BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Trabzonspor nasıl yabancı almalı!

Trabzonspor nasıl yabancı almalı!

Trabzonspor play-off’a katılsa bile şampiyon olması zayıf ihtimal. Yönetim bunu göz önüne getirip, şimdiden alacağı futbolcularla bire bir görüşüp anlaşma yoluna gitmeli.



Trabzonspor play-off’a katılsa bile şampiyon olması zayıf ihtimal. Yönetim bunu göz önüne getirip, şimdiden alacağı futbolcularla bire bir görüşüp anlaşma yoluna gitmeli. Trabzonspor’un eski gücüne dönebilmesi, yıllar önce elde ettiği şampiyonlukları yakalaması, kendi nüvesinden yetiştirdiği futbolcularla olur. Türkiye Ligi’ne baktığınız zaman, birçok takımda Trabzonspor kökenli futbolcular forma giyiyor. Bu futbolcuların bazılarının Trabzonspor’a kazandırılması durumunda yeniden o günlerin yakalanacağına yürekten inanıyorum. Pek tabiidir ki, her şey kuralına göre oynandığı bir ortamda, Trabzonspor’un da yabancı konusunda rakiplerinden geri kalmaması düşünülebilir. Ancak Trabzonspor’a gelecek yabancı oyuncunun, özellikle “havasıyla” dünyada ün yapmış Trabzon şehrini sevmesi ve uyum göstermesi gerekiyor. Bence bu özellik, gelen futbolcunun kariyerinden önemli. Trabzonspor yönetimi alacağı yabancıyı öncelikle bu yönden tercih etmeli. Trabzonspor, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir şey gözetmeksizin yalnızca transfer olsun diye yabancı futbolcu almaya devam ederse korkarım bugünleri de arar! Derbi mükemmel, Yıldırım hüsran! Dünya derbisi dediğimiz, aslında dünyada hiçbir ülkenin yayımlamadığı, yalnızca kendi kendimize gelin güveyi olduğumuz Fenerbahçe-Galatasaray maçı sessiz sedasız oynandı bitti! Heyecanı, kalitesi, tribün temaşası ve hatalarıyla akıllarda kalacak bir 90 dakikaya şahit olduk. Derbide futbol adına bütün güzellikler vardı. Bazılarının dediği gibi karakolda değil sahada dostça bitti. Derbinin en zayıf halkası maçın hakemi Bülent Yıldırım’dı. Yıldırım öyle hatalar yaptı ki saç baş yoldurdu! Fenerbahçe’nin attığı ilk golde Sow’un ayağının fazla kalkmasını görmeyerek, daha maçın başında karşılaşmaya damgasını vurdu ve denilebilir ki maçı bir takımdan alıp diğerine verdi! Oysa ki Sow’un golünde, yüzde yüz faul vardı. F.Bahçeli futbolcu röveşata yaparken ayağı Semih’in kafasına kadar kalktı. Bu durum çok açık bir fauldü ve G.Saray lehine endirekt atış verilmesi gerekirdi. Yıldırım bununla da kalmadı, Emre’yi dokunulmazlığından dolayı atamadığı gibi Yobo’nun Elmander’e attığı dirseği de iyi süzemedi. Burada da Yobo’ya gösterilecek kartın rengi kırmızı olmalıydı. Yıldırım bırakın kırmızı kartı, sarıyı bile çok gördü! Aynı şekilde Elmander de ikinci sarı karttan kırmızı görmeliydi. Yeni MHK Başkanı Zekeriya Alp elinde Fırat Aydınus gibi bir hakem varken, böyle bir maça Bülent Yıldırım’ı vermekle daha ilk haftada sınıfta kaldı! Bugüne kadar Aykut Kocaman’ın gizli bir G.Saraylı olduğunu doğrusu bilmezdim! Bir antrenör ancak böyle bir hatayı yapması için bu işi hiç bilmemesi, ya da futbolcuyu sevmemesi gerekir. Bunlardan Aykut’un hangi kategoriye girdiğini bilmem ama bildiğim, Kocaman, maçı adeta aldı elleriyle G.Saray’a verdi! Öyle bir oyuncu değişikliği yaptı ki, G.Saray’ın iştahını artırdı! Stoch ve Alex’i oyundan alması, bir antrenörün yapabileceği en büyük yanlış olsa gerek. Bu oyuncular çıktı, G.Saray çok rahat bir şekilde ikinci golünü buldu. Stoch’un çıkmasından sonra Dia değil, defansif yönleri güçlü bir futbolcu oyuna alınmalıydı. Terim’in de, Aykut’tan aşağı kalır tarafı yoktu! Fenerbahçe’yi eğer ilk 20 dakikada olduğu gibi hafife alırsan, bir anda hüsran olur! Nitekim Terim daha sonra kendine geldi, karşıdaki takımın Fenerbahçe olduğunu anladı ve rakibine değer vererek oynadı. Terim’in ikinci büyük yanlışı, takımın en iyilerinden Emre’yi oyundan almasıydı. Ben Emre Çolak’ın değiştirilmesini, Terim’in, F.Bahçe’de oynayan eski oyuncusu Emre Belözoğlu ile karıştırmasına veriyorum! Şaka bir yana, Emre çıkarılıncaya kadar Selçuk, Eboue, hatta Melo bile oyundan alınabilirdi ama Emre Çolak asla.. Sonuç olarak; derbiden sonra “sel gitti kum kaldı” yerine, bu kez, “sel gitti futbol kaldı” yorumu yapılması daha doğru olur kanısındayım. Play-off açık kanaldan verilsin Marcus Merk’i Almanya liginde izlemesem hakem olmadığına karar verirdim. Adam kim ne diyorsa onun aksini söylemek için adeta kendisiyle yarışıyor! Hakemleri, yuvarlak laflarla geçiştirmesi, tamamen maddiyata dayanan bir psikolojik durumdur. Markus Merk, bana göre aldığı paraya bakıyor, gerisi onun için çok önemli değil. Sow’un attığı gole nizami gol diyen Yıldırım’dan başka hakem varsa, ben onun hakemliğinden şüphe ederim. Oysa ki, eski hakem hocaları, Sow’un golünün faul olduğunda birleşiyor. Gelelim yayıncı kuruluşun zarar etme konusuna; madem zarar ediyorsun, hiç olmazsa bu yönlerden masrafı kıs! Marcus Merk’in günübirliğine Almanya’dan Türkiye’ye gelmesi, en az 10 gazetenin çalışan muhabirlerinin maaşına denk! Bunun bir de kemiksiz olarak aldığı aylık var ki, bana göre çantaya değil çuvala sığmaz! Bence bütün bunlar göz önüne alınarak play-off maçları bu kuruluşa verildi. Oysa ki, bana göre şimdi haksızlık yapıldı! Eğer hakkaniyetse, muhtemelen dört büyüğün oynayacağı play-off maçları açık bir kanaldan verilmelidir. > “Hiçbir büyük başarı, coşkusuz elde edilmemiştir.” (Samuel Taylor Coleridge)
Reklamı Geç
KAPAT