BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sinsi düşmanlar

Sinsi düşmanlar

Yabancı ülkelerin dostluk adı altında Türkiye’nin iç işlerine karıştığını hatırlatan uzmanlar, “Kara ve kanlı bir geçmişe sahip olan Avrupalılar, büyük Türk Milleti’nin değer yargıları üzerine oyunlar oynuyorlar. Türkiye, bu oyunlara gelmemeli öz değerlerinden taviz vermemeli” diyor



1. yüzyıla güçlü bir devlet ve genç bir nüfus ile giren Türkiye’nin geleceğe yönelik politika, strateji ve üretimi konusunda araştırmalar yapan strateji ve sosyoloji uzmanları, yabancı kültür ve politikaların tesirinden şiddetle uzaklaşılması gerektiğini söylüyor. Türkiye’nin önünün açık olduğunu belirten uzmanlar, öz değerlerin ön plana çıkarılması ve mevcut potansiyelin kullanılmasıyla güçlü, ağırlığı daha artmış bir devletin olacağını belirtiyor. Strateji uzmanları, ülkemizin geleceğinin kısa, orta ve uzun vadede hazırlanacak planlar ile belirleneceğini, bunun da iyi yetişmiş personelle başarılacağını dile getiriyor. Strateji uzmanlarının görüşleri şöyle: “Türkiye’yi her fırsatta küçümseyen, kanunlarını, devleti, ve sosyal yapısını eleştiren Avrupalı’nın geçmişi karanlık ve kanlı. Saint Bertheleim katliamından, ırkçılığı mesken edinmiş bir ülkenin cezaevlerinde bulunan suçluların infaz edilmesine kadar birçok olaylar vardır. Ya da kendi içlerinde toprak bütünlüklerini bölmek isteyenlere karşı direkt ya da endirekt yollardan yaptıkları.. Bunlar biliniyor. Kimse bu katliamların hesabını sormuyor. Gündeme getirmiyor. Halbuki, bulunduğu coğrafya tamamen sıkıntılarla ve problemlerle dolu olan Türkiye, hem toprak bütünlüğünü korumak hem de güçlü olmak zorunda. Bütün hesaplar, güçlü Türkiye’nin ortaya çıkmaması. Cevval, çalışkan, zeki ve atak bir millet olan Türkler’in büyümesi, emperyal güce sahip olması başta Avrupa olmak üzere bütün dünya devletleri tarafından bir şekilde engelleniyor. Ama deniz, ırmak yatağına sığmaz. Türkiye’nin önüne konulan ve uygulaması istenen siyasi, ekonomik politikalar; uzun vadede aleyhimize oluyor. Sürekli olarak istenen konular, derinlemesine düşünüldüğünde varılmak istenen maksat ortaya çıkıyor. Oyun var Çoğu defa etnik köken, ırk, mezhep,din tartışmalarına sebeb olan bu güçler, Türk Milleti’nin hoşgörüsünü, hassas noktalarını çok iyi tartıp, hazırladıkları planları birer birer uygulamaya koyuyorlar. Özellikle devletin kurum ve kuruluşları ile halkı karşı karşıya getirme gayretleri artık prim yapmıyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, siyasete bulaşmayan ve uzak duran kurumların, halk ile karşı karşıya getirilme çabaları. Halbuki, bu oyunları hazırlayanlar ve bilerek ya da bilmeyerek alet olanlar bilmiyorlar ki, Türk Milleti buna karşı çok sert tepki gösterir. Asker ruhuna sahip bu ırkın en büyük özelliği her zaman kendisini asker olarak görmesi ve birlik-beraberlik duygularının sağlam olması. Sahnelenmek istenen oyunu hazırlayanlara 17 Ağustos felaketi örnek olarak gösterilmeli. Onlar, bu deprem felaketi sırasında bu asil milletin nasıl elele verdiğini görmeli ve unutmamalı. Avrupa’nın en büyük ve güçlü ordusuna sahip TSK, hem ülkesinin hem de bölgesinin barış, istikrar, adalet kaynağı. Düşmanlar, güçlü ordusu olan Türkiye’nin silahla değil psikolojik ve sosyolojik olarak yıpratılması konusunda çalışıyorlar. Geçtiğimiz dönemde yaşanan Gazi Olayları, PKK, Asala gibi olaylar düşmanlarımızın eseridir. Pozitif değerler Türk toplumunun stratejik değerlerini göz önüne alıp bir analiz yaptığımızda, pozitif değerdeki temel özelliklerin, daha ziyade siyasal, sosyal, askeri ve coğrafi konulardan müteşekkil olduğunu görmekteyiz.Köklü bir devlet geleneğine sahip, demokrasi karakterli olması ve belirliğin bir dış politika deneyiminin bulunması, Türkiye’nin siyasi açıdan en belirgin “Artı” değer yaratan özellikleridir. En fazla güçlülük yaratan özeliliklerin sosyal konularda kümelendiğini söylemek mümkündür. Türkler’in köklü bir tarihi geçmişi vardır. Hoşgörülü bir toplumdur. Sağlam aile yapısı yaşamsal tutkaldır. Nüfusun artış hızı yüksektir. Genç ve dinamik nüfusa sahiptir. Türkler sadakati yüksek karakterli, yardımsever, geleneklerine bağlı ve inançlı insanlardır. İslam Dini’nin özünü keşfetmiş ve gerçek İslam inancını yaşama adapte edebilmiştir. Bireysel zeka düzeyi yüksektir. Diğer bir “Artı” özellikleri ise askeri konulardır. “Türkler, asker doğar ve asker ölür” inancı hakimdir. Savaşçı karakterlidirler. Liderlik özelliklerini daha ziyade askeri alanlarda gösterme eğilimlidirler. Güçlü bir ordu oluşturmayı herşeyden öncenlikli görürler. Ki, bu da bulundukları coğrafyada olması gereken çok önemli bir unsurdur. Coğrafi konular çerçevesi içinde Türkiye’nin bir hayli avantajlı özeliklere sahip olduğu aşikardır. Coğrafya, tarıma elverişlidir. Su kaynakları yeterlidir. Temel yeraltı kaynaklarına sahiptir. Ulaştırmaya dayalı avantajları bulunmaktadır. Türkiye, bu özellikleri ile medeniyet yarışında ön saflarda yer alabilir mi? Tabii ki, hayır. Çünkü sağlığa, eğitime, yetişmiş bilim adamına yeterince önem verememesi, enerji üretmede eksikliklerinin olması, ekonomik modelleri dışarıdan ithal etmesi, teknoloji yaratamaması, kritik teknolojileri ele geçirememesi, stratejik doğal kaynaklara sahip olmaması, denizlerinden faydalanamaması, uzay yarışında yerinin bile olmaması, kurumsallaşmada güçlük çekmesi, tarihi ve önemli fırsatlardan yararlanmaması, emperyalist karakter taşımaması, esnek dış politikayı içine sindirememesi gibi ağırlıklı olarak; bilimsel, teknolojik, ekonomik ve biraz da sosyal tabanlı konular Türkiye’nin önünü tıkayan önemli engellerdir. Gelecek Türkiye’nin Yıkılan Osmanlı İmpatorluğu’ndan sonra çok çabuk dirilen yeni Türkiye Cumhuriyeti ise, diğer birçok ülkeye oranla Atatürk’ün dehası ve sahip olduğu pozitif değerlerin birleşimi ile yeterince çabuk ve akılcı davranarak, medeniyet sıralamasında haklı bir konuma gelmiştir. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ifadesi ile hedef ilk “On”dur. Peki, Türkiye Cumhuriyeti, 21 nci yüzyılın ilk çeyreğinde dünyanın en güçlü ilk on ülkesi içine girebilecek mi? Bu soruya psikolojik olarak verilebilecek cevap, “Bu gidişle hayır” veya “Tabii ki evet” arasında; ekonomik-bilimsel olarak, DPT’nin yorumu ile “İlk 15-17 garanti ama, ilk 10 biraz zor” şeklinde olmaktadır. Uyumamalı Unutmayalım, bu olumsuzlukları biz yapıyoruz. Ya rakiplerimizin planları gereği ya da bizim aymazlığımızla olan olumsuzluklar bunlar!. Bugün Türkiye iyi bir ivme yakalamıştır. İstikrarlı bir hükümetle yönetilen Türkiye, AB’ne aday olmuş; Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’da stratejik denge unsuru konumuna oturmuş, barış için yatırım yaparak savunmasını oluşturabilme atmosferini yakalamış, Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı projesini gerçekleştirmede önemli adımlar atmış, ekonomisini düzeltme yolunda önemli düzenlemelere gitmiş durumdadır. Sağlam adım Bütün bunları bizler yapacağız. Bizim yerimize bir başkası yapamaz. Zaten başkaları beceremememiz için uğraş veriyor, hatta engel olmakla ilgileniyor. Özetle; mevcut olan değerlere sımsıkı sarılmak, yeni ve mutlaka olmasa gerekenleri ne yapıp yapıp elde etmek, ilk fırsattaki hedeflerimiz olmalıdır. Medeniyetimizi köklü ve hakim kılmak istiyorsak, yapacağımız işlerin hareket noktasının; insanılk için en yüksek değeri, yönetim için en kabul edilebilir tarzı yakalamak ve çevre ile insan yapımı arasındaki ahengi oluşturmak olduğunu unutmayalım. Diğer gerekli motifler, modeller ve buluşlar kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Yeter ki, milletimiz ayağının altındaki toprağına sağlam bassın.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT