BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Medîne-i Münevvere’yi ziyâret

Medîne-i Münevvere’yi ziyâret

Fahr-i Kâinât Efendimiz, bir hadîs-i şerîfte buyurdular ki: “Kim, vefâtımdan sonra beni ziyâret ederse, beni hayâtta iken ziyâret etmiş gibidir.”



Umre konusuna, kaldığımız yerden devam ediyoruz efendim... İhrâmdan çıktıktan sonra Mekke-i Mükerreme’de istenildiği kadar nâfile tavâf yapılır. Nâfile sa’y yapılmaz. Ziyâret yerlerine gidilir... Mekke-i Mükerreme’den ayrılmadan önce, son bir def’a daha Ka’be-i Muazzama ziyâret edilir. Ka’be kapısının eşiği öpülür. Göğüs ve sağ yanak, Mültezem‘e ya’nî Beytullâhın kapısı ile Hacer-i esved arasındaki yere sürülür. Kimseye eziyet vermeden Ka’be’nin perdesine yapışılıp gözyaşı içinde duâ edilir. Ağlayarak mescidin kapısından çıkılır. Medîne’ye Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizi ziyârete niyet ederek yolculuk başlar... *** Fahr-i Kâinât Efendimiz buyurdular ki: “Kabrimi ziyâret edene, şefâatim vâcip oldu.” [İbn-i Huzeyme, Bezzâr, Dârekutnî ve Taberânî] Diğer bir hadîs-i şerîfte de: “Kim, vefâtımdan sonra beni ziyâret ederse, beni hayâtta iken ziyâret etmiş gibidir” buyurulmuştur. Resûlullah Efendimizin “Kabr-i Şerîf”lerini ziyârete giden kimsenin, çok salevât-ı şerîfe getirmesi lâzımdır. Okunan bu salât ve selâmların Peygamber Efendimize ulaştırıldığı, hadîs-i şerîfte bildirilmiştir. 1- Önce bir salât ve selâm getirilir. Sonra: “Allahümme hâzâ haremü nebiyyike, fec’alhü vikâyeten lî mine’n-nâr ve emânen mine’l-azâb ve sûi’l-hısâb” denir. 2- Mümkünse şehre veya Mescid-i Nebevî’ye girmeden önce gusl abdesti alınır. 3- Güzel koku (esans) sürünülür. 4- Yeni, temiz elbise giyilir. Çünkü bunlar, ta’zîm ve hürmet ifâde ederler. 5- Medîne-i Münevvere’ye ve Mescid-i Nebî’ye mütevâzı, vakârlı ve sükûnet hâli ile girilir. *** Hücre-i seâdeti ziyâret edenlerin çok uyanık olmaları lâzımdır. Gönlünde dünyâ düşünceleri bulunmamalıdır. Allahü teâlânın Habîbi olan Muhammed aleyhisselâmın mübârek nûrunu ve derecesinin yüksekliğini düşünmelidirler. Dünyâ işleri ve dünyevî açıdan büyük kimselerle görüşüp fayda sağlama ve alış-veriş düşünceleri içinde yapılan duâları, Allahü teâlâ kabûl etmez, dileklerine kavuşamazlar. *** Hücre-i seâdeti ziyâret etmek şerefli bir ibâdettir. Buna inanmayanların, Müslümânlıktan çıkmalarından korkulur. Çünkü bunlar, Allahü teâlâya, Resûlüne ve bütün Müslümânların icmâına karşı gelmiş olurlar. “Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” dedikten sonra, İsrâ sûresinin 80. âyet-i kerîmesini okumalıdır; meâl-i âlîsi şöyledir: “(Ey Resûlüm!) De ki: “Rabbim! Beni dâhil edeceğin yere [gireceğim yere], hoşnutluk ve esenlikle dâhil et [dürüstlükle, doğrulukla girmemi sağla, takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve huzûr içinde koy]; çıkaracağın [çıkacağım] yerden de hoşnutluk ve esenlikle çıkar [dürüstlükle, doğrulukla ve selâmetle çıkmamı sağla, nasip et]. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver [benim için kendi katından yardım edici bir güç ver].” Onun akabinden, “Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Vağfir lî zünûbî veftah lî ebvâbe rahmetike ve fadlike” diyerek, Mescid-i Nebevî’ye girmelidir. 1- Resûlullah Efendimizin minberinin yanında iki rek’at “Tehıyyetü’l-mescid namazı” kılmalı, minberin direği, sağ omuzuna gelecek şekilde durmalıdır. Sevgili Peygamberimiz, burada namaz kılardı. Burası, Peygamber Efendimizin kabr-i şerîfi ile minberi arasıdır. Hadîs-i şerîfte: “Kabrim ile minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir. [Onun için buraya ‘Ravda-i mutahhera’ denilir.] Minberim, havzım üzerindedir” buyurulmuştur. 2- Resûlullah’ın mübârek kabrini ziyâret etmeyi kendisine nasîb ettiğinden dolayı, Allahü teâlâya secdeye varmalı ve duâ etmelidir. 3- Peygamber Efendimizin kabr-i şerîfine, hücre-i seâdete gelmeli, arkasını kıbleye vererek Resûlullah’ın mübârek yüzüne karşı iki metre kadar uzakta edeble durmalıdır. Daha fazla yaklaşılmaz. 4- Huşû ve hudû üzere olmalı. Allahü teâlânın, Kur’ân-ı Kerîmde emrettiği şekilde, Resûlullah Efendimize, hayâtta imiş de, yüksek huzûrlarında bulunuyormuş gibi edeb üzere bulunmalıdır. Sekînet ve vakârı terk etmemelidir. 5- Elini, kabr-i şerîfin duvarlarına koymayıp, uzakta edeble ve hürmetle durmak, daha muvâfıktır. Namazda durur gibi durmalıdır. [Yarın da inşâallah, bu konuya devâm edelim.]
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT