BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hazar Petrolü ve Türkiye

Hazar Petrolü ve Türkiye

Rusya, “arka bahçesi” telâkki ettiği Kafkasya’dan bir türlü elini çekmiyor. Rusya ile Ermenistan arasında, Ermenistan’daki Rus askeri üssü anlaşması geçen hafta 30 yıl daha uzatıldı. Bu durum diğer Kafkas devletlerini rahatsız ediyor.



Varil fiyatında OPEC ağırlığı Başlarken Dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin hacmi ve ömürleri itibariyle yapılan araştırmalar sonrasında, Hazar petrol havzası bir yıldız gibi parlamaya başladı. Tesbit edilen bu zenginlik ABD ve Rusya’yı heyecanlandırıyor. Petrol ve doğalgaz kaynaklarını yedeklemek ve ikmal hatlarını çeşitlendirmek isteyen ABD’nin önderlik ettiği Batı ile Rusya arasında, açıktan ve gizli bir çekişme başladı. Türkiye, coğrafi konumu itibariyle bu çekişmenin ortasında. 1999 yılında, Türkiye için büyük önem taşıyan ve uluslararası mahiyette olan AGİT zirvesinin İstanbul’da yapılması; Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Trans Hazar doğalgaz boru hattı anlaşmaları; Türkiye’nin AB üyeliğine aday seçilmesi gibi önemli olaylar cereyan etti. 2000 başlarında Türk Boğazlarının teknik güvenliği için gerekli radar-bilgisayar trafik sistemi ve diğer koruyucu teknik donanım ihalesi yapıldı. Önümüzdeki günler, petrol konuları açısından Türkiye’yi yakından ilgilendiren uluslarlarası önemli faaliyetlerle dolu. Son zamanlarda, hem Türkiye ve komşuları, hem Batı ile güven krizine sebep olan Rusya’da, 26 Mart’ta başkanlık seçimi kampanyası başladı ve Vladimir Putin seçildi. 5-6 Nisan’da Bakü’de, Türk devletlerinin liderleri toplanıyor. 16-17 Nisan’da da, 17 Ağustos depremi sebebiyle ertelenen “Uluslararası Osmanlı Kültür ve Bilim Mirasının 700. Anma Törenleri” İstanbul Ceylan İntercontinental Oteli’nde yapılacak. Bu törenlere de Türk devlet başkanları ile birçok ülke liderinden davetlinin olduğu söyleniyor. Bu faaliyetlere, 1-11 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen “Türk İşadamları Kurultaya”nı da eklemek gerekir. 50 ülkeden 2 bin işadamının katılması bekleniyor. Bu faaliyete de Türk dünyası için oldukça sansasyonel bir olay gözüyle bakmak gerekir. Varili geçen sene 12 dolara düşen ham petrol fiyatı, OPEC ülkelerinin petrol üretimlerini kısmaları sonucu, bu sene 32 dolara kadar yükseldi. (OPEC ülkeleri geçen sene petrol fiyatlarının düşmesi sebebiyle büyük zarara uğradıkları için vanalarını kısmak zorunda kalmışlardı) Petrol fiyatlarındaki büyük dalgalanmalar, fakir ve gelişmekte olan ülkeler bir yana, başta ABD olmak üzere birçok büyük ekonomiyi de sarsmaya başladı. İnsanların aklına, hemen, 1973-74 İsrail-Arap ve 1979-1980 Irak-İran harplerindeki petrol krizleri geldi. Panik yaşanmaya başladı. Petrol fiyatları düşmediği takdirde, Bill Clinton’dan sonra ABD Başkanlığı’na seçilmesi beklenen yardımcısı Al Gore’u da güç duruma sokmuş gözüküyor. ABD kamuoyundaki huzursuzluk sebebiyle, Clinton’ın enerji bakanını ve petrol lobilerini devreye sokarak, OPEC ülkelerine petrol üretimlerini arttırmaları yönünde büyük baskı uyguladığı biliniyor. Bu baskılar sonuç verdi. 27 Mart’ta toplanan OPEC ülkeleri, üretimlerini yüzde 6.3 arttırmaya karar verdiler. Üretimi arttırmaya karşı tavırları bilinen İran, Libya ve Cezayir’in de ikna edilmesi sonucu bu kararın alındığı görülüyor. Bu yüzde 6.3’lük artış, günde 1.45 milyon varile tekabül ediyor. Aslında petrol arz ve talebinin dengelenebilmesi için günlük üretim artışının 2 milyon varil olması gerekiyor. Bu eksikliğe rağmen, yaz sonlarında ham petrolün varilinin 26.27 dolara doğru gerilemesi beklenebilir. Petrol rezervleri Devletlerin milli stratejilerini ve dış politikalarını belirleyen temel faktörlerden birincisini “ülke çıkarları” oluşturur. Enerji, tüm dünya için en temel değer. Dünyadaki petrol rezervlerinin ömrü, özellikle ABD gibi ileri sanayi ülkelerini düşündürüyor ve geleceğe dönük stratejiler geliştirmeye zorluyor. Bilinen ve işletilen petrol kaynaklarının büyük bölümünün rezerv olarak ömürleri azaldı. 1974-1990 arasında Ortadoğu’daki son üç harbi takiben, dünya üç kez petrol krizi yaşadı ve Körfez dışındaki alternatif petrol kaynakları arayışı hızlandı. Bu üç krizi istismar eden OPEC, petrol fiyatlarını alabildiğine arttırdı. 1960’lı yılların sonlarında, varili 1.8 dolar olan ham petrol, 1973-74 Arap-İsrail harbi, 1980 İran-Irak harbi ve son olarak 1990 Körfez Harbinde artarak 34 dolara ulaştı. Basra Körfezi çevresinde, birbirini takip eden krizlerden sonra varil başına fiyat oranı, nerede ise 20 kat arttı. Bu krizlerden yararlanan OPEC astronomik kazançlar sağladı. Özellikle sanayileşmiş ve kalkınmakta olan ülkelerin ekonomilerine büyük darbeler indirdi. Türkiye de yıllardır bundan nasibini alıyor. Büyük çapta Arabların güdümünde olan OPEC’in kaprislerine, Rusya’nın siyasi entrikaları eklenince canından bezen, petrole en çok ihtiyacı olan ülkeler -başta ABD olmak üzere-, yeni arayışlara girdiler. Arapların silâhlandırılması ve tüm Ortadoğu krizlerindeki siyasi manüpülasyonları sebebiyle, Batılılar Ruslar’a da petrol konusunda hiç güven duyamadılar. Batı, “Non-OPEC, Non-Arap, Non-Russian” sloganıyla özetlenebilecek tercihlere meyletmeye başladı. Bu düşüncenin temelinde petrol ikmal kaynaklarının ve ikmal yollarının çeşitlendirilmesi, diğer ifade ile seçeneklerin arttırılması var. Esasen işletimlerinde ortaklıkları olan OPEC petrol kaynaklarını terketmeleri hiç sözkonusu olamaz. OPEC, İngilizce “The Organization of Petroleum Exporting Countries” sözlüklerinin baş harfleri ile kısaca ifade edilen “Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü”dür. Bu örgütü kuran ülkeler; Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Libya, Cezayir, İran, Endonezya ve Venezüela’dır. (Kaynak : ABD Enerji Enformasyon Yönetiminin Haziran 1999 tarihli belgesi) Ve diğerleri... Non-OPEC ülkeleri; OPEC dışında kalan ve petrol üreten diğer ülkelerdir. Bu ülkelerin toplam ham petrol rezervleri, dünya petrolünün yüzde 25’i oranında olmakla beraber, dünya ham petrolünün yüzde 60’ını üretip işlemektedirler. Keza mazot ve fuel-oil gibi ürünlerin de çoğunu üretip tüketmektedirler. Bu ülkelerin toplam rezervleri az olmasına karşılık tüketimleri daha hızlı ve çok fazladır. Üretim ve tüketim oranlandığında, OPEC ülkelerinin rezervleri için ortalama 72 yıllık, OPEC dışı ülkeler için ortlama 14 yıllık petrol ömrü hesaplanmaktadır. Petrol endüstrisi ve üretim gözönüne alındığında, OPEC dışındaki petrol ülkelerindeki aşırı tüketim ve ihtiyaç sebebiyle, 2020 yılında OPEC dışı ve OPEC ülkelerin üretimlerinin eşit duruma geleceği hesaplanmaktadır. Non-OPEC ülkelerde iç tüketim fazla olmasına rağmen, dünya petrol ihracatının yüzde 38’ini ellerinde bulunduruyorlar. OPEC ülkelerinde petrol üretimi genellikle devlet tarafından yapılıyor ve pazarlanıyor. Buna karşılık, Çin ve Meksika dışında diğer Non-OPEC ülkelerde, üretim genellikle özel sektörün elinde. Non-OPEC ülkeler, petrol endüstrisindeki harcamalarının çoğunu petrol araştırmaları için yapıyorlar. (Kaynak: ABD Enerji Enformasyon Yönetiminin Haziran 1999 tarihli belgesi) OPEC ülkelerinin günlük petrol üretimleri (Milyar Varil/Gün) (Şubat 2000) Cezayir...................... 0.7 Suudi Arabistan............. 7.8 Birleşik Arap Emirlikleri......2.1 Endonezya...................1.2 Irak............................2.6 İran............................3.4 Kuveyt........................1.9 Libya..........................1.4 Nijerya........................2 Katar..........................0.7 Venezüela....................2.8 Meksika.......................3(OPEC’e dahil değil) (Kaynak: ABD Enerji B.lığı ve Le Monde Economie, 27-3-2000) Devam edecek
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT