PEÇEYE TAKILMIŞLARDI Kamuya açık yerlerde “peçe” takılmasını yasaklayan kanunun Fransa’da yürürlüğe girmesinden itibaren 280 Müslüman kadın, yasayı ihlal ettikleri gerekçesiyle polis tarafından uyarıldı. Bunlardan 237’si karakola çağrıldı. Bugüne kadar altı kadın Müslüman, Fransa yasalarını ihlal ettikleri gerekçesiyle suçlu bulundular. Göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bazı Fransız şehirlerinde çok sıkı biçimde uygulanan bu yasak, Müslümanların oluşturduğu sivil toplum örgütleri tarafından “din ve inanç hürriyetine aykırı” olduğu için sert bir şekilde eleştirilse de yasanın uygulanmasından vazgeçileceğine dair hiçbir emare görülmüyor. Dahası bazı Fransız görevliler -neredeyse bir provokasyon yapmak istercesine- Müslüman Fransızların asla kabul edemeyeceği aşırı uygulamalara başvurmaktan çekinmiyorlar. Mesela Lyon kentinde evlenmek üzere mahkemeye giden bir Müslüman Fransız çift, hâkimin gelin başını açmadıkça nikâhı kıymayacağını söylemesi üzerine, Lyon kenti aleyhine bir tazminat davası açtı. Lyon’da yaşanan olayda dikkati çeken husus Müslüman gelinin “peçe” takmamasıydı. Müslüman Fransız’ın başı örtülüydü ama yasaklanmış biçimde değil. Buna rağmen hâkimin nikâhı kıymamakta ısrar etmesi Sarkozy’nin çıkarttığı bu yasanın ileride Fransız toplumunda Müslümanlara karşı ne türden ayırımcılığın yapılabileceğini göstermesi açısından çarpıcı bir örnek oluşturdu. ÇAĞ DIŞI METOTMUŞ! Kıyafet tartışması süredursun, Fransa’nın ekonomik ve sosyal başka hiçbir problemi yokmuşçasına seçimin üç önemli adayının; Sarkozy, Le Pen ve Sosyalist Hollande’ın geçen haftaki en önemli tartışma konusunu yine Müslümanlar oluşturdu. Bu defa tartışılan “helal et”ti. Le Pen Müslümanların İslami usullere göre kestiği etlerin Müslüman olmayan Fransızların tüketimine de sunulduğunu, kasaplarda satıldığını -yani kendince- “çağ dışı yöntemlerle üretilen etlerin Fransızlara yedirildiğini” söyleyince, Sarkozy ve Hollande da tartışmaya dâhil oldular. Sosyalist aday Hollande, açıkça “helal et”e karşı bir tutum takınmadan önemli olanın etlerin sağlıklı şartlarda hazırlanmasının garanti altına alınmasını söylerken, Sarkozy hükümeti mensupları “helal et”in okullarda ve devlet yemekhanelerinde yasaklanmasından söz ettiler. DİĞER ÜLKELERİ DE TETİKLİYOR “Helal Et” tartışmasının iki önemli unsuru var. Birincisi, başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinde İslami usullere göre kesilen etlerin satılmasına izin veriliyor. Fransa’da “helal et” üzerinden yürütülen siyasi kampanya diğer Avrupa ülkelerinde de benzeri tartışmaları tetikliyor. Avrupa Birliği düzeyindeki tartışma bu türden etlerin üzerine “helal” olduklarına dair bir etiketin yapıştırılmasıyla ilgili olarak sürüyor. İslami usullerin AB’nin “hayvan refahı”yla ilgili düzenlemelerine aykırı olduğunu ileri süren bazı gruplar, helal etlerin mutlaka etiketlenmesi gerektiğini savunuyorlar. Avrupalı Müslümanların bir bölümü ise ayırımcılığa sebep olacağı gerekçesiyle etiketlemeye karşı çıkıyorlar. MUSEVİLER DE TEPKİLİ İkincisi, meselenin sadece Müslümanlarla ilgili olmaması. Musevi şeriatına göre ancak “koşer” olan etlerin yenilmesi mümkün. “Koşer” İbrani dilinde temiz anlamına geliyor. Etin temiz olabilmesi için hayvanın -İslami usulde olduğu gibi- boğazlanması gerekiyor. Musevi fıkıh kitabı Talmud’a göre etin tamamen kandan arındırılması icap ettiğinden, hayvan kesildikten sonra et bir süre tuzda bekletiliyor. Dolayısıyla genel olarak AB ülkelerinde ve özellikle Fransa’da yürütülen helal et tartışması sadece Müslümanları değil, ister istemez Musevileri de ilgilendiriyor. Nitekim Fransa’da Musevi örgütleri de, Müslümanlarla birlikte Le Pen ve Sarkozy’nin “et açılımına” büyük tepki gösteriyorlar. FRANSA’NIN PEMBE TABLOSU Bu tartışmalar sürerken, uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu Standart and Poors’un Ocak ayında Fransa’nın kredi notunu “AAA”dan “AA+”ya indirmesi dünyanın beşinci ve Avrupa’nın ise ikinci en büyük ekonomisi olan Fransa’da işlerin çok da yolunda gitmediğini gösterdi. Yunanistan merkezli olarak devam eden Euro Bölgesi krizi Fransa’nın özellikle mali sektörünü olumsuz etkiliyor. 2011’in son çeyreğinde % 0,3’lük bir GSMH büyümesi gerçekleştirebilen Fransa’da işsizlik ve fiyat artışı iki önemli ekonomik problem olarak öne çıkıyor. Mart başı itibariyle işsizlik oranı son iki yılın en yüksek seviyesine çıkarak % 9,4 olarak gerçekleşti. Sarkozy ise siyasi kampanyasında, Fransızların Avrupa’da krizden en az etkilenen halk olduklarını ve Avrupa’daki herkesten daha zengin olduklarını öne çıkartarak pembe bir tablo çizmeye çalışıyor. TEHLİKENİN TOHUMLARI Sarkozy’nin seçim stratejisi, ikinci turda Hollande ile yarışırken aşırı sağ seçmenin oylarını toplayabilmeye dayanıyor. Böyle olunca da, kendisine olumsuz biçimde yansıyabilecek ekonomik sorunların gündemde kalması yerine, “helal et” ya da “Ermeni iddialarının inkârı yasası” gibi konularla seçmeni oyalamayı tercih ediyor. İşin ilginç tarafı, Sarkozy’nin rakipleri de onun işine gelen gündemin peşinden koşmayı pek bir marifet zannediyorlar. Bu arada Sarkozy, ikinci tur için oylarına talip olduğu aşırı sağın lideri Le Pen’i devre dışı bırakmak için siyasi manevralardan da geri durmuyor. Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimine girebilmek için bir kişinin 500 seçilmiş kişinin (milletvekili, senatör, belediye başkanı) imzasına ihtiyacı var. 2007 seçimlerinde Le Pen 507 imza toplamayı başarmıştı. 16 Mart’ta dolacak olan imza toplama süresi öncesinde Le Pen’in henüz 500 rakamına ulaşamadığı anlaşılıyor. Sarkozy bütün gücüyle Le Pen’i seçimin dışında tutmaya çalışıyor. Daha fazla Müslüman düşmanlığı yaparak, aşırı sağın oylarını toplayabilmeyi ve böylece ilk turda salt çoğunluğu sağlayarak cumhurbaşkanı seçilmeyi hedefliyor. Fransa seçimi kıran kırana geçeceğe benziyor. Seçimi kazanmak için her türlü manevrayı deneyen adayların Müslümanlar üzerinden yürüttüğü tartışmaların dozu artıkça, seçim sonrasında da Fransa toplumunda İslam düşmanlığının yükselişine sebep olabilecek büyük bir tehlikenin de tohumları atılıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT