BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İğne bile tutamazdı iş kadını oldu

İğne bile tutamazdı iş kadını oldu

İki çocuk sahibi oluncaya kadar makas ve iğne tutmasını bilmeyen Aylin Akdere’nin hayatı İSMEK sayesinde değişti. Akdere, kursta yeteneklerini keşfetti. Biçki dikiş kursunu bitiren Aylin Akdere, 4 sene sonunda düğün ve benzeri organizasyonların aranan tasarımcısı oldu. Hem kendi hem de çevresi kazandı.



SUNUŞ Bu haftaki konuğumuz sayesinde bir kez daha anladım ki bir iş sahibi olabilmek için en önemli ihtiyaç mali sermaye değil. Elbette ki sermaye gücünüz sizi bir yerlere taşıyor, ancak kendine güvenmek ve beceriyi emeğe dönüştürmek, gayretli ve sabır sahibi olmak en önemli sermaye. Siz şimdi “Bu da nereden çıktı” demeden tüm hanımlara sesleniyorum: “Okuyamadım, bir meslek sahibi olamadım, ömrümü çocuklara adadım, hiçbir şey yapamadım” demeyi bırakıyor, kolları sıvıyoruz. Şayet böyle bir arzunuz varsa bu haftaki konuğum Aylin Akdere’ye kulak veriyorsunuz ve neler başarabileceğinize bakıyorsunuz. Üstelik de bugün Succelife Organizasyon’un sahibi Aylin Hanım, becerisini dikiş kurslarına katıldıktan sonra keşfedenlerden. Sözümüz sadece hanımlara mı? Elbette ki hayır. “Memlekette iş güç yok” diye yakınan herkese. Haydi, hep birlikte yeteneklerimizi işe çeviriyoruz. Elbette ki bunun için bir desteğe ihtiyacımız var; o noktada da yardımımıza İSMEK’in bahçecilikten, cama, tekstilden, bilgisayara, güzellikten, grafikerliğe, modadan, tasarıma aklınıza gelebilecek 181 branşı kapsayan 228 kurs merkezi yetişiyor. Bugüne kadar bu kurslardan 1 milyon 175 bin kişi eğitim almış; birçok kişi iş kurmuş; evini atölyeleştirmiş. Aylin Hanım’ın örnek hikâyesi aşağıda; hem kendisi kazanıyor hem de çevresi. Bu kişilerden birisi de siz olabilirsiniz, “Nasıl ?” derseniz, buyurun efendim hayatın tam da içinden başarı hikâyemize... KENDİ TASARIMI Aylin Akdere organizasyonlarda kullanılan aksesuarları kendi imal ediyor. Sizi kısaca tanısak... 1995 yılında liseyi bitirince evlendim. İki oğlum var. Eskiden elim iğne bile tutmamış hatta çeyizime en ufak bir katkım olmamıştı. Annem şimdi yaptığım işlere bakıyor da “Kızım garezin bana mıydı” diyor. İSMEK kurslarından girişimciliğe örnek bir hikâyeniz var. Nasıl başladı bu serüven? Eltim, Halk Eğitimin kursunu bitirdi. O sıralarda Çağlayan’da Hürriyet Mahallesi’nde Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı kursların açılacağını duyduk. Eltim “Gel bizde gidelim” dedi. Ben de “Sen git ben ne anlarım dikişten” dedim. Ama ısrarıyla başladım da kursa. Kursta şunu fark ettim ki: tasarlamaktan hoşlanıyordum. İnsanlar bir takım çıkarmaya çalışırken ben bir peçete yapıyor, ardından bir örtü, bir yastık, kurdele nakışı, Brezilya nakışları derken işin tasarım kısmının çok hoşuma gittiğini fark ettim. Makineye bile oturmayı bilmiyordum, ama kısa zamanda öğrendim. Ayrıca, hocamız da çok iyiydi; 4 yıl boyunca aynı kursa gittim. Aynı kursa sıkılmadan gitmek doğrusu herkesin yapacağı bir şey değil... Evet, gittim. Aynı hocaya hem de; hiç sıkılmadan. Emek o kadar önemli ki. İğne tutmayı bilmeyen ben sabır ve zamanla detaylarıyla işi öğrendim. KABİLİYETİMİ KEŞFETTİM O zamanlar kafanızda iş kurmak var mıydı? Başta yoktu. Yapabileceğimi gördükçe mutlu oldum. Tasarım yanımı gördüm. Artık çok güzel işler çıkarıyordum. Zamanla çevremdeki insanlar yaptıklarımı beğenince, eş dost sipariş vermek istediler bana. Hediyeler yaparken, para da kazanmaya başladım. Ama yetmiyordu. Farklı şeyler yapmak istiyordum. Bir arkadaşım büyük bir organizasyon şirketine benden bahsetmiş. Bu istediğim fırsattı. Gittim görüştüm, işlerini aldım. Ama ben bu arada “Keşke düğünler süsleyebilsem” diyordum. Sonra başka bir firma çalışmak istedi. Masa örtüleri, sandalye süslemeleri, peçeteleri, lavanta keseleri, nikah şekerleri, dantelleri derken düğün ve benzeri organizasyonlar için artık çok güzel şeyler yapabiliyorduk. Tasarımları da kendim yapıp gösteriyordum. Kendi işinizi yapmanız nasıl başladı? “Biz müşteriye kendimiz ulaşamaz mıyız” dedik. Organizasyon şirketlerine de çalışıyorum ama bu arada. Evim bu “showroom”un üst katında. Kayınpederimden rica ettim; bize verdi; heyecanla döşedik. Ardından da eşimin arkadaşının bir düğün organizasyonunu aldık. 250 kişilik şık bir düğün yaptık. Oranın bütün peçetelerini, nikâh şekerlerini, masa örtülerini kendimiz yaptık. Çalıştığım çeşitli ajanslar var. Şimdi, peçete, nakış yapan kişilere ihtiyaç duyduklarında arıyorlar. Ayrıca İpekçe Mağazası’nın da bir çok ürününü biz yapıp veriyoruz. GÜZEL İŞLER ÇIKARTIYORUZ Kursa başlarken bu günleri düşünmüş müydünüz? Aklımın ucundan bile geçmemişti. Şimdi bakıyorum kendime ve “Aferin, sende ne cevher varmış” diyorum. İşim olduğunda gözüm kimseyi görmez; çok titizim. Kendimi oyalamak için gittiğim kurslar bana iş kapısı açtı. Kendime güvenim arttı. Artık insanların en güzel günlerinin sorumluluğunu alıyorum; bana güvenip iş veriyorlar. İşimin sorumluluğunu bilmem lazım. Bu işin sırrı nerede? Sadece dikiş bilmeniz yetmiyor. İnsanlar size güvenmek, yapabileceğinizi hissetmek istiyorlar. Geçen gün tavsiyeyle lüks bir yerde düğün yapmak isteyen bir genç hanıma bizi tavsiye etmişler. Randevulaştık. Yerimiz Çağlayan’ın arkaları. Bulamadılar. Ben de acaba ağırlayabilir miyim diye düşünüyorum. Vazgeçmeye bile niyetlendiler. Birisini gönderdim; aldırdım; geldiler; çok da mutlu oldular. Çok lüks bir yerde değilim henüz; ara sokakta; ancak aranarak bulunacak bir yer. Ama buradan güzel işler çıkartıyoruz. İnsanlar yaptıklarımızı görüyor ve güveniyorlar. Düğünlere gelelim. Nasıl tasarlıyorsunuz? İnsanlara hayallerindeki düğünleri soruyorum. Neleri arzuladıklarını, çiçekleri nasıl ve ne renk düşündüklerini soruyorum. Sonra onların hayallerini gerçeğe dönüştürmeye çalışıyoruz. Ama seçim şansı da bırakıyoruz; alternatifler hazırlıyor. İçlerine sinen bir gece yaşamaları için elimizden geleni yapıyoruz. Bu arada eşim de destek veriyor, çiçeklerimizi yapıyor. Çiçekçi mi eşiniz? Aslında 10 yıl önce çiçekçiydi. Sonra taksicilik yaptı ama ben burayı açınca tekrar çiçekçiliğe döndü ve birlikte çalışıyoruz. HERKES GİRİŞİMCİ OLDU Bu da çok hoş; eşinizi de tekrar eski işine döndürmüşsünüz, sanırım aileniz de size destek. Evet, eşim, annem, eltim, komşularımız birçok ahbabım işin bir yerinden tutuyor. Annem, erkek kardeşim, babam, eşim, eltim tüm ailem çok destekledi. Annem en büyük destekçimdi. O da evde bizler için iş yapardı. Şimdi o da bizimle çalışıyor. Annem sakinliğimizi de korumamıza destek oluyor. Telaşlı anlarımızda, “bitecek, yetişecek” diye bizi motive ediyor, duygusal desteği en önemlisi. Hatta geçen gün liseye giden oğlum geldi, “Anne bir arkadaşımın doğum günü, partisini bir kafede ben organize edeceğim” dedi. Herkes girişimci oldu bizde. Şık bir düğün organizasyonunun bütçesi nedir? Müşterinin bütçesi neye uygunsa ona göre bir organizasyon yapıyoruz. Çiçeği, masa örtüsü, peçetesi ile kişi başı 10 TL’den başlar, yukarıya doğru çıkar. Kullandığınız çiçek, kumaş, malzeme etkiler fiyatı. Bir organizasyonda masa örtüsünün duruşu çok önemlidir. Jilet gibi tertemiz, ütülü bir masa örtüsü, kumaş peçeteler ve özenle hazırlanmış çiçekler çok önemli. Bunlar masayı çok güzel gösterir. Ayrıca, mekân renkleriyle masanın uyumlu olması önemli. Mekânın dekoru masa düzenini yakından etkiler. SAĞLAM BİR EKİBİZ Bir düğün organizasyonunda çok insana da ihtiyaç var; bu insan kaynağını nasıl sağlıyorsunuz? Bir hizmet mi alıyorsunuz? Hayır, hepsi yakın çevremden. İSMEK kurslarından tanıdığım kursiyerlerden, komşulardan, destek alıyorum. Diyelim ki 50 adet nakışlı masa örtüsü lazımsa hemen onları organize ediyorum. Şekerler hazırlanacaksa ya buraya bana geliyorlar birlikte masanın etrafında hazırlıyoruz ya da evlerinde de yapabiliyorlar. İlk numunelerini önce kendim hazırlıyorum. Hepimizin elinin aynı çıkmasına dikkat ediyorum. Organizasyon günü de 5-6 kişi gidip yerleştirmeleri yapıyoruz. Peçeteler burada katlanır, şekerler yapılır. Sağlam bir ekibiz biz. Hanımlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz? “Okuyamadım, çalışamadım, ben yapamam” demesinler. Denemeleri lazım. Bir kına tepsisini kaplamak, şeker hazırlamak, peçete dikmek birçok hanımın yapabileceği bir iş. Biz, mesela: ev hanımlarına iş veriyoruz. Kendilerine güvensinler ve mücadeleci olsunlar. Ben yeni bir şey yapacağım zaman kapı kapı gezerim, sorarım araştırım “nerelere ürünlerimi verebilirim diye” düşünürüm. Sadece dikiş nakış değil ki takıdan, ahşap boyamaya kadar evde yapılabilecek ne işler var. İsterlerse çok şey başarabilir ve aile ekonomilerine destek olabilirler. Bir hanım günde 6 saat çalışıp haftada 250 lira kazanabilir! Aslında birçok hanım emeğini sizin gibi kazanca çevirebilir. Elbette. Her şeyden önce vakitlerini değerlendirmek için kurslara giden hanımlar mutlaka öğrendiklerini hayata geçirsinler. Değerlendirsinler. Emeğin bir sonucu olmalı. İnsan kendine güvenmeli. Üretmek o kadar değerli ki. Nikâh şekeri yaptığımda birçok mağazayı gezdim. Yapan, satan girişimci olmak lazım. İnternet bile hayatı o kadar kolaylıyor ki yapımından tasarımına ve satışa kadar ne çok bilgi var. Artık ben iş alıyor iş veriyorum. Mahallemizdeki birçok hanım arkadaşımı mağazaya çağırıyorum. Nikâh şekeri yapmayı, peçeteyi, nakışı öğretiyorum. Ne güzel işler çıkıyor birlikte. Çok hoşuma gidiyor. Bir hanım arzu ederse günde 6 saat çalışarak haftada 250 TL rahatlıkla kazanabilir. Harçlığı da çıkar. Yapacak çok şey var. Ben makas tutmayı bilmezdim, ama meğer çok daha fazlasını yapabilirmişim. İstikrar önemli.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT