BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir nakısa olarak fanatizm

Bir nakısa olarak fanatizm

Her maçtan sonra televizyonlarda bağıra bağıra konuşan, gözleri alev gibi bakan kelli felli kulüp yöneticileri...



Her maçtan sonra televizyonlarda bağıra bağıra konuşan, gözleri alev gibi bakan kelli felli kulüp yöneticileri... Siyasetin dehlizlerinde iz’an ve idrakini yitirmiş politikacılar... Sokaklarda elinde bazen bir bayrak, bazen bir pankart ve gözlerinde ölümcül bir öfke ile bağıranlar... Kendisiyle aynı düşünceyi paylaşmayanları gözünü kırpmadan “hainlikle, satılmışlıkla” suçlayanlar... Hasılı kelam bir psikolojik hâl, veya bir iz’an eksikliği olarak fanatizm... Bir kişi düşünün; kocaman şirket sahibi veya yöneticisi; milyonlarca taraftarı olan bir kulübe yönetici seçilmiş. O takıma gönül vermiş, destek olmuş. Maçlarına gitmiş, sevinmiş, üzülmüş. Buraya kadar her şey güzel, naif ve insani, değil mi? Aynı kişi, takımının kaybettiği her maçtan sonra, bir nefret ve öfke kumkumasına dönüşüyor. Bir başkası, milletvekili, parti yöneticisi. Bir siyasi görüşü benimsemiş, demokratik hakkını kullanmış, partiye üye olmuş, seçimlere girmiş, seçilmiş. Benimsediği fikirler doğrultusunda siyaset yapıyor. Buraya kadar her şey demokratik ve medeni, değil mi? Lakin o kişi demokratik teamülün önüne geçen siyasi hırslarıyla bir ilkesizlik ve tutarsızlık abidesine dönüşüyor. Bir fert olarak siyaseti takip ediyorum; bir siyasi görüşüm var. Bir futbol seyircisiyim; taraftar olduğum, sevdiğim bir takım var. Benimsediğim siyasi görüşün iktidar olmasını tabii ki isterim; tuttuğum takımın galip gelmesini, şampiyon olmasını tabii ki arzularım. Heyecanlanırım, sevinirim, üzülürüm. Siyasi kanaatlerimi de, tuttuğum takımı da yeri geldiğinde müdafaa ederim. Fikir ve kanaatlerimi kullanarak tartışırım da... Lakin, muhatabımı, muarızımı, rakibimi neredeyse parçalayacak bir nefret seline kapılmam. Kapılmamalıyım... Aksi halde, o çok korktuğum fanatizmin, bağnazlığın her türlü idrake, izaha kapalı cenderesine girmiş olurum. Bir mankurt gibi, doğruyu, adaleti, saygıyı, müsamahayı unutan bir robota dönüşürüm. Türkiye’de bugün, insanları birbirine nefretle baktıran bir futbol fanatizmi ve müsamaha ile anlayışı sıfırlayan bir ideolojik fanatizm yaşanıyor. Şike davasından eğitim reformuna kadar her konuda hakim olan haleti ruhiye fanatizmin idraksizliği oluyor. Belki çoğunluk böyle hissetmiyor, aklıselimini muhafaza ediyor. Ama maalesef, fanatizmin pervasızlığı, azınlığın çoğunluğa tahakkümüne yol açıyor. Fanatizmin, coşkun öfkenin tahakkümü, makul olanı bastırıyor. Oysa bu ülkenin ihtiyacı aklıselim ile mücehhez makul insanlar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT