BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Oğlunuz akıllı mı?

Oğlunuz akıllı mı?

‘Ben mi abartıyorum bu yönetim işini, bu konuda memleketin hiçbir problemi yok mu?..’ Elimde olmadan bu soruyu soruyorum kendi kendime. Katıldığım memleket meseleleriyle alakalı toplantılarda, izlediğim panellerde bu konunun pek gündemde olmadığını görüyorum.



‘Ben mi abartıyorum bu yönetim işini, bu konuda memleketin hiçbir problemi yok mu?..’ Elimde olmadan bu soruyu soruyorum kendi kendime. Katıldığım memleket meseleleriyle alakalı toplantılarda, izlediğim panellerde bu konunun pek gündemde olmadığını görüyorum. Daha ziyade paranın, kredinin ve teşvikin söz konusu edildiğini, bu tahsis edilen ülke kaynaklarının kamu olsun, özel olsun şirketlerde kullanımına karar veren yönetim mekanizmasının pek konuşulmadığını müşahede ediyorum. Aslında yıllardır çeşitli pozisyonlarda içinde bulunduğum bu ‘yönetim konusu’nun kaynakların tahsis edilmesi kadar önemli olduğunu kesin olarak biliyorum. Ancak şirketler bu konuda öğrenmeye ve eğitime ayrılacak zaman ve kaynak konusunda istekli değiller. Yönetimin önemsiz sayılmasının en önemli sebebi global rüzgârlar başlamadan önceki kâr marjlarının yüksekliği olabilir. Çünkü hatalı kararların yol açtığı zararlar; Anadolu tabiriyle ‘kârdan zarar’ olduğu için önemsenmiyordu. Ama şimdilerde iki rakamlıya düşen kâr marjları tek rakamlıya indiği zaman şirketler ‘karar kalitelerini’ sorgulamaya başlayacaklar, kaliteli kararlarda kaliteli yönetimin lüzumu anlaşılacak. İşte o günler geldiğinde, yeni ticaret kanununun öngördüğü ‘şeffaf’lık başladığında ve ‘kayıt dışı’lık tarihe karıştığında herkes ya ‘iyi yönetecek’ ya da ‘kötü batacak’... Bütün mesele bu köşede üzerinde yıllardır önemle durmaya çalıştığım ‘rekabete ve krizlere dayanıklı bir şirket kültürü oluşturmaya’ gelip dayanacak. İşte bu iş ‘ha!’ deyince olmuyor. Mutlaka bunun fizikî ve malî altyapısı yanında ‘idarî’ (anlaşılsın diye ‘yönetimsel’) altyapısının da kurulması, geliştirilmesi ve devamlılığının sağlanması gerekiyor. Bunun için kafa yormak, okumak, seminer ve konferanslara katılmak, şirket çalışanlarıyla kafa kafaya verebilecek bir yönetim kültürünü geliştirmek gerekiyor. Bu konuya zaman, mekân ve imkân ayrılmazsa iş hayatı duruyor mu? Hayır. Ama ülkenin kıt kaynaklarını bir şekilde (miras, kredi, teşvik vb.) tahsis ettiğimiz şirketler ortalama ‘bir buçuk nesil’ sonra yok oluyor. Onca emeğe, gayrete, alın terine ve ülke kaynaklarına yazık oluyor. Türkiye’nin ekonomisine yön verenlerin bu konuya daha hassas yaklaşmalarını umuyorum. Çünkü ne der Anadolu insanı: ‘Akıllı oğlan ne yapsın parayı Akılsız oğlan ne yapsın parayı.’
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT