BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asi Nehri akmam diyor

Asi Nehri akmam diyor

Suriye’de oluk oluk kardeş kanı akıyor. -Yeni mi? -Hayır!



Suriye’de oluk oluk kardeş kanı akıyor. -Yeni mi? -Hayır! Öncesi de var ama yakın tarihte yaklaşık 100 yıldır. -Osmanlı’dan koparıldığı günden beri. Suriye, Osmanlı idaresi altında 400 yıl, tarihinin en parlak dönemini yaşadı. Bölge ülkeleriyle bütünleşti ve refahı arttı. Şam, Hac yolundaki konumuyla yıldızı parlayan bir şehir hâline geldi. Halep ise gözde bir ticaret merkezi oldu. Ancak bu parlak günler, Batılıların Arap milliyetçiliği enjeksiyonu ile geride kaldı. -Osmanlı’ya karşı ırkçılık sarasına tutuldular. O günden bugüne, Suriye’de tersine akan sadece Asi Nehri değil. Sosyal hayat da, ekonomi de tersine aktı. -Dünya ilerlerken, Suriye geriledi. Yılda 3 milyar dolarlık petrol ihraç eden, yaklaşık 20 milyon nüfuslu ülkede, hâlen, per capita: 2.500 dolar. -Huzûr dersen yıldızlar kadar uzak. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Suriye, Fransız mandasına girdi (1920). Manda yönetimi 1946’ya kadar fiilen devam etti. Sonra, Sosyalist Baas Partisi, yönetimi ele geçirdi. İNTERNET İŞLERİ DEĞİŞTİRDİ -Suriye, 1967 Arap-İsrail savaşında Golan Tepeleri’ni kaybettiğinde, bugünkü devlet başkanı Beşar Esad’ın babası Hafız Esad, savunma bakanıydı. -Peki, Golan Tepeleri’ni İsrail’e kaptıran Savunma Bakanı Hafız Esad, savaştan sonra görevden alındı ya da hesap verdi mi? -Hayır! Aksine, Suriye devlet başkanlığına terfi ettirildi. Hafız Esad, 16 Kasım 1970’de askerî bir darbeyle iktidarı ele geçirdi. -Ve, son nefesini verdiği 2000 yılına kadar da bırakmadı. Suriye halkı, “astığı astık, kestiği kestik” bir despotun yönetiminde 30 yıl inledi. -Sonra? “Kral öldü, yaşasın kral!” Hafız Esad ölünce, yerine oğlu Beşar Esad geçti. Beşar, kendi halkına zulümde babasını gölgede bıraktı. -Ancak tökezledi. Çünkü, gelişen uydu, internet ve GSM teknolojisi işleri çok değiştirdi. -Mızrak çuvala sığmaz oldu. Suriye, Hafız Esad döneminde kapalı kutuydu. Devlet terörünün dışarı sızması zor hatta imkânsızdı. -Şimdi öyle mi? Artık herkes gazeteci, herkes kameraman. Cep telefonu olan fotoğraf çekip internetten servis ediyor. Karanlık işler ne kadar hızlı gizlenmeye çalışılırsa, inadına, o kadar çabuk açığa çıkıyor. -Dünyada hiçbir şey eskisi gibi değil. Baas ve despot Beşar Esad’ın sonunu getiren de işte bu teknoloji sürprizi. -Tabii bir de yönetimdeki, Asi Nehri gibi tersine akar görünen çarpık tablo. Yüzde 74’ü Sünni olan ülkede hâkimiyetin, yüzde 12’lik Nusayri azınlığın elinde olması. BURASI HER GÜN BÖYLE -Peki, Türkiye’nin istediği ne? -Suriye’de; insana saygılı, âdil ve bölgeyle uyumlu, seçilmiş bir yönetim. Euronews’ten Bora Bayraktar’ın tespitiyle, “Suriye’deki iç savaşın yol açtığı şiddet dalgaları, yüzlerce, binlerce sivili, kırık dökük hayatlarıyla, köksüz çalılar ve ağaç dalları gibi Asi Nehri’nin sahillerine atıyor. Kimileri gece yarısı sandallarla, kimileri sabahın ilk ışıklarında derilerini dikenli tellerde yırtarak, kendilerini Türkiye’nin kollarına bırakıyor.” New York Times ekibi, Türkiye’den Suriye’ye uzanan Asi Nehri’ni gece yarısı görüntüledi ve su yolunu kullanarak Hatay’dan içeri girenleri fotoğrafladı. Kayıklarla taşınanlar arasında, çocuklar ve yaşlıların yanı sıra, Türkiye’ye getirilen yaralılar da var. 23 yaşındaki Arif adlı bir aktivist, şöyle dert yanıyor: “Burası her gün böyle. Dün bir adam getirdim. Elleri ve gözleri yoktu...” Dünya, işte bu zulme karşı çıkıyor: Asi Nehri akmam diyor, Köprüleri yıkmam diyor. Muhâlefet, şu Esad’ı, Devirmeden bıkmam diyor!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT