BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgili Peygamberimizi ziyâret etme âdâbı

Sevgili Peygamberimizi ziyâret etme âdâbı

“Yâ Resûlallâh! Sen, hem şefâat eden ve hem de şefâatı kabûl olunansın. Makâm-ı Mahmûd senin için va’d edilmiştir... Bizler senin huzûruna geldik...”



Resûlullah Efendimizi ziyâret konusuna bugün de devâm ediyoruz efendim: 6- Resûlullah Efendimizi ziyâret ederken, onun mübârek, latîf sûretini hayâline getirmeli, kendisini bildiğini, sözünü, selâmını ve duâlarını işittiğini düşünmeli ve cevap verdiğini, “âmîn” dediğini düşünmelidir. Nitekim Resûlullah Efendimiz: “Kim bana kabrimde salât okursa, onu işitirim” buyurdu. Yine hadîs-i şerîfte, Resûlullah Efendimizin kabr-i şerîflerinde bir melek vekîl bırakıldığı, o meleğin, ümmetinden selâm edenlerin selâmını kendisine ulaştırdığı bildirildi. 7- Sonra; “Es-selâmü aleyke yâ seyyidî yâ Resûlallâh! Es-selâmü aleyke yâ Nebiyyallâh! Es-selâmü aleyke yâ Safiyyallâh! Es-selâmü aleyke yâ Habîballah! Es-selâmü aleyke yâ Nebiyyerrahmeti! Es-selâmü aleyke yâ Şefîal-ümmeti! Es-selâmü aleyke yâ Hâtemen-nebiyyîn!” Allâhü teâlâ, sana en yüksek mükâfât ve karşılıkları ihsân eylesin. Ben şehâdet ederim ki, yakîn (ölüm) sana gelinceye kadar, sen Peygamberlik vazîfeni yaptın. Emâneti edâ ettin. Ümmetine nasîhat eyledin. Allâhü teâlâ, sana, Kıyâmet gününe kadar salât ve selâm eylesin. ŞEFÂAT Y RESÛLALLAH! “Yâ Resûlallâh! Bizler sana çok uzak yerlerden geldik. Senin kabr-i şerîfini ziyâret etmek, senin hakkını ödemek, senin yaptıklarını yerinde görmek, seni ziyâret ile bereketlenmek, senin, Allâhü teâlânın katında bize şefâatçı olmanı istemek için geldik. Çünkü hatâlarımız bellerimizi büktü. Günâhlarımız omuzlarımıza ağır geldi. Yâ Resûlallâh! Sen, hem şefâat eden ve hem de şefâatı kabûl olunansın. Makâm-ı Mahmûd senin için va’d edilmiştir... Bizler senin huzûruna geldik. Fakat bizler, nefislerimize zulmettik. Günâhlarımızın ınd-i İlâhî’de bağışlanmasını diliyoruz. Yâ Resûlallâh! Allâhü teâlânın katında bize şefâat eyle. Yâ Resûlallâh! Allâhü teâlâdan, bizim rûhumuzu, sünnetin üzere almasını, yarın kıyâmet gününde, senin ile berâber mahşer yerine gelenler arasına katmasını, senin havzına gelip, orada senin havzından içmeyi nasîb etmesini dile. Yâ Resûlallah! Senin şefâatini istiyoruz” diye duâ edilmelidir. 8- Sonra selâm gönderenlerin selâmını iletip: “Esselâmü aleyke yâ Resûlallah! Şu kimse, senin, Allâhü teâlânın katında, kendisine şefâatçı olmanı istiyor. Ona ve bütün Müslümânlara şefâat eyle” demeli ve dilediği kadar salevât okumalıdır. 9- Sonra yarım metre sağa, Ebû Bekr-i Sıddîk (radıyallahü anh) hazretlerinin mübârek başı hizâsına gelip; “Es-selâmü aleyke yâ halîfete Resûlillâh! Es-selâmü aleyke yâ refîkahû fil-esfâr! Es-selâmü aleyke yâ emînehû alel-esrâr!” Allahü teâlâ, bu ümmetin imâmı olarak sana, en yüksek mükâfât ve karşılığı lutfetsin. Sen, Resûlullâh’a en güzel şekilde halîfe oldun. En iyi şekilde O’nun yüce sünnetini ta’kîb ettin. Mürtedlerle (dînden dönenlerle) ve doğru yoldan ayrılmış olanlarla, muhârebe ettin. Dâimâ hakkı söyledin. Vefât edinceye kadar, hak yolda olanlara yardımcı oldun. Allâhü teâlânın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun! Allah’ım! Rahmetinle, onun sevgisi üzere rûhumuzu al. Onu ziyâretimizi boşa çıkarma!” diye duâ etmelidir. 10- Sonra yine yarım metre sağa, Hazret-i Ömer‘in (radıyallahü anh) kabrinin hizâsına gelmeli ve; “Es-selâmü aleyke yâ Emîre’l-mü’minîn! Es-selâmü aleyke yâ Muzhire’l-İslâm! Es-selâmü aleyke yâ Müksire’l-esnâm!” “Allâhü teâlâ, sana en yüksek karşılık ve mükâfâtı versin. Hayâtta iken de, ölümünde de İslâma ve Müslümânlara yardım ettin. Yetîmlere kefîl oldun. Akrabâya iyilik yaptın. Müslümânlara; onların râzı oldukları, hem hidâyet üzere bulunan ve hem de insanları doğru yola ileten bir rehber oldun. Onların işlerini derleyip topladın. Fakîrlerini zengin yaptın, yaralarını sardın. Allâhü teâlânın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun!” demelidir. 11- Sonra her ikisine birden [ya’nî Hazret-i Ebû Bekr ve Hazret-i Ömer‘e (radıyallahü anhümâ)] hitâben; “Es-selâmü aleykümâ yâ dacîay resûlillah ve refîkayhi ve vezîreyhi ve müşîreyhi vel-muâvineyni lehû alel-kıyâmi fid-dîni vel-kâimeyni ba’dehû bi-mesâlihi’l-müslimîn!” demelidir. [Henüz konumuz bitmedi, ama bugünkü makâlemizde yerimiz kalmadı. İnşâallah mevzûumuzu öbür hafta tamâmlamaya çalışalım.]
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT