BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beşköprü’den ıslama köfteye

Beşköprü’den ıslama köfteye

Ekmekler önce et suyuyla ıslatılıyor, sonra yağda kızdırılmış bibere bandırılıyor. Köftelerle döne döne kızarıyor ve lezzet yükleniyorlar.



Sakarya’mız iyidir hoştur da tarihi eser yönünden biraz fukaradır. Halk zaman zaman bunun sıkıntısını yaşar. Mevzu maziden açıldı mı, sözü döndürüp dolaştırıp Beşköprü’ye çıkarırlar. Doğrusu bu muhteşem köprü görülmeye değer. Ufak tefek tamirlerini dikkate almazsanız sıcağa, soğuğa, sele, doluya bin yıl dayanır ki mimarın böylesine “pes” denir. Şehrin yerlileri bir zamanlar Sakarya’nın bu vadiden aktığını söylüyorlar (ki muazzam yatağa bakarsanız haklıdırlar). Efendim, o günlerde havalide Jüstinyen Köprüsü’nden başka geçit yoktur. Üzerinden kral yolu gibi stratejik bir hat geçtiği için Bizanslılar tarafından denetlenir. Ancak bir zaman sonra askerler despot kesilir. Yöre sakinleri köprünün hatırına alttan alırlar. Yüklerini geçirebilmek için çocuklar gibi yalvarırlar. Muhafızlar göğüslerini kabarta kabarta dolaşır, caka satarlar. Böylesi bir köprüye hükmetmenin tadını çıkarırlar. Kimilerinden para koparır, kimilerinin tavuğunu, mahsulünü aparırlar. “Ağamsın, paşamsın” denildikçe havalara girer, keyiflerine göre karar alırlar. Bazen “geç”, bazen de “dön” buyururlar. ...Ve bir gün İşte tam o sıralar Sakar Baba adında bir dervişin yolu köprüye düşer. Muhafız komutanı bacaklarını gere gere garibin önüne geçer. Parmağını ihtiyarın kuru göğsüne bastırıp “Yassak hemşehrim” der. Sakar Baba, efendi efendi sorar. -Niye? Muhafız komutanı cevap bile vermez, elinin tersiyle def eder. Benzetmek gibi olmasın ama sanki sinek kovar. Mübarek bir köprüye bir de çağıldayarak akan çoşkun suya bakar. ¥ Devamı 16. sayfada Nerde o eski tadlar ğ Bu sevimli ihtiyarları (sakın öyle bir şey yapmayın ama) kızdırmak istiyorsanız. Hesap öderken suratınızı buruşturacak ve “Cık cık cık” çekip “Yok” diyeceksiniz “buranın da tadı kalmamış.” ğ Onlar bu şakaları ciddiye alıyor ve felâket üzülüyorlar. Sinirlendiklerini saklamaya çalışıyorlar ama biranda yüzlerinin rengi gidiyor. Kahırdan titreyen bir sesle “Neyin tadı kaldı ki?” diyorlar. “O eski etler, biberler, domatesler nerede? Em süleyesin bana, senin ağzının tadı aynı mı?”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT