BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Büyümeden vazgeçmek

Büyümeden vazgeçmek

Ünlü iktisatçı Keynes‘e sorarlar: Bir karar veya bir analiz bir müddet sonra geçerliliğini yitirmeye başlarsa ne yaparsınız? ‘Pozisyon değiştiririm. Siz ne yapardınız ki?’ der Keynes... Zira ekonomi tam da böyle bir şeydir.



Ünlü iktisatçı Keynes‘e sorarlar: Bir karar veya bir analiz bir müddet sonra geçerliliğini yitirmeye başlarsa ne yaparsınız? ‘Pozisyon değiştiririm. Siz ne yapardınız ki?’ der Keynes... Zira ekonomi tam da böyle bir şeydir. Çok sayıda faktörün, çok sayıda değişkenin aynı anda etki ettiği son derece dinamik bir sistem... Bir tahminde bulunup ona göre karar alır, uygulamaya geçersiniz. Bir süre sonra, sizin karar aldığınız esnadaki durum ve faktörler değişebilir. Yeniden durum analizi yapar, icabında kararlarınızı değiştirirsiniz. Dünya ekonomisi 2008’de bir paradigma kırılması yaşadı; olmazlar olur hale geldi. Yeni statüko da hâlâ oluşmadı. Eski statükoya göre oluşmuş, alışılagelen ekonomi ve para politikaları da kadükleşmeye başladı. Bunu AB’nin sallanıp duran ekonomilerini kurtarma planlarında görmüyor muyuz? IMF’nin sıkılaştırıcı, borç servisini önceleyen, para genişlemesine ‘zinhar’ müsaade etmeyen politikalarına ne oldu? Parasal genişlemeye, hatta örtülü moratoryuma en büyük destek IMF’den gelmedi mi? Türkiye, gelişmiş ülkelerin içinden geçtiği ‘mükemmel fırtına‘dan fazla etkilenmedi. Zira iki hayati unsuru doğru yönetti: Kamu maliyesi ve para politikası... Hükümet bütçeyi sıkı tutup borçlanma oranını artırmazken, Merkez Bankası da -deneysel, kumar denilerek ti’ye alınsa da- yepyeni yöntemler kullanarak ekonominin aksamadan yürümesine destek oldu. Merkez Bankası’nı eleştiriyorlar: ‘Erdem Başçı Adana’da iktisadi büyümeyi övdü, MB’nin görevi büyüme değil fiyat istikrarıdır’ diyorlar. Geçtiğimiz yıl para politikasının bileşenlerini sık sık değiştirdiği için eleştiriyorlar. Faiz koridoru denilen borç verme ve borçlanma faizlerinin arasını açıp parasal genişlemeye göz yumduğu için kızıyorlar. AB ve ABD piyasalara oluk oluk para basıp verirken, faiz koridorunu genişletip piyasada parasal rahatlama sağlamanın nesi yanlış? Merkez Bankası’nın görevi fiyat istikrarıdır, doğru... Peki fiyat istikrarı, yani enflasyonu düşürme uğruna, büyümeyi bir anda frenleyerek vagonları birbirinin üstüne bindirseydi, ‘ben görevimi yaptım, ötesiyle ilgilenmem’ mi diyecekti MB? Dünya hiç bilmediği, hiç tahmin etmediği bir süreçten geçiyor. İktisatçıların ellerindeki modeller, analiz kalıpları bu yeni durumu analiz edemiyor. Eski model ve bilgileri çöpe atalım demiyorum tabii ki... Lakin, ister melez deyin, ister deneysel, yeni ve proaktif politikalar uygulanmak ve bazen de yanılma riskini göze almak gerekiyor. Ve ihtiyaç anında da hiç kasmadan, kompleks yapmadan pozisyon değiştirmek... Keynes’in yaptığı gibi... Sözün özü Bir iktisatçı için gerçek hayat özel bir durumdur. Nobel ödüllü iktisatçı Paul Samuelson
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT