BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çetin’in sinsi plânları!..

Çetin’in sinsi plânları!..

Çetin planını mükemmel yapmıştı. Ertesi gün ağabeyinin uçağı kalkar kalkmaz fabrikaya döndü.



Çetin planını mükemmel yapmıştı. Ertesi gün ağabeyinin uçağı kalkar kalkmaz fabrikaya döndü. Hava limanında epey bir nasihat almıştı ağabeyinden. Hiç itiraz etmemiş ve gayet anlayışlı bir tavır sergileyerek şaşırtmıştı ağabeyini. - Merak etme ağabey, çok haklısın, bundan sonra kendime çeki düzen vermem gerekecek. Ne desen kabulüm. Feyyaz bey önce hayret etmiş, sonra sevinmişti. Anasından, babasından kalan bir emanetti bu çocuk kendisine. Başka kimsesi de yoktu. Bunca servetin arasında, bunca zenginliğin içinde böyle duygusal bağlar çok daha fazla önem kazanıyordu sanki. Zenginlik insanı insanî duygulardan uzaklaştırıyor gibi geliyordu... Bu yüzden ailesine daha bir sevgiyle bağlanıyor, sanki elinden uzaklaşıp gitmesinden korkan değerlere daha sıkı yapışmak istiyordu. Çetin ağabeyini geçirdikten sonra fabrikaya döndü. Doğruca Fehmi’nin bulunduğu odaya gitti. Kapının açılıp da genç adamın karşısında dikildiğini gören Fehmi sarardı. Kekeledi usulca: - Buyurun Çetin bey, Allah kavuştursun. - Ben özür dilemek istedim Fehmi bey. Dün çok kaba davrandım birden. Hiç beklemediğim bir şeydi. Sizin bir suçunuz yok, düşüncesizce bir tepki gösterdim işte. Artık cahilliğime bağışlayın... Şaşırmıştı genç muhasebeci. Hemen toparlandı: - Aman efendim, estağfirullah. Ne demek. Siz benim kusuruma bakmayın... - Geçti gitti artık, özür dileyeyim diye gelmiştim. Haydi, hoşça kalın. İyi çalışmalar. Dışarıya çıktı kibarca. Kapıyı çekip kapattığı zaman dudaklarında şeytani bir gülümseme belirdi: - Şimdi yaktım çıranı senin. Görürsün sen! Fehmi ise bu ani değişiklikten memnun, bütün bir gece uykusuz kalmasına sebep olan bu hadisenin böyle tatlıya bağlanmış olmasından keyifli ve rahat işine döndü. Bu huzur, masasının üzerinde duran kasa anahtarlarının yerinde olmadığını bile fark ettirmemişti ona. Çetin hızla kendisi gibi yaşantısı karanlık arkadaşlarından birisinin yanına gelmişti. Sırıttı: - Tamam... İşte... Çabucak yaptıralım şunları... diye seslendi anahtarları göstererek Bir gece önce yapmışlardı bu planı. Anahtarların bir kopyasını yaptırıp götürüp Fehmi’ninkileri yerine bırakacaktı. Bir saat içinde hallettiler meseleyi. Arabasına atlayıp fabrikaya döndü. Muhasebe odasına girdiği zaman Çetin’i tekrar karşısında gören Fehmi şaşkınlıkla baktı yüzüne: - Fehmi bey, ağabeyim ararsa ben Antalya’ya gidiyorum bir arkadaşımla birlikte... haberiniz olsun... Fehmi fırlamıştı yerinden. -Tabii Çetin bey, söylerim efendim, iyi gezmeler beyefendi... Sırıtarak çıktı Çetin. Halletmişti işini. Anahtarları yine yerine bırakmış, Fehmi de fark etmemişti. Artık gece olmasını beklemek zorundaydı. Hemen birkaç bardak bir şeyler içmek için bir birahaneye girdi. Tereyağından kıl çeker gibi halletmişti işini. Fabrikanın yönetim binası ana binada değil, onun yanı başında iki katlı sevimli bir yapıydı. Üst katta Feyyaz beyin odası ve Yönetim Kurulu toplantılarının yapıldığı odalar vardı. Alt katta ise muhasebe servisi ve Fehmi’nin odası bulunuyordu. Fabrikanın kasası da Fehmi’nin odasındaydı. Mesai bittikten sonra Fehmi dikkatlice masasını topladı ve kasayı kilitledi. Odasının ışığını kapatıp dışarı çıktı, oda kapısını da kilitledi. Çıkışa doğru yürüdü. Karşılaştığı personelle selamlaştı: - İyi akşamlar, hayırlı geceler... Bunlar her gün yaptığı rutin işlerdi. Her akşam hesapları bitirip kapattıktan sonra kasadaki parayı sayar ve kasayı kilitlerdi. On iki senedir hiçbir aksilik çıkmamıştı. Dışarısı rüzgarlıydı. Hava sıcak olmasına rağmen esinti insanı rahatsız edecek kadar güçlüydü. Başını kaldırıp gökyüzüne baktı: - Hava berrak aslında... Yemekten sonra biraz çıkıp dolaşmalı... diye geçirdi içinden. Eve giderken ekmek ve yeşil salata aldı. Mukadder yemeği hazırlamış bekliyordu. Serdar’la şakalaştı bir süre. Yemekten sonra ayaklarını uzattı. Hanımına baktı: - Ne dersin biraz çıkıp dolaşalım mı şöyle? DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT